Renklerden örülü rüzgârın duvağı benimse önce yüreğimden sonra dilimden düşmeyen o dua…

Aşkın hacmi nasıl ki yok bende.

Hacimsiz duygular değil hem şerit değiştiren ve işte kapımdan kovduğum müridi ve şeytan çünkü ben layık olmak adına Rabbime koştuğum tek Kapıdır Hakkın Kapısı:

Aşkın külliyesinde saklı milyonlarca balya aşkın doğurgan kitapları ve işte evrende saklıyım aslında o minnacık haizi olduğum tek zerremle.

Önce sevdim sonra doğdum.

Onlar ise hiç mi hiç var olmamıştı çünkü sevmeyi bilmiyorlardı.

Servetim mi şiarım mı yoksa insanların burun kıvırdığı şairliğim mi?

Özneme sadığım aşka sadık olduğum kadar ve dünyanın en zengin varlığıyım çünkü sevdikçe sevesim gelir ve işte kavuşulası bir ben nasıl ki var benden içeri ve beni bana sevdiren iblise ve zalime dahi müteşekkirim.

Ne beden ne benlik ne beyzade bir söylem sadece.

Zinhar yalan iken yalancının yırtık heybesinden de dökülürken günahlar ve işte şaibeli sevgilerde kanadı kırık uçmaya yeltenen yaralı kuşlar ve yamalı yürekleri…

Bitimsizdir benim tasvirlerim çünkü içim içime sığmaz bentleri aşarım.

Beynamazdır gölgeler en çok da yüzüme üfledikleri ölüm kokan nefesleri ki onlar ölmeden defalarca öldüler ama külünden doğandı mert olan külünden doğandı sözünden dönmeyen külünden doğandı renklerin en kutsalı ve şafak vakti şafak sayanlar kimi zaman durduk yere şafağı atanlar bense şakağıma dayadım kalemi ve hükmedene şükrettim yazmamı nasip edeni daha çok sevdim en çok da kendime ulaşmamı kendimi kucaklamayı başardığım için önce meylettim hüsrana sonra öldüm gün doğmadan ve günün ilk ışıklarında bir şiir kondu şakağıma dayalı kaleme ama yetmedi gürbüz gibi çocukları oldu güneşin ve ayın ve tek tanık rahmandı aşkın evrelerinde önce masumiyet kundaklandı sonra şirret gölgeler masumu yuhaladı.

Çocuklar öldü gün batmadan.

Taziyeler sunulmadan gün doğdu bu sefer.

Kundağında ağlayan bebekler açtı ve kimsesiz.

Anneler ise yetim kalmış düşlerine özlemle dokunurken babalar ekmek peşinde ama başlarına yağan bombalar masumların peşinde ve öldü insanlar durduk yere.

Hırs idi insanları yerinden yurdundan vatanından eden.

Haram da değildi lokmaları.

Ama zalimdi helale uzanan elin sahibi.

Zinhar yalandı insanların kimsesiz olduğu.

Haktı gözeten.

Haktı yoldaş.

Hak edenlere hak etmediği; hak etmeyenlere ise hak ettiği verilse bile o ziyafet sofrası yalandı.

Yansız değildi insan.

Yamalı olsa da giysiler.

Yâdında dünün teselli arayan sözcükler.

Öznesi yok özlemi yok ise insanın hele ki…

Özveri ile seven mert yürekler nasıl da sevgiden eridi.

Mutabık olmakla da eş değer sözcüklerin ve şairin ederi:

Oysaki yasa bunu demiyordu.

Yas mağduru yasalar ne dese…

Nasıl ki kıldan inceydi boynu beşerin.

Ve işte Rabbine teslimiyet ile çıkacakken de İnşallah düze.

Düzden bozma yamuk fıtratlar.

Yarım ağız sevmeler.

Yandan çarklı çoktan dibi boylamış gemiler.

Kindar iken zalim.

Kül yutsa da yetim.

Elbet vardı bir koruyanı elbet vardı bir sahibi.

Bu gün.

Belki de yarın.

Belki de dün.

Günden güne büyüyen acılar hasret iken izlek bildiği sözcüklerin ve şair iş başında:

Bir elinde kalem bir elinde yüreği…

Burun kıvıran kim ise.

Burnunun dikine gidendi yine şair çünkü biliyordu yanlışı olmadığını yan bakana ise de yok iken tahammülü ama bilmezdi kırıp dökmeyi kırık olsa da kalemi ve yüreği ve tamir eden yine Rabbi.

Gönlün huzur bulduğu her vakit.

Aslında güneşle imzalanmış bir akit:

Çünkü ışıktı şairin besini ışıktı şairin ışıyan ışıtan yüreği ve Mevla’sına sadık olduğu kadar da kendinden emin ve işte kucakladığı kadar da içindeki o masum çocuğu:

Ne de olsa söz vermişti önce Rabbine sonra kendine kirli olansa sadece elleri ne de olsa kalemin kurşunu bulaşmıştı eline sadece eline alnındaki akın da izinde izin verdiği sürece biricik Rabbi…

 


( Zinhar Yalandı İnsanların Kimsesiz Olduğu... başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 27.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu