Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kalbimde Büyüttüğüm Sana Son Mektup

ÜSTAD KENAN KUZUCU DAN
Kalbimde büyüttüğüm sana,
Bu satırları yazmak sandığın kadar kolay değil. Çünkü insan en çok, içinde hâlâ yankısı olan birine veda ederken zorlanır. Ama ben artık susarak içimde büyüttüğüm her şeyi kelimelere dökmek istiyorum. Belki bu bir mektup, belki bir hesaplaşma, belki de kendimi senden tamamen kurtarmanın son adımı…
Seni ilk tanıdığım günü hatırlıyorum. Her şey ne kadar sıradandı aslında, ama bir şekilde sen benim için sıradan olmaktan çok çabuk çıktın. İnsan bazen anlamaz ya… “Bu neden bu kadar önemli geliyor?” diye sorar kendi kendine. Ben de sormuştum. Ama cevabı yoktu. Çünkü bazı insanlar mantıkla değil, kalple girer hayatımıza. Sen de öyle girdin.
Seni kalbimde büyüttüm. Gerçekten büyüttüm. Bir çocuğun en sevdiği oyuncağı saklar gibi sakladım seni. Kimseye anlatmadan, kimseye göstermeden, içimde büyüttüm. Kırılacak diye korktum, üzülürsün diye sustum, yanlış anlaşılırız diye geri çekildim. Belki de en büyük hatam buydu… Seni korumaya çalışırken kendimi unutmak.
Sen hiç fark etmedin.
Ben bir adım atarken bin kere düşündüm. Sen ise bir cümleyle her şeyi yıkabildin. Ben gecelerce düşündüm, “Acaba üzülür mü?” diye… Sen ise düşünmeden söyledin:
“Hadi işine… müşterilerin bekliyor seni… kaçmasınlar…”
O an bir şey koptu içimde. Sessiz ama geri dönülmez bir kopuştu bu. Çünkü insan sevdiği birinden her şeyi duymaya hazır olur da, değersiz hissettiren bir cümleye asla hazır olamaz.
Sen o cümleyi kurarken belki sadece geçiştirdin. Belki umursamadın. Belki de farkında bile değildin. Ama ben… o cümlede kendimi gördüm. Senin gözünde ne kadar küçüldüğümü, ne kadar sıradanlaştığımı, ne kadar “yerine konulabilir” olduğumu anladım.
Ve işte o an, seni kalbimde büyüttüğüm yer ile senin beni koyduğun yer arasındaki uçurumu fark ettim.
Ekmek diyordun ya… aç kalmaktan korkuyordun…
İnsan sadece karnı açken aç kalmaz. İnsan en çok, değersiz hissettiğinde aç kalır. Birinin gözünde yerinin olmadığını anladığında aç kalır. Sevilmediğini fark ettiğinde… işte o zaman gerçekten aç kalır.
Ben senin yanında aç kaldım.
Sevgiye aç kaldım.
Değere aç kaldım.
Anlaşılmaya aç kaldım.
Ve en kötüsü ne biliyor musun? Bunu sana söyleyemedim. Çünkü seni kaybetmekten korkuyordum. Ne ironik… Kaybetmemek için sustuğum kişi, beni zaten çoktan kaybetmiş.
Sen hayatına devam ettin. Koştun, uğraştın, kazandın, kaybettin… Ama ben hep aynı yerde kaldım. Senin bana bıraktığın cümlenin içinde sıkışıp kaldım. Ta ki bir gün şunu anlayana kadar:
Benim kaybettiğim şey sen değilsin.
Benim kaybettiğim şey, sana verdiğim değerin karşılığını bulamamaktı. Ama asıl kazandığım şey… kendimi geri almak oldu.
Artık seni büyüttüğüm yerde değilsin. Orası boş. Ve ilk başta o boşluk beni korkuttu. Ama sonra anladım ki o boşluk aslında bana aitmiş. Sen sadece orayı işgal etmişsin.
Şimdi o boşluğu kendimle dolduruyorum.
Ve sana söylemek istediğim son bir şey var:
Bir gün, gerçekten seni içten seven birini aradığında… birinin seni sorgusuz, hesapsız sevmesini istediğinde… belki o an beni hatırlarsın. Ama o gün geldiğinde ben artık o kişi olmayacağım.
Çünkü ben seni bekleyerek değil, senden vazgeçerek iyileştim.
Şimdi git…
Koş hayatına, yetiş işine, kaçırma müşterilerini…
Ama bir gün durup nefes aldığında ve içinde tarif edemediğin bir eksiklik hissettiğinde…
Bil ki o eksiklik, benim sana verdiğim ve senin küçümsediğin o büyük sevgidir.
