2020 Yılında Osmanlı Padişahının İzniyle Kilise Ziyareti Yapan Fransa Cumhu
2020 YILINDA OSMANLI PADİŞAHININ İZNİYLE KİLİSE ZİYARETİ YAPAN FRANSA CUMHUR BAŞKANI
‘’2020 Yılında Osmanlı Padişahı mı varmış?’’ Demeyin. Okuyun göreceksiniz var mıymış yok muymuş.
********
Evet, belki bıktınız bir kaç gündür kiliseler üzerine yazmamdan ama bu sefer çok farklı bir kilisenin çok farklı bir tarihini ve bugününü anlatacağım sizlere.
Kilisenin adı: Yapıldığında Saint Anne Kilisesi, sonra Selahaddin Medresesi olmuş, daha sonra yine Saint Anne Kilisesi…Bugün hâlâ Saint Anne ( Anne’yi ‘’En ‘’ okuyun valide manasındaki Anne değil bu )
Nerede bu Kilise?
Bu kilise Kudüs’te.
Kudüs’te olduğuna göre İsrail’in elinde mi?
Hayır. Kilise ve arazisi Fransa toprağı sayılıyor ve halen Fransa’nın mülkiyetinde.
Kafalar eminim karmakarışık oldu. O halde en baştan başlayalım.
Efendim, bilindiği gibi eski adı Haçlı Seferleri, yeni adı Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’in direktifleriyle Haçlı Saldırıları olan savaşların ilkinde Haçlılar Kudüs’te 1100 Yılında bir Kudüs Haçlı Krallığı kurdular.
Bu krallığın başına 1131 Yılında dördüncü hükümdar olarak bir önceki kral olan II. Boudin’in kızı Melisende geçti.
Oldukça dindar ve iyiliksever olan Melisende 1131 Yılında Kudüs’te ‘’ Via Doloroso’’ olarak bilinen yolun hemen başında yani efendim Hz. İsa’nın, sırtında çarmıhı olmak üzere tırmandığı ve bizim ‘’ Çile Yolu ‘’ dediğimiz yolun başında bir kilise inşa ettirmeye başladı ve bu kilise 1138 Yılında tamamlandı.
Kilise, Hz. Meryem’in çocukluk evi kabul edilen bir mağaranın üzerine inşa edilmişti. O sebeple kraliçe Melisende kiliseyi Hz. Meryem’in annesi ve babasına adadı. ( Hıristiyan inanışına göre Hz. Meryem’in annesinin adı Anne, babasının adı Joakim’dir ve işin ilginç tarafı İslami kaynaklarda da Hz. Meryem’in baba adı İmran iken annesinin adı Anne’ye yakındır: Hanne )
Böylece kilisenin adı Saint Anne ( Azize Anne ) Kilisesi oldu.
Ancak bu durum uzun sürmedi.
Eyyubi Sultanı Selahaddin 1187’de Haçlıları yenip Kudüs’ü geri alınca bu kiliseyi yıktırmadı ama kilise olarak devamına da izin vermeyerek medreseye çevirdi ve Saint Anne kilisesi oldu Selahaddin Medresesi.( Ya da Selahaiyye Medresesi )
Selahaddin Medresesi, Osmanlı Devletinin 1517’de Kudüs’e hakim olması ile birlikte medrese olarak varlığını uzun bir süre daha devam ettirdi.
*****
Şimdi Gelelim ‘’Bu kilise nasıl Fransız toprağı oldu?’’ sorusunun cevabına.
Osmanlı Padişahlarından Kanunî Sultan Süleyman’ın – Avrupa Hıristiyan birliğini bozmak için- Fransa’ya kapitülasyonlarla pek çok imtiyaz verdiğini biliyoruz.
Sultan I. Ahmed ise Mayıs 1604'te Fransa ile imzaladığı ahidnâme ile Fransız tüccarlarının Osmanlı topraklarındaki ticaretine dair kuralları düzenlemiş ve Fransızlara Osmanlı ülkesindeki Katolikler ve Kudüs'ü ziyaret eden Hıristiyan din adamlarını koruma (himaye) hakkı vermişti.
