Pasif Ayrılık

  Kapı kapanmadı, sadece aralık kaldı. İçeride kalan ses, dışarıdaki sessizlikle anlaşmaya vardı. Gitmek bir hareket değildi artık, durmanın başka bir biçimiydi. Ayakkabılar yerinde duruyor, ama zemin çoktan yabancılaşmıştı.

Ayrılık bir kopuş değil, yavaş bir çözünmeydi. Aynı odada nefes alıp farklı iklimlerde üşümekti. Ses tonları değişmedi belki, ama anlamlar göç etti; kelimeler birbirine küs kaldı.

Duvarlar, söylenemeyenleri ezberledi. Her çatlak, ertelenmiş bir cümlenin harfiydi. Bakışların değdiği yerlerde zaman inceldi; dokunmadan geçen yıllar, toz gibi birikti.

Sonra hatıralar ağırlaşmaya başladı; taşınamayan eşyalar gibi köşelere bırakıldı. Her biri dokunulmayı bekleyen ama dokunulursa dağılacak nesnelerdi. Geçmiş, artık sıcak bir sığınak değil, dikkatle geçilmesi gereken bir mayın tarlasıydı. Aynı anıyı hatırladığında bile başka duygularla yaralanıyordu insanlar.

Birlikte susmayı öğrendi insanlar önce. Sessizlik, ortak bir alışkanlık gibi masaya her akşam oturdu. Sorular sorulmadı, çünkü cevaplar yorgundu. Merak, yerini kabullenişe bıraktı.

Zaman, pasif bir tanık gibi köşede bekledi. Ne hızlandı ne de durdu; sadece aramızdan geçti. Takvim yaprakları düştükçe, aramızdaki mesafe bir takvim hatası gibi normalleşti.

Dokunmak, hatırlamanın riskli bir biçimi oldu. Omuzlar aynı çizgideydi ama içimizdeki ağırlıklar farklı yönlere çekiyordu. Yakınlık, bir yanlış anlama kadar kırılgandı.

İç sesler bile birbirine yabancılaştı. Aynı cümleyi içimizden geçirirken farklı tonlarda duyuldu. Ötekinin sustuğun yerde diğerinin içimde gürültüler vardı, Bu asimetri, görünmeyen bir uçurum yarattı; düşülmedi ama sürekli kenarında duruldu.

Ayrılığın sesi yoktu; bu yüzden kimse duymadı. İçten içe bozulan bir saat gibi, hâlâ çalışıyor görünüyorduk. Oysa akrep ile yelkovan artık aynı zamanı göstermiyordu.

Geriye kalan, tamamlanmamış bir cümleydi. Ne nokta koyduk ne de üç nokta. Sadece cümlenin ortasında durup, devamını zamana bırakıldı.

Bir noktadan sonra beklemek de anlamını yitirdi; çünkü beklenen şeyin ne olduğunu hatırlayan kalmamıştı. Umut, adını bilmediğimiz bir duyguya dönüştü, içimizde dolaştı ama hiçbir yere tutunamadı. Gelecek planları konuşulmadı, geçmiş zaten fazlasıyla konuşmuştu. Şimdi, arada asılı duran bir şimdiki zamanın içinde, ne ileri ne geri adım atılabildi.

Kimse kapıyı çekmeden, kimse arkasına bakmadan yürümeye devam etti. Pasif bir ayrılıktı bu; yaşandı ama ilan edilmedi. En çok da bu yüzden, uzun süre bitmedi.

Hayat akmaya devam etti, ama içinden bir renk eksilerek. Kimse fark etmedi, çünkü eksilen şey görünür değildi.

.

.

.

.

.

 

( Pasif Ayrılık başlıklı yazı AYDIN UZKAN tarafından 18.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu