Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

İranın Bombalanması Ve Muaviye

İranın Bombalanması Ve Muaviye

         Hilalin haça karşı üstünlüğü 1683 II. Viyana bozgunu ile adım adım son bulduğu tarihi bir gerçektir. Osmanlı İmparatorluğun gerek karada gerekse denizlerde batıya karşı üstün başarılar sağlamış olduğunu biliyoruz. Bu başarılar maalesef uzun soluklu olmadı. Osmanlının güç kaybetmesi ile birlikte kuzey Afrika’daki İslam devletleri de batının sömürgesi haline geldi. Hele I. Paylaşım Savaşında Osmanlı tüm Arap coğrafyasını kaybetti.

 

        Asya kıtasındaki Müslüman Türk toplulukları Rusların ilerlemesine karşı koyamayarak Ruslar tarafından adım yıl yıl fethedildiler. Kırım ve Kafkasya da Rusların eline geçti.

 

        İran 18. Yüzyıl başlarında dünyada sayılı güç olmasına karşın daha sonra Rusya, Afganistan’a karşı toprak kaybederek güçlü olma vasfını kaybetmiştir. Özet olarak söylersek Asya kıtasındaki Müslüman devletlerde bilimden uzak kalarak çağdaşlarına karşı yaptıkları mücadelelerde başarı sağlama olanakları olmadı.

 

        İran’da hanedanlıklar derken 1979’da İslam devrimi yapılarak molla rejimi kuruldu. Bu rejim İran halkına mutluluk getiremediği gibi rejim ithal etme benzeri uygulamalarla komşularıyla barış içinde yaşaması olanaklı olmadı.

 

        Diğer Müslüman ülkelerle sıkıntı yaşamasının mezhep farlılıkları büyük etken olduğu bilinir. İran’da Şii mezhebi etkin olurken, komşu Müslüman ülkelerde Hanefi mezhebinin etkin olduğu bilinmektedir. İslâm dünyasındaki ayrışmalar Cemel Vakası, Sıffın Savaşı ve Hz. Ali’nin öldürülmesi ve Kerbela faciasından bu yana sürüp gitmektedir.

 

        İslam dünyasındaki öncelikle mezhep kaynaklı ayrıcalıklar bir türlü birlik ve dayanışma içinde olunmasına olanak sağlamadı. Gerek batı gerek İsrail ve de ABD’nin teknik üstünlüğü haçla, hilalin mücadelelerinde ibre sürekli haç ve Davut Yıldızdan yana kendini hissettirdi.

 

        Günümüzde ABD, İsrail koalisyonu önce Gazze’de ve şimdi de İran ve Lübnan’da insan haklarını hiçe sayarak insanların üzerine ateş yağdırıyor. Avrupa devletlerinde İspanya hariç yaşanan katliamlara ses çıkaran olmuyor. Hatta İran kınanıyor. İslâm kardeşliği buharlaşmış. Körfez ülkeleri topraklarını saldırgan ABD’ye açmış. Varlıklarını İran’ın kaybetmesine endekslemişler. Bizler Müslüman kardeşlerimizin katledilmesinin acısını yaşamaktan öte bir şeyler yapamıyoruz.

 

        Şimdi gerilere peygamberimiz Hz. Muhammed sonrasına gidelim. Bilindiği peygamberimizin vefatı ve defnedilmesiyle damadı Hz. Ali ilgilenirken, olayın şaşkınlığını yaşayan sahabeleri sakinleştiren konuşma yapan Hz. Ebubekir’i Hz. Ömer “halifemiz bu olacak” diyerek halife seçmiştir.

 

Oysa halifelik özellikle Ehl-i Beyt’ten seçilmesi özelliklede Hz. Ali’nin hakkı olduğu gün gibi aşikârdı. Çünkü peygamberimiz Hz. Ali için:  "Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır" (Ene medînetü'l-ilm ve Aliyyün bâbuhâ) hadisi bilinmektedir. Ve Hz. Ali’nin Hz. Ebu Bekir’e seçildikten İslam’ın selameti için 6 ay sonra biat ettiğini İslâm Tarihi yazar.

 

Sırayla Hz. Ömer, Hz. Osman halife seçilir. Hz. Osman şehit edildiğinde artık kaçınılmaz olarak Hz. Ali’nin halife olması genel kabul görür. Fakat Hz. Ömer tarafından Şam valisi, Hz. Osman tarafından da genel Suriye valisi olarak atanan Muaviye Hz. Ali’nin halifeliğini tanımaz.

 

Muaviye Hz. Ali’ye karşı bayrak açar. Yukarıda adlarını andığımız savaşlar Muaviye ve Hz. Ali güçleri arasında yaşanır. Daha sonra Hakem Olayı’nda hile ile Muaviye’nin halifeliği ilan edilir. Nihayet Hz. Ali suikast sonucu şehit edilir. Bin bir desise ile Muaviye halife makamına oturur. Muaviye Hz. Hasan’ı zehirleyerek günümüz deyimiyle saha temizliği yapar.

 

Kimdir Muaviye?  Mekke’nin fethine kadar Müslümanlığın ebedi düşmanları olan Ebu Süfyan ve Hind’in çocuğudur. Emevi kabilesindendir. Bedir Savaşı’nda annesi Hind’in babası, kardeşi ve amcası öldürülmüştür. Bu aile daha sonra Müslüman olmasına karşı ne derece içten olduğu kuşkuludur. O bakımdan Muaviye Hz. Ali’nin halifeliğini kabul etmedi çıkarımını yapmak olasıdır. Hatta Hz. Hüseyin şehit edilip kafası Muaviye oğlu halife Yezit’in çadırında ortaya konduğunda Yezit, Hz. Hüseyin’in dudaklarına dokunarak, “babaannem bu olayı görebilseydi, Hz. Muhammed’in torunu ne hallere kalmış.” Dediği rivayet edilir.

 

İşte bu olaylar sonucu Hz. Ali taraftarları günümüzdeki Şii mezhebi olarak Muaviye taraftarlarından ayrıldı. Ezcümle Muaviye halifeliğe uygun olan Hz. Ali’yi kabul etseydi İslâm dünyasında ayrılıklar olmayabilirdi. Ve Muaviye yerine oğlu Yezit’in seçilmesine olanak sağlayarak halifeliği krallığa çevirmenin de temelini atmıştır maalesef…

 

 Tarihte yaşanan haçlı seferleri ve günümüzdeki Müslüman İran’a karşı saldırılarda Müslüman ülkeler birlikte saf saf karşı dururdu. Ve batı birleşmiş İslâm Dünyasına karşı dün Irak, Libya, Suriye ve bugün de İran insafsızca saldırma cesareti gösteremezdi diye düşünüyorum naçizane. Haksız mıyım?

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İranın Bombalanması Ve Muaviye

İranın Bombalanması Ve Muaviye

sahara sahara