Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kırgınlığın Kıyısında Bir Çocuk

Kırgınlığın Kıyısında Bir Çocuk

Piknik örtüsünün kenarına ilişmişim. Simav Çayı’nı besleyen o ince dere, sanki konuşmadan anlatan biri gibi akıyor. Suyun sesi, rüzgârın yapraklara değen hali, uzaktan gelip geçen trenin o tanıdık uğultusu… Her şey yerli yerinde, her şey olması gerektiği gibi.

Eşimin köyüne yakınız. Toprak tanıdık, hava tanıdık. İnsan böyle yerlerde zamanın biraz yavaşladığını hissediyor.

Elinde bir çubukla yanıma geliyor. Ucuna geçirdiği marshmallow’u dikkatle mangala doğru uzatıyor. Ateşe fazla yaklaştırınca geri çekiyor, sonra yeniden uzatıyor. Sanki sadece şekerini değil, içindeki bir düşünceyi de yavaş yavaş pişiriyor.


Benim için de hazırlıyor. Paylaşmayı ne çok sever… Elindekini bölmeden duramaz. Bu hâlini hep ayrı bir yere koyarım.


Tam o sırada, gözlerini ateşten ayırmadan konuşuyor:


“Bayan Bi anneme telefonda kötü sözler söyledi… ama benimle görüşmek istiyor. Annem de ‘büyükler bazen böyle şeyler yaşayabiliyor, istersen görüş’ dedi… Ben ne yapayım?”

Cümlesinin sonunda başını hafifçe kaldırıp yüzüme bakıyor. O bakışta merak var… ama daha çok, cevabın onda bırakacağı izden çekinen bir durgunluk. Sanki yanlış bir kapıyı açmaktan korkar gibi.


O an anlıyorum; bu bir soru değil sadece. Bu, küçük bir kalbin ilk kez iki duygu arasında durması.

Ateşin başında marshmallow yavaşça kızarırken, içimde başka bir şey çözülüyor. Çocukların dünyası ne kadar açık, ne kadar savunmasız. Ve biz büyükler, bazen farkında bile olmadan o dünyaya gölgeler düşürüyoruz.


Cevap vermek değil mesele. Ona bir yol göstermek de değil belki. Sadece o an, o soruyla birlikte yanında durabilmek.

Eğilip sesimi yumuşatıyorum:

“Böyle bir şey duyunca insanın içi karışabilir… üzülmen çok normal. Ama bu, büyükler arasında yaşanan bir durum. Senin bunu çözmek gibi bir görevin yok. İstersen hemen görüşmeyebilirsin, biraz zaman tanıyabilirsin. İstersen görüşebilirsin de. Hangisini seçersen seç, ben buradayım… birlikte de düşünebiliriz.”

Bir an susuyor. Elindeki çubuğu çeviriyor. Sonra marshmallow’u ikiye bölüp bir parçasını bana uzatıyor. İşte o an, onun cevaptan çok şuna ihtiyaç duyduğunu hissediyorum: yalnız olmadığını bilmeye.


İçimden ona küçük bir not bırakıyorum, belki bir gün kendi iç sesi olur diye:

“Sevgili Umut,
Bazen büyüklerin dünyasında kelimeler sertleşir. Bu, senin kalbinin de sertleşmesi gerektiği anlamına gelmez. Ne hissediyorsan o doğrudur. İstersen yaklaş, istersen biraz uzak dur… ama kendini dinleyerek. Ve unutma, sen bu olanların sorumlusu değilsin.”


Dere akmaya devam ediyor. Tren yine geçiyor uzaktan. Hayat kendi ritminde sürerken, küçük bir kalp ilk kez bir kırgınlığın kıyısında durmayı öğreniyor.


Ve ben, o anın tanığı olarak, içimden sessizce şunu geçiriyorum:
Büyümek biraz da böyle başlıyor.

18 Nisan 2025
H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kırgınlığın Kıyısında Bir Çocuk

çitlembik çitlembik