Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Nadim Efendi Mezar Taşının Yanına Çadır Kuruyor



BÖLÜM 6: NADİM EFENDİ MEZAR TAŞININ YANINDA ÇADIR KURUYOR 


Fatma Hanım, mahkeme çıkışında doğruca eve gidip valizini topladı. Nadim Efendi arkadan seslendi: "Fatma, gidiyor musun? Peki yemek ne olacak? Biliyorsun ben pek yemek yapamam. " Fatma Hanım dönüp "Kendine mezar taşının yanında mangal yak, pişir!  Onu ye de zıbar" dedi ve kapıyı çarparak çıktı.


Nadim Efendi bir an duraksadı. Sonra omuz silkti. "Adammmmm sen de. Madem öyle, ben de taşın yanına çadır kurarım," dedi ve garajdan eski kamp çadırını çıkardı.


Akşam olduğunda, Nadim Efendi mezar taşının hemen yanına çadırını kurmuş, içine yatak, lamba ve küçük bir mangal yerleştirmişti. Üstelik çadırın üzerine de bir pankart astı: "Nadim Efendi Mezar Sitesi "


Mahallenin ilk tepkisi gece yarısı geldi. Komşu İsmail Efendi, köpeğini gezdirirken bahçede ışık gördü. Merakla yaklaştı, çadırı fark etti ve içeride Nadim Efendi’nin mangalda sucuk pişirdiğini gördü.


"Nadim ne yapıyorsun orada!?" diye bağırdı.


Nadim Efendi başını çadırdan çıkardı. "İsmail Efendi hoş geldin! Sucuk ister misin? Mezar taşının gölgesinde enfes oluyor."


İsmail Efendi’nin elleri titredi. "Sen delirdin mi? Mezar taşının yanında mı yatıyorsun?"


Nadim Efendi, "Niye? Taş bana mı sorun çıkarıyor? Daha hiç şikayet etmedi. Fatma'dan iyi komşu," dedi.


Ertesi sabah mahalle kahvesinde tek konu buydu. "Duymayan var mı? Nadim Efendi mezar taşının yanına çadır kurmuş, orada yaşıyormuş!"


"Neeeeee? Peki Fatma Hanım?"


"Fatma Hanım, kızının yanına gitmiş. Nadim ise çadırda sucuk pişiriyormuş!"


Mahalle muhtarı dayanamayıp Nadim Efendi'yi ziyarete geldi. Çadırı görünce şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. "Nadim Bey, bu ne hal böyle? Evin var, barkın var. Evine girsene!"


Nadim Efendi, "Muhtar Bey, burada hava temiz, mezar taşım da sağlam. Üstelik geceleri çok sessiz, kimse kapımı çalmıyor. Fatma’nın da dırdırı yok. Tek sorun kahvaltıda çay getirecek kimse yok," dedi.


Muhtar, "Peki çamaşırlarını nerede yıkıyorsun?" diye sordu.


Nadim Efendi, "Ne çamaşırı? Aynı tişörtü giyiyorum bir haftadır. Üzerinde 'Diri Diri' yazıyor, herkes anlıyor."


O gün öğleden sonra belediye ekipleri geldi. "Nadim Bey, bahçede çadır kurmak yasak, izin almanız lazım," dediler. Nadim Efendi, "O zaman mezar taşını belediye bahçesine taşıyın, orada kurayım çadırımı ," diye karşılık verdi.


Belediye görevlisi, "Olur mu efendim, mezar taşı özel mülkte olmalı," deyince Nadim Efendi, "O zaman bana özel mülk muamelesi yapın, çadırıma dokunmayın!" diyerek diretti.


Olay büyüdükçe büyüdü. Mahalleli ikiye bölündü. Bir kısmı "Nadim Efendi'ye saygı duyalım, adam kendi mezarının yanında yaşıyor, ne romantik!" derken, diğer bir kısmı "Bu manyak, hemen ruh sağlığı hastanesine yatırılsın!" diyordu.


Üçüncü gün Nadim Efendi çadırın önüne bir masa koydu, üzerine "Mezar Taşı Kahvesi" yazılı bir tabela astı. Gelen geçene kahve satmaya başladı. "Buyurun, mezar taşı manzaralı kahve! Ölmeden tadına bakın!" diyerek müşteri topladı.


Hatta öyle popüler oldu ki, gençler fotoğraf çekilmek için sıraya girdi. Bir genç, "Nadim Amca, sen ölünce burayı müze yapacaklar mı?" diye sordu.


Nadim Efendi, "Müze olur, giriş ücretli olur, ben de ölmeden önce cebim harçlık dolar ," diyerek göz kırptı.


Ama asıl bomba beşinci gün patladı. Fatma Hanım, komşulardan durumu duyunca geri döndü. Bahçeye girdiğinde çadırı, mangalı, kahve masasını ve mezar taşının etrafında poz veren turistleri gördü.


"Nadimmmmm! Bu ne hallllll!?" Geberesiceeeeeee “diye bağırdı.


Nadim Efendi hiç tınmadı bile. Yavaşça arkasını döndü. "Fatma, hoş geldin! Sana da bir kahve getireyim mi? Mezar taşı özel kahvesi, sana ücretsiz!"


Fatma Hanım, "Ben kahve değil, boşanma istiyorum!" dedi.


Nadim Efendi sakin bir şekilde, "Fatma, boşanırsan mezar taşının altına bir tane de senin adını yazdırırım, beraber kalırız," dedi.


Fatma Hanım o anda elindeki valizi fırlatıp çadırın üzerine attı. Çadır yıkıldı, Nadim Efendi mezar taşının arkasına saklandı. Turistler gülmekten kırılıyor, mahalleli balkonlardan izliyordu.


O gece Nadim Efendi, mezar taşının arkasına not yapıştırdı:


"Fatma, eğer dönüp özür dilersen, çadırı iki kişilik yapabiliriz. Mezar taşının yanına masa da ekleriz. Un helvası  da yaparız. Sevgiyle... (Ölümden dönen kocan Nadim)"


Ertesi sabah notun yanına Fatma Hanım'ın el yazısıyla bir cevabı eklendi:


"Masa olmaz. Ama ızgara olursa düşünürüm."


Devam edecek

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Nadim Efendi Mezar Taşının Yanına Çadır Kuruyor

Nuri Baş Nuri Baş