Bozkırın Hakkı
Bozkırın Hakkı
Övülmek mi?
Biz övgüyü istemedik hiçbir çağda.
Rüzgâr adımızı taşırken dağlara,
biz yalnızca yürüdük.
Bir sabah güneş doğarken
bozkırın alnına sürülen kızıllık
kan değildi yalnız,
yeminlerin parıltısıydı.
Atlarımızın soluğu
nehirlere buhar oldu,
kılıçlarımızın şakırtısı
göğe yazı yazdı.
Göç dediğin şey
kaçış değil,
ufku büyütme sanatıdır.
Biz ki çadırı göğe kurduk,
yıldızları kandil bildik,
taşları konuşturduk,
demiri diz çöktürdük ateşe.
Bir çocuk doğduğunda
kulaklarına ninni değil,
tarih fısıldanır bizde.
Bir ana, oğlunu uğurlarken
gözyaşını içine akıtır,
çünkü bilir
vatan dediğin şey
bir toprak parçası değil,
bin yıllık bir emanettir.
Övülmek mi.
Biz övgüyü hak ettiğimiz yerde sustuk.
Çünkü biliriz.
Dağ kendini anlatmaz,
deniz kendini övmez.
Ama ikisi de
yerini kimseye vermez.
Türklük bir isim değildir yalnız,
bir direnişin,
bir dirilişin
ve yeniden ayağa kalkışın adıdır.
Göğe bak
orada eski bir sancak dalgalanır hâlâ.
Toprağa bak
orada at nalının izi silinmemiştir.
Kalbine bak
eğer korkmuyorsa adaletten,
işte orada başlar
övülmeyi hak eden bir millet.
(
Bozkırın Hakkı başlıklı yazı
basak--kaya tarafından
4.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.