
Düşlerimin tekerinde saklı kırıklığın
izi kırlangıçların kanatlarına özeniyorum ve bil mukabil dediğim sabahın erken
vakti bir açmazdan kaçıp da nasıl uçuyorum doğurgan duygularımı usulca
okşadığım adeta çocuğum gibi bazen ıslıklıyorlar ıslak gözlerimi gel gör ki ne
kahır içindeyim ne de esefle söyleniyorum ben ki: vakur bir ruhun peşinde
sürükleniyorum.
Gözlerimse arar seni
Göz göze gelmeyi dilediğim seher
vakti
Sözcüklerimse cürüm yüklü
Ne zamanki
Gelsen aklıma
Çiğ süt emmiş bebeğin en aç hali
Elbet aşkın da seferi tanığı
Ve aşk ki…
Anne özlemi.
Ve aşk ki…
Yolsuz kalmış duyguların müebbet
yediği
Vakur bir semazen misali
Dönendiğim
Asil bir ruha özenip de kendimi
bilediğim
Bilmediklerimi öğrenmekle ilintili
Bazen sessizce
Bazen coşkulu
Bilginin peşinde
Ve aşkın
Ve rüzgârın ki
Ben zaten esen rüzgârın kızıyım
Göğsümde mehtap
Sırtımda damga
Aşiyan yollarında kaybolduğum kadarım
Kendimle iştigal
Bazense o meczup kader
Bak nasıl da acıları istifler
Aşkın şahikası
Özlemin ve ilhamın da değil mi ki
Uzaktan kumandası
Elbet şiarım iken aşk
Kalemin nazında salınan o şafak
Aşkla hemhal
Tümcelerimse sen kokar
Her dara düştüğümde estiğim kadar
Öznemi kaybetmemek adına peşine
düşülesi
Ah, o nazlı yâre
Verip veriştirdiğim
Sanma ki yüreğin sadece güncesi
Bir almanak misali
Bazen aldatılmışlığım istifli
Göğsümde kâh aşk kâh makber
Gönlümde surlar ve sırlar
Sevdalı şehre öykündüğüm kadar
İçimin yılkı atları
Peşine düşülesi bir seyis gibi
Rehavet kokan bayırlardan geçtiğim
Rivayet addedilen mutluluğu
Kimselerin bilmediği serlerden
geçtiğim
Ve içime
Ta içime ç/ektiğim
El aman demeden
Naif yüreğinse semeresi iken
Şiirim ve kalemim ve çocuksu yüreğim
Hatta çocuk sesim
Şevkim ayan beyan
Esen rüzgâra meylettiğim
Ruhumun koridorlarına darılar ektiğim
Bense şimdilerde yakıcı bir güneşim
Sehven aşk
Şifahen belime doladığım o kuşak
Ebemin ta kendisi
Renklerinse efendisi
Aşkınsa tek maruzatı
Kavuşulası
Gel gör ki
Çok uzağında
Ruhumdaki kırık sayaç elbet değil de
kimsenin umurunda
Bense tapu senedi gibi kalemim
Şerh düşülesi tüm değerlerim
Afıküfü değil aza razı gelip de asla
çoğa
Tamah
Ve rağbet etmediğim
Bir minyon kalp ki benim ki
Bilmezler asla da bilmeyecekler
İçinde ta içinde kâinat gizli
Öykümse bitmedi
Öyle ki
Yeni başlıyor
Öldürdüğüm nefsime bir darbe daha
Ramazanın da yüzü suyuna hürmeten
Açlık ne ki?
Ya, susuzluk?
Efkârın dağında saklıdır benim
mağduriyetim
Aç da yatarım susuz da
Yatıya kalandır duygularım
Ve nöbette yüreğim
Acının esiri değil
Hüznüme yoldaş iken de yüce Mevla
Ve işte güneşin yeni doğduğu o billur
kuvözde
Büyüttüğümdür sevda
Gönlün kamberi
Aşkın ederi
Özleminse yürek yakan tini
Mahşerin çağrısı ne ki ne,
Ah, yârim, sen olmadıktan sonra…
Yazarın
Önceki Yazısı