Kendine Yanan Kadın
Ben sana yalnızca sarılmak istemedim.
Ben sende
ömrünü sırtında taşıyan yorgun bir göçün
son durağı olmak istedim.
Çünkü insan bazen bir bedeni değil,
içinde diz çökebileceği bir merhameti sever.
Ve ben seni,
boğazında düğümlenen bütün susmalarınla sevdim.
Öyle ki,
bir kuş göğe nasıl inanıyorsa,
ben de gözlerinin içindeki karanlığa öyle inandım.
Şimdi yüzümde
bin parçaya ayrılmış gecelerin izi var.
Kirpiklerimde pas tutmuş yağmurlar,
avuçlarımda yarım bırakılmış vedalar.
Ben hangi aynaya baksam
içinden senin sesin geçiyor.
Sanki biri
kalbimin içine eski bir tren rayı döşemiş de
bütün ayrılıklar gelip oradan geçiyor.
Ben artık hüznü kadın saçları gibi taşıyorum sevgilim,
uzadıkça ağırlaşan,
ağırlaştıkça susturan bir şey gibi.
Göğsümde kırılmış mevsimler var benim.
Bir yanım hâlâ ilkbahara inanıyor,
öteki yanım kar altında unutulmuş nar bahçeleri.
Ve sen bilmiyorsun,
ben geceleri
yatağın boş kalan tarafına dönüp
bir insanı değil,
bir ömrü özlüyorum.
Çünkü bazı yokluklar
ölümden bile uzun sürüyor.
Bir sokak lambasının altında sabahladım geçen gece.
Gölgem bile terk etti beni.
Rüzgâr saçlarımı değil,
içimde kalan son umudu dağıttı.
Ben o an anladım,
insan en çok
tam sarılacakken yalnız kalıyormuş.
Bak,
içimde hâlâ çocuk sesleri dolaşıyor.
Cam kenarında yağmur sayan küçük bir kız oturuyor kalbimde.
Ellerinde kırık oyuncaklar,
gözlerinde sana yetişememiş yıllar.
Ve ben o çocuğu her gece
uykulara değil,
acıya yatırıyorum.
Çünkü büyümek dediğiniz şey biraz da
insanın kendi içindeki cenazeyi taşımasıymış.
Şimdi hangi sabaha çıksam eksik.
Gökyüzü bile dar geliyor ciğerlerime.
Kuşlar uçarken değil,
yuvasına dönemeyince acıtıyor insanı.
Ben senden sonra
çiçek açan ağaçlara bile küstüm.
Çünkü bazı baharlar
insanın içine uğramıyor.
Yine de bil,
ben seni geçmedim.
Sadece acını kalbimde başka bir odaya taşıdım.
Orada hâlâ sen varsın,
elleri üşüyen bir adam gibi
sessizce oturuyorsun.
Ve ben her gece
üstüne biraz daha kendimi örtüyorum.
Bir gün gelir de dönersen,
beni bıraktığın kadın olmayacağım.
Çünkü acı,
kadını ya öldürür
ya da gözlerinin içine fırtına yerleştirir.
Ben artık
sesinden bile yanabilecek kadar derinim.
Ve inan sevgilim,
bir kadın bir adama bu kadar içten susuyorsa
orada artık aşk değil,
kıyamet büyüyordur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.