
Zor olmasa gerek
aslında kolay addedilen bir düş kaldı mı da hala peşindeyim deli fişek
tedirginliğime de mal ettiğim…
Etme bulma dünyası ne
de olsa ya da elinde ne varsa şükretmeli babında bir tekerleme peyda olmuşken
mazluma.
Sorgu sual hak getire tıpkı
örtülü ödenek misaliyim hele ki yorgun cepheli rahlemde kıt kanaat mutluluğa
talip olduğum ama her daim ötelendiğim sonra da yumuşak bir kalp peşinde o
koşuşturmalarım…
‘’Selam!’’
Az sonra hatırını
soracağım lakin dayak yeme ihtimalini de göz önünde tutmalıyım. Sonrası Allah
kerim, demek nasıl ki münasip bir kabulleniş…
‘’Tanışıyor muyuz?’’
Ne gerek vardı ki şimdi
bu cevabı olmayan soruya hem demezler mi… dünya ahret bacımsın…
Zamansız öten horoz
olma kaygımı da söndürdük mü…
‘’Pardon, benzettim
ablam.’’
‘’Küçül de cebime gir.
Ne ablası ayol; dur bakayım daha ne gördüm de ablalık makamına
yerleştirildim?’’
Metafor kıvamında her
yeni gün ve her yeni insan. Ya, ben kimim?
Defolu kimliğim
çıkmışken ayyuka.
Sahi, kendime uygun bir
ağabey mi arasam? Ya, o da derse aynı şeyi?
Yok, yok, demez…
Hem sen, hiç amcana
teyze; bacına yiğidim diyebilir misin?
Saat misaliyim bu gün
ya da bozuk saat desem daha makul hoş; bu güne neyi doğru yaptım ki?
‘’Kardeş, taze mi
simidin?’’
‘’Bizde bayat olmaz.
Vatandaşa da yanlış yapılmaz hem. Dur, elleme. Aman ha, hijyen takıntım var
daha doğrusu zabıtadan zılgıt yemekten bıktım.’’
‘’Burnunuz mu akıyor?’’
‘’Oğlum, ne diyorsun?
Takıntı diyorum takıntı hem cezası da var/mış. Sonra alıyorlar tezgâhı işin
yoksa düş peşine artık hangi lenduha ise tezgâhımı yükledikleri. Kaç simit
vereyim?’’
‘’Verip veriştirdin be
emmi. Hadi, bana müsaade.’’
‘’Canın isterse. Bir
kez daha gel istersen milyon ver asla satmam senin gibi züğürde.’’
‘’Ağzını topla. Ne o,
öyle? Hem benim kimlerin kimlerin…’’
‘’Tövbe, tövbe.’’
Çattık belaya yine.
Aslında aç da değilim ama yoksa bir yerde oturup demli bir çayın başına mı
kurulsam?
Offf. Ayarım kaydı
yine: Hala kurulmaktan bahsediyorum. Kurum kurum kurulan kadınlara mı özendim
ne? Yok, be, ne dedim ki? Ne kadını?
Aklım gitti yine. Ama
suç, hep o doktorun daha doğrusu annemin gazına geldim de gittim. Bu telefonun
şarjı bitmemiş miydi? Şimdi sırası mıydı?
‘’Efendim, anne?’’
‘’Oğlum, gözüm yollarda
kaldı. Bak senin yüzünden, babanla o davete gitmekten de vazgeçtik. Nasıl geçti
doktorla görüşmen?’’
‘’Bir dahaki sefere,
annenleri de al gel dedi.’’
‘’A, ne münasebet? Ne
işimiz olur o deli doktoruyla… Pardon, ağzımdan kaçtı. Neyse canım, gerekirse
biz de eşlik ederiz. Ama önce şu tatile gidip gelelim de. E, ne diyor senin
akıl/beden karışıklığına hem az buz para da vermedik hani ne de olsa sosyete
doktoru. Mücella Teyzen çok memnun kalmış hem. Daha bu gün bir yarın…’’
‘’Kapatıyorum, az işim
var anne.’’
‘’Ne işin olacak ki bu saatte.
Anlatsana hem, ne zamana denk düşecekmiş izdivacın? Hem, demezler mi, Haluk
Beyin kızı… Pardon oğlu evde kaldı diye? Artık kararını ver de yap başvurunu.
Alo, alo, kime diyorum? Oğlum, cevap versene ayol. Aloooo.’’
‘’Hey, biri yardım
etsin, oğlan denize düştü.’’’
‘’Yok, yok, ayol alenen
atladı hem oğlan değil kadındı atlayan.’’
‘’Benden iyi mi
bileceksin? Yeminle erkekti.’’
‘’Ne erkeği ayol,
meydanda işte, belli ki bir yerlerden dönmüş. Ne diyorlardı sahi o dönene?’’
‘’Biri polisi arasın.
Ölüp gidecek adam.’’
‘’Polisi değil
ambulansı arayın. Bir yerden gözüm ısırıyor ama şey…’’
‘’Evet, ben de tanıdım.
Şu Seda’nın programına çıkan adama ne kadar benziyor.’’
‘’Yok, yok, o dediğin, Esra’daki
adam. Bu tam Zuhal’ın konuk aldığı o zengin kıza benziyor tıpa tıp.’’
‘’Zabıta geliyor. Memur
Bey, az evvel, denize biri düştü.’’
‘’Hanım, biz simitçinin
peşindeyiz. Adama bak ya, nasıl tabanları yağlamış kaçıyor.’’
‘’Bir el atsanız şu
atlayan garibe.’’
‘’Hele bir yakalayalım
simitçiyi bakarız bir hal çaresine.’’
‘’Boğuldu vallahi
boğuldu. Ay, nasıl merak ediyordum kim kiminle evlenecek.’’
‘’Ooo, daha çok var
onlardan. Biri gider biri gelir ne var ki bunda? Hem gözüm de hiç tutmaz bu tür
programları.’’
‘’İyi ki hatırlattın
kardeş. Ben bir koşu eve gideyim de açayım televizyonu. Adam da artık ekmek
arası bir şeyler hazırlar kendine. A, telefon çalıyor. Kimin telefonu ki bu? A,
demin denize atlayan çocuğun telefonu değil mi? Ay, nasıl açılıyor ki? Hah,
buldum.’’
‘’Alo, buyurun
efendim.’’
‘’Biz evlendirme
programından arıyoruz efendim. Sizin başvurunuz onay almadı. Sizi diğer
programa ve programcısına aktarıyorum. Hatta mısınız?’’
‘’Evet, hattayım
efendim. Hangi programdan bahsediyorsunuz?’’
‘’Evrim geçirenlerin
programı. Cinsiyet ayırımı yapmadığımız ve herkese açık ve canlı yayın
üstelik.’’
‘’Ne diyorsunuz siz? Tabii
ki de katılıyorum. Yalnız otuz kırk kilo fazlam var. Bir sorun teşkil eder mi
beyefendi?’’
‘’O zaman sizi, sağlık
programı; doktorun mutfağına aktarıyorum efendim. Başka sorunuz?’’
‘’Buraya bir ambulans
gönderin lütfen hem de acilen.’’
‘’Derhal, efendim. Ne
renk olsun?’’