İnsanlar-öğretmenler Öldürülmesin
"Bana
çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." Köy
öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri.
Bu sözlerden
çok etkilenen ünlü şair Ceyhun Atuf Kansu
Aşağıdaki dizelerle başlayan “Dünyanın Bütün
çiçekleri” şiirini yazar:
“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin...ve sonra öleceğim…”
Öğretmen okulunda duydum bu şiiri
ilk kez. Büyük sınıflardan bir abla okuyordu bir okul etkinliği gecesinde.
Şiiri ben de bir Öğretmenler Günü’nde bine yakın öğrencilerin önünde okumuştum.
Şiir, daha 24 yaşında Şefik Sınığ öğretmenin dramatik ölümü için yazıldığını
öğrendim. Ve bu güzel şiiri duyunca tanımsız hüzün kaplar yüreğimi…
Sanal dünyada tanıştığım,
hemen hemen her gün iletişim içinde olduğum benim gibi emekli bir öğretmen
arkadaşım var. Karşılıklı paylaşımlarla günlük olayları değerlendiririz. Geçen gün
paylaşımını göremeyince durumunu merak ettim. Bir ileti ile hal ve hatırını
sordum. Şu ileti ile döndü arkadaşım bana:
“Merhaba. Meslek büyüğüm; hem ölen hanım öğretmene hem de
öldürülen adaşı tarikat sarmalına bulaşmış zavallı kadına çok üzüldüm pek
ağladım. İçimden yazmak gelmedi.”
Arkadaşım,
öldürülmesiyle ulus olarak bizleri yasa boğan Fatma Nur Çelik öğretmen ve
zavallı kadının acı kaybına ağlamıştı. Evet, ulusça üzüldük kayıplarımıza.
Fatma Nur öğretmenimize. Öğretmenimiz 44 yaşındaymış. Daha nice öğrencilerimizin
yetişmesine katkı sunacaktı öldürülmeseydi!
Öğretmen, ölüm yatağında bile son
söz olarak: “Öğrencilerimi getirin, getrin buraya… Son bir ders vereceğim
onlara/ son şarkımı söyleyeceğim,/ Getirin getirin… ve sonra öleceğim.” Diyerek
kalbinde, ruhunda taşıdığı öğretmenliğin o yüce insan-öğrenci sevgisini
söyleyerek ebediyete uçuyor. Fatma Nur öğretmenimiz de son nefesini verirken muhakkak
meslektaşı Şefik Sınığ’ın duygularını yaşıyordu. Çünkü öğretmenler öğrencilerini
çok çok severler, kendi öz çocuklarından da daha çok.
Öğretmenler, toplumu karanlıklardan aydınlığa
taşıyan meşalelerdir. Cehaletle savaşta bayrağı en önde taşıyan eğitim ordusunun
meçhul askeridirler. Ve kalplerinde taşıdıkları çocuk-insan sevgisi uçsuz
destansı bir sevgidir.
Öğretmen ölürse meşale söner,
geleceğin güvencesi çocuklarımızın kalbine akan sevgi pınarları kurur.
Toplumsal barış onulmaz yaralar alır. Yeni kuşakları yetiştirecek kaynaklar
kuraklaşır.
Ve çevremiz ateş çemberi. İran’da
acımasızca onlarca çocuk bir anda öldürüldü! Askerlerle birlikte siviller
öldürülüyor! İnsanlık ölüyor tıpkı Gazze’de öldüğü gibi. Onun için Türkiye
Cumhuriyetini kuran aynı zamanda başöğretmen olan Mustafa kemal Atatürk yeni
neslin öğretmenlerin eseri olduğunu söylemiş. Ve “Yurtta barış, dünyada barış”
sözüyle de ülkemizin ezeli iç ve dış politikasının yönünü çizmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, öğretmenliğe
gerekli önemi verdikçe, her koşulda izlenecek politikalarımızda barışı,
tarafsızlığı önceledikçe ve iç barışı en üst düzeyde sağladıkça insanların-öğretmenlerin
öldürüldüğü haberler yerine ulusça sevinç duyacağımız haberlere uyanırız. Ülkemizde
yaşanacak barış ortamı çevreye de yayılır halka halka tıpkı durgun sulara
atılan taşların oluşturduğu git gide büyüyen halkalar gibi.
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.