Benim Adım Ölüm
Merhaba, benim adım Ölüm;
kimileri için sınır çizgisi, kimileri için değişmez terazi,
karanlıkta dönen gürültüsüz adalet olan.
Adımı duyan ürperir bazen, fakat bağırarak gelmem.
Bir yaprağın daldan kopup toprağa düşüşü kadar sessiz,
ikindi vaktinde batan güneş kadar sıradanım.
Mermer kemerli kapıları da çalarım, eşiği çürümüş evleri de.
Parmaktaki ağır altınlar durduramaz beni,
boş avuçlar da adımlarımı hızlandaramaz.
Tahtta tükenen son nefesle, tezgâhta kalan son nefes
aynı gökyüzünün boşluğunda dağılır.
Kelimeler çürür dil yokuşunda,
unvanlar kendi ağırlığı altında ezilir.
Kimi zifiri karanlık bilir beni, kimi adımı anmaktan çekinir.
Oysa hayatın karşı kıyısındaki durgun suyum sadece;
ne ilk düşmanınızım, ne de son misafiriniz.
Nice yarım kalmış hesaplar gördüm, nice gürültülü kavgalar.
Bir avuç nemli toprağın önünde,
ne öfke büyük kaldı sonunda, ne de kibir.
İnsan, ömrü boyunca tırnaklarıyla biriktirir durur.
Sonra bir gün anlar ki, hiçbir şey gövdesine ait değildir;
ne akıp giden saatler, ne yürünen yollar, ne de aynadaki soğuyan yüz.
Ben geldiğimde zaman durur, soluklanır biraz.
Meydanlardaki kalabalıklar dağılır, sahte alkışlar diner,
geriye yalnızca yaşanmış bir ömrün bıraktığı ince iz kalır.
Her gövdeye aynı mesafeden yaklaşırım;
ne zengine geç kalır adımlarım,
ne fakirin kapısına erken varırım.
Merhaba, ben Ölüm;
korkularda büyütülen gölgeden daha küçük,
tenine dokunduğum andaki çıplaklıktan daha büyüğüm.
Siz yaşarken unutursunuz bazen:
ben hayatın düşmanı değilim,
ona verilen sürenin, göğüsteki en sessiz, en çıplak hatırlatıcısıyım.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.