
Çörek otu dahi yetmedi nazarın
ifşasında soyutlandı iyilik ve dağıldı haneler mevsimin dahi gücü yetmedi ama
definde gök gürledi nameler sundu kara bulutlar ne iksirdi ne sihir sadece
meleklerin gözyaşı ve yıkandı toprak temizlendi beden bir anne öldü bir anne
yitti ve geride kalanların asla da umurunda olmadığı soyutlandığı kadar o halis
muhlis kalp bir kalp ki kalbini verebilirdi duran kalbi yerine annesinin ama
vakit geçti çok geç belki de gitmesi gerekenler bekleyecek ve verecekti
hesabını:
Sadece bir beden sadece bir ceset
Adı konmamış hâsıl olan bu nefret
Soytarı sevinçler kabilesi
Satılmış ruhların arifesi.
Gönlü berrak sudan da saf
Cefasını sefa bildiği
Rahmetini sona sakladığı evrenin
Endamlı olmadı ölüm sıradan
Ya bu ölümü, bire bir yaşayan?
Ondan da sorulmadı çünkü yok sayıldı
Nasıl da kifayetsiz
Bir cami avlusu ve bekleyiş
Gövde gösterisinde üç beş insan
Ne de olsa sırıtmamalıydı
karanlıkları
El verdikleri kadar kâfire
Ve hoca inletti yeri göğü:
Ve el-Fatiha…
Sudan sebepler miydi yoksa?
Servet avcısı iş başında
Ki beklemeden de ölümü girişti
tuzağına
Bir arya değil
Bir nida hiç değil
Sahte sevgiler panayırı:
Seviyorum seni:
Al işte sana aşk tuzağı:
Bir pırlanta da yetmedi
Ederi ne ki?
Karşılığında feda ettiği öz ailesi
Ölümün seferberliği
Ölenle ölünmüyor dendi de dendi:
Lakin bir bilenden sormalı
Ölenle öylesine ölünüyor ki.
Ve hoca inletti yeri göğü:
Ölen insanlığa
Ve el-Fatiha…