Fatma Hanım Hakim Karşısında
BÖLÜM 5: FATMA HANIM HÂKİM KARŞISINDA
Fatma Hanım, annesinde tam üç gün kaldı. Ama üçüncü günün sabahı dayanamayıp avukata gitti. Avukat Hanım, "Fatma Hanım, boşanma sebebiniz nedir?" diye sordu. Fatma Hanım gözlerini devirdi:
"Sebep mi? Eşim bahçemize mezar taşı diktirdi. Üzerinde kendi fotoğrafı var. Her sabah çıkıp 'Günaydın Nadim, ben ölmedim ama yatıyorum,' diyerek kahvesini taşın yanında içiyor. Daha ne olsun!?"
Avukat, "Yani zina, şiddet, alkol yok mu?" diye sordu. Fatma Hanım, "Yok, ama mezar taşıyla yaşamak da bir çeşit ihanet bence," dedi.
Dava açıldı. Nadim Efendi'ye mahkemeden tebligat geldi. Tebligatı açan Nadim Efendi, kahkahayı bastı. "Ne güzel, Fatma benimle ilgilenmek için dava açmış!İşte aşk budur! Gönlünde bana yer var daha!" diyerek tebligatı mezar taşının yanına astı.
Mahkeme günü geldi çattı. Nadim Efendi, üzerine "Diri Diri" yazılı bir tişört giydi, boynuna da mezar taşı firmasının hediyesi küçük bir mezar taşı kolyesi taktı. Mahkemeye girdiğinde herkes O’nun bu kayıtsız tavrını şok oldu.
Hâkim Bey, "Nadim Bey, boşanma davasında karşı taraf sizsiniz, neden mezar taşı kolyesi taktınız?" diye sordu.
Nadim Efendi, "Sayın Hâkim, bu benim reklam anlaşmam. Mahkeme de reklam alanıdır, efendim,Onun için anlaşma şartlarına göre firmanın reklamını yapmak zorundayım” dedi.
Fatma Hanım çığlığı bastı: "Gördünüz mü!? Deli bu, deli! Hem de zırdeli!! Görüyorsunuz İşte. “
Hâkim, "Peki Nadim Bey, neden eşinizin bahçeye mezar taşı dikilmesinden rahatsız olduğunu anlamıyorsunuz?" diye sordu.
Nadim Efendi elini cebine soktu, bir fotoğraf çıkardı. "Sayın Hâkim, ben ölünce eşim başkasıyla evlenmesin diye önlem aldım. Mezar taşımı görünce kimse gelip Onu istemez. Ayrıca bu taş, ilçenin en gözde turistik mekânı oldu. Hatta gelenler 'Nadim Efendi'ye selam söyleyin' diye not bırakıyor."
Fatma Hanım, "Ben o notları yırtıp atıyorum!" diye bağırdı.
Mahkeme salonuna bir gülme dalgası yayıldı. Hakim de gülmemek için kendini zor tutuyordu. "Peki, eşinizin isteği ne?"
Fatma Hanım, "Ya o mezar taşını kaldırsın, ya da ben başkasıyla evlenmek için boşanayım. Tercih onun!" dedi.
Nadim Efendi bir an düşündü. Sonra ayağa kalktı. "Sayın Hâkim, ben kararımı verdim. Mezar taşı kalsın, ama Fatma da isterse yanına başka bir tane daha diktirelim. Çift mezar taşı olur, hem turistik hem romantik!"
Fatma Hanım o an yerinden fırladı. "Ben ölürüm de senin mezar taşınla Yanyana yaşamam !" diye bağırdı.
Mahkeme salonu yeniden kahkahaya boğuldu. Hâkim zili çaldı. "Taraflar, bu dava ertelenmiştir. Siz gidin bir kahve için, sonra karar verin," dedi.
Nadim Efendi çıkışta Fatma Hanım'a döndü. "Fatma, kahve içelim mi? Tatlı da ısmarlarım," dedi.
Fatma Hanım, "Nadim, sen ya ölüyü oyna ya da kocam ol. İkisi birden olmaz!" diyerek tersledi.
Nadim Efendi cebinden ikinci bir küçük mezar taşı çıkardı. "Peki, bunu sana hediye ettim. Üzerinde 'Fatma Hanım, Nadim'in eşi, ölünce de yaşayanı' yazıyor," dedi.
Fatma Hanım o taşı alıp Nadim Efendi'nin kafasına fırlattı. Taş kafasına çarptı ama Nadim Efendi, "Aa, ölümden dönen adama taş işlemez!" diyerek sırıttı.
O gün mahkeme kararı çıkmadı. Ama ilçede yeni bir dedikodu yayıldı: "Nadim Efendi, boşanma davasında mezar taşıyla kendini savundu!"
Nadim Efendi akşam kahvede otururken arkadaşlarına dedi ki: "Hatun dediğin böyle işte. Ölünce ağlıyor, dirilince davalık ediyor. Ben napayım, ne ölü ne diri, ne evli ne dul! Ama hiç olmazsa mezar taşım var, o bana sadık."
Devam edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.