Yurtta Barış Dünyada Barış
Nedir
barış? Barış, gökyüzüne ak kanatlı güvercinleri salı vermektir. Barış
gökyüzünde gökkuşağı renkli balonların uçurulmasıdır. Barış, sağlıklı, mutlu
çocukların gökyüzünde renk renk renk uçurtmalarla şölen yapmasıdır.
Barış,
annelerin ve taze gelinlerin gözyaşlarını savaşa giden evlat ve yavuklular için
değil bayram coşkusu içinde sevinçli günlerde akıtmasıdır. Barış insanların
hoşgörü ve yarınlarından güvenli biçimde bir arada özgürce yaşamasıdır.
Barış
öğrencilerin güle oynaya okullarına gidip dönebilmesinin sağlandığı dünyanın
kurulmasıdır. Ve barış Tarancı’nın dediği gibi, “ … olursa bir şikâyet ölümden olsun.” Evet, şikâyetin sadece ölümden olmasıdır.
Barışın zıt anlamlısı savaş nedir peki?
Öncelikle savaş gözyaşıdır, hiç kurumayan. Savaş yaşamının daha ilkbaharında
gençlerin çoğu kez dönmemek üzere hareket ettikleri dikenli yollardır. Savaş,
bazen mezun vermeyen liselerin şehit düşen evlatlarıdır. Savaş, “ zenginimiz
bedel öder, askerimiz fakirdendir.” Sözünün anlamlandığı bir eylemdir.
Savaş, “Vurulup tertemiz anlından
uzanmış yatıyor, bir hilal uğruna ne güneşler batıyor.” Destanını Akif’e
yazdıran acı bir boğazlaşmadır. Ve savaş “… ölmeden mezara konanların” ağıtıdır.
Savaş İki paylaşım savaşında milyonların kaybıdır. Ve savaş Nagazaki ve
Hiroşima’da binlerce insanın atom bombası altında yanmasıdır. Ve sadece
askerler değil yaşlı, genç, çocuk sivillerin ölmesi kentlerin harabeye
dönmesidir savaş…
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı
Mustafa Kemal ve silah arkadaşları daha Osmanlı subayı iken gâh Balkan
dağlarında, gâh Libya çöllerinde kan ve barutun acı kokusunu soludular. Balkan
Savaşlarının acı yenilgisini yaşadılar. Paylaşım Savaşı’nda 7 cephede savaşarak
savaşın ne kadar insanlık dışı bir eylem olduğunu bire bir gördüler. Ve yokluk
içinde son bir hamle Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı destansı bir özveriyle utkuya
erdirdiler.
Savaşın ne kadar acımasız, kan ve
gözyaşı olduğunu yaşamının 11 yılını cephelerde geçirmiş Mustafa Kemal yaşayarak
gözlemlemişti. Bunun için kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin biricik siyasetini
“Yurtta barış, dünyada barış.” Özdeyişi temeline dayandırdı. Barışı sağlamanın
yolu öncelikle ülkede birlik ve beraberliği sağlamak ve güçlü bir ordu
kurmaktan geçer bilinciyle ülkemizde başarılı çalışmalar yapıldı. Halkın
mutluluğu için sağlık, eğitim, ulaşım, sanayi vb. alanlarda hummalı çalışmalar
yürütüldü.
Barışı sadece ülke içinde huzuru
sağlamakla olanaklı değildir. Barış dünyanın her köşesinde sağlanırsa işte o
zaman yurtta da kalıcı barış sağlanmış olur. Bunun için Atatürk şu anlamlı
sözleri söylemiştir.
“En uzakta zannettiğimiz bir
olayın bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini
bir vücut ve her milleti bunun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun
parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir. Dünyanın filan
yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz.”
Bu ilke ışığında 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü II.
Paylaşım savaşında diplomasinin en ince, en kıvrak yöntemlerini kullanarak
ülkemizi ateş çemberine sokmama başarısını gösterdi.
Tabi köprülerin altından çok sular aktı. NATO’ya
girmek zorunda kaldık. Koşullar ne kadar değişse de “yurtta barış, dünyada
barış.” Şiarı her zaman gerçekliğini korumaktadır. Günümüzde yaşanan saldırgan
ABD ve İsrail, ülkemizin çevresini ateş topu haline çevirdi. Hükümetimiz İran’a
saldırının 20. Gününde Atatürk ve İsmet İnönü’nün dış politika uygulamalarını
takip ettiğinden savaşın dışındayız. Umar ve dilerim 1639 Kasr-i Şirin
antlaşmasından bu yana savaş yapmadığımız komşu Müslüman ülke İran’la barış
içinde kalma mutluluğunu yaşarız.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.