Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 18.01.2026
Kapı kapanmadı, sadece aralık kaldı. İçeride kalan ses, dışarıdaki
sessizlikle anlaşmaya vardı. Gitmek bir hareket değildi artık, durmanın başka
bir biçimiydi. Ayakkabılar yerinde duruyor, ama zemin çoktan yabancılaşmıştı.
Ayrılık bir kopuş değil, yavaş bir çözünmeydi. Aynı odada nefes
alıp farklı iklimlerde üşümekti. Ses tonları değişmedi belki, ama anlamlar göç
etti; kelimeler birbirine küs kaldı.
Duvarlar, söylenemeyenleri ezberledi. Her çatlak, ertelenmiş bir
cümlenin harfiydi. Bakışların değdiği yerlerde zaman inceldi; dokunmadan geçen
yıllar, toz gibi birikti.
Sonra hatıralar ağırlaşmaya başladı; taşınamayan eşyalar gibi
köşelere bırakıldı. Her biri dokunulmayı bekleyen ama dokunulursa dağılacak
nesnelerdi. Geçmiş, artık sıcak bir sığınak değil, dikkatle geçilmesi gereken
bir mayın tarlasıydı. Aynı anıyı hatırladığında bile başka duygularla
yaralanıyordu insanlar.
Birlikte susmayı öğrendi insanlar önce. Sessizlik, ortak bir
alışkanlık gibi masaya her akşam oturdu. Sorular sorulmadı, çünkü cevaplar
yorgundu. Merak, yerini kabullenişe bıraktı.
Zaman, pasif bir tanık gibi köşede bekledi. Ne hızlandı ne de
durdu; sadece aramızdan geçti. Takvim yaprakları düştükçe, aramızdaki mesafe
bir takvim hatası gibi normalleşti.
Dokunmak, hatırlamanın riskli bir biçimi oldu. Omuzlar aynı
çizgideydi ama içimizdeki ağırlıklar farklı yönlere çekiyordu. Yakınlık, bir
yanlış anlama kadar kırılgandı.
İç sesler bile birbirine yabancılaştı. Aynı cümleyi içimizden
geçirirken farklı tonlarda duyuldu. Ötekinin sustuğun yerde diğerinin içimde
gürültüler vardı, Bu asimetri, görünmeyen bir uçurum yarattı; düşülmedi ama
sürekli kenarında duruldu.
Ayrılığın sesi yoktu; bu yüzden kimse duymadı. İçten içe bozulan
bir saat gibi, hâlâ çalışıyor görünüyorduk. Oysa akrep ile yelkovan artık aynı
zamanı göstermiyordu.
Geriye kalan, tamamlanmamış bir cümleydi. Ne nokta koyduk ne de üç
nokta. Sadece cümlenin ortasında durup, devamını zamana bırakıldı.
Bir noktadan sonra beklemek de anlamını yitirdi; çünkü beklenen
şeyin ne olduğunu hatırlayan kalmamıştı. Umut, adını bilmediğimiz bir duyguya
dönüştü, içimizde dolaştı ama hiçbir yere tutunamadı. Gelecek planları
konuşulmadı, geçmiş zaten fazlasıyla konuşmuştu. Şimdi, arada asılı duran bir
şimdiki zamanın içinde, ne ileri ne geri adım atılabildi.
Kimse kapıyı çekmeden, kimse arkasına bakmadan yürümeye devam
etti. Pasif bir ayrılıktı bu; yaşandı ama ilan edilmedi. En çok da bu yüzden,
uzun süre bitmedi.
Hayat akmaya devam etti, ama içinden bir renk eksilerek. Kimse
fark etmedi, çünkü eksilen şey görünür değildi.
.
.
.
.
.