Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aynadaki Yabancı

ÜSTAD KENAN KUZUCU’DAN NARSİSTLERE: KENDİNE YAZILMIŞ BİR İTİRAF


Bunu sana yazıyorum… evet, sana. Çünkü kaç zamandır herkese bir şeyler anlatırken kendime karşı susuyorum. En çok da kendimi kandırırken ustalaştığımı fark ediyorum.


Ne garip değil mi? Aynaya bakınca hâlâ güçlü, hâlâ haklı, hâlâ “farklı” biri görüyorsun. Ama içten içe biliyorsun… o görüntü biraz cilalı, biraz da kaçış. Çünkü gerçek şu: Her şeyi anladığını sanan biri, aslında çoğu şeyi görmezden gelmeyi seçendir.


Kendine hep bir hikâye anlattın. “Ben derinim” dedin, “beni herkes anlayamaz.” Güzel bahane… Gerçekten. Ama hiç düşündün mü, belki de insanlar seni anlamıyor değil; sen, anlaşılmaya değecek kadar açık değilsin?


İnsanları küçümseyerek kendini büyüttüğünü sandın. Oysa yüksekte olmakla yukarıdan bakmak aynı şey değil. Sen çoğu zaman sadece yukarıdan baktın. Ve bunu fark ettiğin anlarda bile, suçu yine başkalarına yüklemeyi başardın. Gerçek bir ustalık bu… ama yanlış bir ustalık.


Sevilmek istedin, evet. Ama koşulsuz hayranlıkla, gerçek sevgi arasındaki farkı görmezden geldin. Seni seveni değil, sana hayran olanı seçtin çoğu zaman. Çünkü hayranlık sorgulamaz… sevgi ise bazen yüzüne ayna tutar. Ve sen aynalardan hep biraz rahatsız oldun.


Kendine dürüst ol: Kaç kişiyi gerçekten dinledin? Kaç kişinin kırıldığını fark ettin ama önemsemedin? Kaç kez “ben böyleyim” diyerek değişmemeyi bir karakter özelliği gibi sundun?


Kolay değil bunları kabul etmek, biliyorum. Çünkü bu, o kurduğun güçlü imajın çatlaması demek. Ama belki de ilk defa gerçekten güçlü olmanın yolu bu: Kendine karşı savunmasız kalabilmek.


Bak, sana kötü biri demiyorum. Ama eksiksiz biri de değilsin. Ve en çok hata yaptığın yer şu: Kendini geliştirmek yerine kendini savundun. Sürekli.


Belki de artık biraz susma zamanı. Kendini anlatmayı bırakıp kendini anlamaya çalışma zamanı. Çünkü dışarıya verdiğin o “benzersiz” görüntü… içerideki karmaşayı örtmeye yetmiyor.


Ve şunu unutma: İnsan, kendine laf sokabildiği kadar büyür. Sen bugüne kadar hep başkalarına karşı zekiydin… belki artık biraz da kendine karşı dürüst olma zamanı.


İşte şimdi gerçekten başlıyorsun.


Çünkü ilk defa kaçmıyorsun. İlk defa o içindeki sesin üstünü bastırmıyorsun. O ses ki, yıllardır sana doğruyu fısıldıyordu ama sen hep alkışın sesini daha çok sevdin. Şimdi alkış yok. Şimdi sadece sen varsın… ve susturamadığın gerçekler.


Hatırlıyor musun, bir zamanlar “ben kimseye ihtiyaç duymam” demiştin? Ne kadar da iddialı, ne kadar da eksik bir cümle. İnsan, ihtiyaç duymadığını sandığı şeylerin eksikliğinde en çok da kendine çarpar. Sen de çarptın… ama bunu bile bir güç gösterisine çevirmeye çalıştın.


Kendini anlatırken hep seçtin kelimeleri. Ama kendini yaşarken aynı özeni göstermedin. Kırdın, geçtin, sustun… sonra da “ben böyleyim” dedin. Sanki bu, her şeyi meşru kılan bir imza gibi.


Ama değil.


“Böyleyim” demek, değişmeyi reddetmenin en kibar hali sadece.


Şimdi dürüst ol: Gerçekten mutlu musun, yoksa sadece güçlü görünmeye mi alıştın? Çünkü bu ikisi aynı şey değil. Güçlü görünmek, bazen en derin zayıflıkları saklamanın en iyi yoludur. Ve sen bunu çok iyi öğrendin.