Fransa bu hakka dayanarak Kudüs’te zaman içinde oldukça önemli bir nüfuz ( etki ) elde etmişti ve böylece Kudüs’te bitmez tükenmez Katolik- Ortodoks çekişmeleri de başlamıştı.
1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından beri Ruslar da Ortodoksların hamisi durumunda olunca Osmanlı Devleti hep iki arada bir derede kalıyordu.
Derken 1847 Yılında Hz. İsa’nın doğduğu varsayılan mağaradaki kutsal Davut Yıldızı bir anda yok edilince Ortodoks ve Katolikler birbirlerine girdiler. Osmanlı Devleti ise yine kaldı iki arada bir derede ve uzatmayalım Ortodoksların hamisi Rusya bu olayı da bahaneleri arasına ekleyerek Osmanlı Devletine savaş açtı 1853 yılında. ( Kırım Savaşı )
İşte bu savaşta en başta İngiltere ve sonra Fransa, bizim yanımızda yer aldılar ve Rusya’yı yendik.
Rus belasından kurtulunca Padişah Abdülmecit, tuttu bu Saint Anne Kilisesinin de içinde bulunduğu araziyi Fransa’ya( Kral III. Napoleon’a ) hediye etti. Tapusunu da III. Napoleon’a gönderdi 1856 yılında (1856- Kırım Savaşının bittiği tarih )
Fransızlar zamanla bayağı harap olmuş olan bu binayı onardılar ve buraya ‘’ Beyaz Babalar ‘’ adını verdikleri misyoner ruhbanlarını yerleştirdiler.
1914 Yılında Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşına dahil olunca ve dahi Fransa karşımızdaki devletlerden biri olunca Cemal Paşa’nın önerisiyle bina tekrar medreseye döndürüldü ve 1915 Yılında adı ‘’ Selahaddin Eyyûbî Külliye-i İslamiyesi’’ Oldu.
Lakin I. Dünya Savaşından yenik çıktık. Öyle olunca da 1918’den sonra bizim Selahaddin Eyyûbî Külliye-i İslamiyesi tekrar Saint Anne Kilisesi ve arazisiyle birlikte Fransa’nın mülkü oldu.
Aradan 78 sene geçti( 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasını kast ediyorum ) Bu süre içinde Filistin topraklarına ve maalesef Kudüs’e, İsrail tam manasıyla çöreklenmişti nitekim zamanın Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 22 Ekim 1996'da Kudüs'teki Saint Anne Kilisesini ziyaret etmek için geldiğinde İsrail güvenlik güçlerini kilisenin içinde, hem Fransız vatandaşlarını ve ruhbanlarını, hem de gazetecileri hırpalarken görünce küplere bindi ve İsrail Güvenlik güçleri kiliseden çıkmadığı sürece kiliseye girmeyeceğini söyledi.
Yaşanan tartışmada ayrıca bu kilisenin tapusunun 1856’dan beri Fransa’da olduğunu, dolayısıyla özel mülk olduğunu söyledi.
Bu olayın üzerinden yaklaşık 24 sene geçmişti. Bu sefer Fransa’nın başında Emmanuel Macron vardı ve o da 23 Ocak 2020’de Kudüs’teki Saint Anne Kilisesini ziyarete geldi. İsrail aynı muameleyi ona da yaptı hatta İsrail yetkilisi sordu ‘’ Siz hangi hakla bizim kiliseden çıkmamızı istiyorsunuz?’’
Emmanuel Macron öfkeli bir şekilde cevap verdi:
- Osmanlı Padişahı Abdülmecit’in, biz Fransızlara verdiği hakla… . Burası Fransa'nın mülkü ve burada kalıcı bir düzen var. Ben burayı Osmanlı Padişahı Abdülmecit’in , Fransa'ya verdiği hak ve izinle ziyaret etme hakkına sahibim. Şimdi siz çıkın buradan.’’
Bir gün Siyonist Yahudi'sinin de Fransız'ın da ve ne kadar yamyam varsa hepsinin o topraklardan defolması dileklerimle bu yazı da bitti.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.