Ben artık sana kırgın değilim.
Sadece artık sana ait değilim.
Ve inan…
bu, benim kendim için verdiğim en doğru karar.
Hoşça kal.
Az önce “hoşça kal” dedim ya…
Aslında o bir bitiş değildi.
Sadece benim içimde susturduğum şeylerin başlangıcıydı.
Çünkü bazı vedalar, kapıyı kapatmak değildir…
İnsanın içinde yıllarca taşıdığı yükü yere bırakmasıdır.
Ben şimdi o yükü bırakıyorum.
Ama bırakırken de sana ait olan ne varsa, eksiksiz geri veriyorum.
Hatırla…
Ben sana hiçbir şeyi yarım vermedim.
Seviyorsam tam sevdim.
Kırıldıysam içimde kırıldım.
Gittiysen içimde kaldın.
Ama sen…
Sen hep yarım kaldın.
Bir cümlenle küçülttüğün o kalbin,
aslında sana koca bir dünya sunduğunu hiçbir zaman anlayamadın.
“Hadi işine…” dedin ya…
İşte ben o an anladım.
Ben senin için sadece “boş bir an”dım.
Doldurulacak bir vakit.
Geçiştirilecek bir duygu.
Ve en kötüsü… kolay vazgeçilecek biriydim.
Bunu kabul etmek zor oldu.
Ama insan gerçeği öğrendiğinde değil, kabul ettiğinde değişir.
Ben seni kaybetmedim.
Sen beni hiç kazanamamışsın.
Bak… bunu iyi oku.
Çünkü bu cümle, bir gün gecenin bir yarısı aklına düşecek ve seni uykusuz bırakacak:
Sen, seni gerçekten seven birini küçümsedin.
Ve hayat bunun bedelini sana sessizce ödetecek.
Belki bugün değil…
Belki yarın da değil…
Ama bir gün…
Birine değer verdiğinde,
onun seni yarım bıraktığını hissettiğinde,
mesajına geç cevap geldiğinde,
önemsiz hissettirildiğinde…
İşte o an, benim hissettiğim her şey
senin içine birer birer düşecek.
Ve o zaman anlayacaksın.
Benim sessizliğim, senin sandığın gibi zayıflık değildi.
Benim sabrım, senin sandığın gibi mecburiyet değildi.
Ben sadece seni, senin beni sevdiğinden daha fazla sevdim.
Hata buydu.
İnsan, birini kendinden fazla sevdiğinde
kendi değerini onun ellerine bırakır.
Ve sen…
o değeri tutamadın.
Düşürdün.
Hem de hiç dönüp bakmadan.
Şimdi sor kendine…
Gerçekten kimi kaybettin?
Çünkü ben kendimi buldum.
Ama sen…
Sen bir gün, içinden çıkamayacağın bir eksikliğin içinde kendini arayacaksın.
Kalabalıkların içinde yalnız kalacaksın.
Gülüşlerin sahte gelecek.
Ve birinin gözlerinde kendine yer ararken,
hiçbir yerde o eski huzuru bulamayacaksın.
Çünkü o huzur bendim.
Ve sen…
onu kendi ellerinle yok ettin.
Bak sana bir şey söyleyeyim mi?
Ben senin gibi “git” diyebilirdim.
Ben de küçümseyebilirdim.
Ben de yok sayabilirdim.
Ama yapmadım.
Çünkü ben senin gibi değildim.
Ve artık en büyük farkımız bu:
Sen kaybettiğinin değerini geç anlayanlardan olacaksın.
Ben ise geç de olsa kendini seçebilenlerden.
Bir gün birinin gözlerine bakacaksın…
Ve diyeceksin ki:
“Keşke o böyle bakmıştı…”
Ama ben orada olmayacağım.
Bir gün biri seni yarım bırakacak…
Ve diyeceksin ki:
“Ben birine bunu yapmıştım…”
İşte o gün…
bu mektubu hatırlayacaksın.
Ama artık hiçbir şeyin anlamı olmayacak.
Çünkü bazı şeyler geri gelmez.
Bazı insanlar ikinci kez aynı kalple sevmez.
Ben de onlardan biriyim.
Ben seni affettim…
Ama seni hayatımdan da çıkardım.
Aradaki farkı anladığında
zaten her şey için çok geç olacak.
Şimdi gerçekten gidiyorum.
Ve bu sefer…
dönmeyeceğim.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kalbimde Büyüttüğüm Sana Son Mektup

ÜSTAD KENAN KUZUCU ÜSTAD KENAN KUZUCU