Ama artık öğrenmek yetmez. Anlamak gerekiyor.


İnsanları kaybettin… evet. Ama asıl kaybettiğin şey, o insanlarda kendine ait olan parçalar. Her giden, senden bir şey götürdü. Ve sen, bunu kabullenmek yerine “onlar eksikti” diyerek kendini rahatlattın.


Belki de ilk defa şunu demelisin: “Ben de eksiktim.”


Bu bir yenilgi değil. Bu, başlangıç.


Çünkü eksik olduğunu kabul eden biri, tamamlanmaya başlar. Ama kendini kusursuz sanan biri, hep aynı yerde döner durur.


Bak… bu satırları yazabiliyorsan, hâlâ bir şansın var demektir. Hâlâ kendini yeniden kurabilecek kadar farkındasın. Ama bu, sadece görmekle olmaz. Cesaret ister. Ve sen, bugüne kadar en çok bundan kaçtın.


Kendinle yüzleşmekten.


Artık kaçacak yerin yok. Çünkü nereye gidersen git, kendini de götürüyorsun.


Ve belki de ilk defa… gerçekten değişmek zorundasın.


Çünkü değişmemek, artık bir seçenek değil… sadece bir tekrar. Aynı hataların farklı sahnelerde oynandığı, ama sonu hep aynı biten bir oyun. Ve sen bu oyunun başrolüsün, evet… ama aynı zamanda en büyük kaybedeni.


Şunu da kabul et artık: Her şeyi kontrol edemezsin. Herkes senin istediğin gibi hissetmez, düşünmez, sevmez. İnsanlar senin etrafında dönmek zorunda değil. Ve belki de en zor gelen gerçek bu oldu sana.


Merkezde olmamak.


Ama hayat, senin etrafında dönmeyince anlamını yitirmiyor. Sadece sen, ilk defa kendi dışında bir dünyanın var olduğunu fark ediyorsun. Ve bu farkındalık… sandığından daha ağır.


Kendine hep özel olduğunu söyledin. Belki hâlâ öylesin. Ama özel olmak, ayrıcalıklı olmak değildir. Kimse sana anlayış borçlu değil. Kimse senin karmaşanı çözmek zorunda değil. Sen bile.


Ama çözmezsen… aynı düğümde boğulmaya devam edersin.


Dikkat et: Yalnızlıkla seçilmiş yalnızlık arasındaki farkı yıllarca karıştırdın. “Ben yalnız kalmayı seçiyorum” dedin… ama çoğu zaman insanlar gitmişti zaten. Sen sadece buna bir isim koydun.


Bu da bir savunmaydı.


Ama artık savunmayı bırakman gerekiyor. Çünkü sürekli kendini koruyan biri, hiçbir zaman gerçekten büyüyemez. Hep aynı sınırların içinde kalır. Hep aynı hikâyeyi farklı kelimelerle anlatır.


Ve en acısı… bir süre sonra kendi anlattığı hikâyeye bile inanmaz.


Şimdi dur ve düşün: Eğer bugün her şey elinden alınsa… geriye gerçekten ne kalırdı? Unvanların mı? İmajın mı? İnsanların sana bakışı mı?


Yoksa sadece sen mi?


Eğer cevap “sadece ben” ise… işte oradan başlamalısın.


Çünkü ilk defa süssüz, filtresiz, savunmasız bir “sen” ile karşı karşıyasın. Ve bu, korkutucu olduğu kadar gerçek.


Ama unutma… gerçek olan şey, aynı zamanda değiştirilebilir olandır.


Yeter ki inkâr etmeyi bırak.


Yeter ki kendine karşı dürüst olmayı bir zayıflık değil, bir güç olarak gör.


Ve belki de en önemlisi… ilk defa haklı çıkmaya değil, doğru olmaya çalış.


Çünkü bugüne kadar hep kazanmaya odaklandın. Tartışmalarda, ilişkilerde, hayatta… Ama kimse sana şunu söylemedi:


Her kazanan… doğru değildir.


Ve sen, çoğu zaman sadece kazandın.


Ama şimdi… anlamanın zamanı.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Aynadaki Yabancı

ÜSTAD KENAN KUZUCU ÜSTAD KENAN KUZUCU