Gölgeden Merkeze İnsanın Kozmik Döngüsü
İnsanın yeryüzündeki serüveni, bir sahiplik yanılgısıyla başlar. Kendine bahşedilen ömür sermayesini, zamanı, sevgiyi ve her biri eşsiz birer cevher olan imkânları sonsuz zanneden insan, derin bir körlüğün pençesine düşer. Değer bilmek, nesneye ya da duyguya hakkını teslim etmektir; oysa insan, yanı başındaki berrak pınarın farkına varmayıp ufkunda beliren serapların açgözlü birer avcısı olmayı seçer. Bu noktada evrenin o sarsılmaz ve sessiz adaleti devreye girer: Değeri bilinmeyen her şey, sahibinin hoyrat tasarrufundan usulca çekilir ve kıymet bilenin eline bir ikram gibi sunulur. Varlık, hürmet gördüğü yere akma eğilimindedir; hürmetsizlik ise her şeyi çoraklaştırır.
Bu çoraklığın temelinde, insanın kendi gözlerine çektiği o kalın hırs perdesi yatmaktadır. İnsan, elindekileri görmeyecek kadar körleştiği an, tamahkârlığın dipsiz kuyusuna düşer; başkasındakileri isteyecek kadar açgözlü hâle gelir. Kendi bahçesindeki güllerin kokusunu içine çekmeyenlerin, komşunun dikenine methiyeler düzmesi bu hazin körlüğün nişanesidir. Şükrün ve idrakin olmadığı yerde, ruh sürekli bir açlık ve yoksunluk hissiyle kıvranır. Ve bu sahte açlık, insanı gerçeğin ışığından kopararak zihninin karanlık dehlizlerine sürükler.
O karanlıkta gözler, ışığın yalın ve çıplak yansımasındaki hakikati seçemez olur. Hakikat sorumluluk yükler, sadelik ister; oysa insan, illüzyonların konforuna sığınmayı tercih eder. Böylece gözler, gerçeğin kendisinden ziyade, onun gölgesindeki muazzam ama içi boş heyulaya kapılır. Zihin, kendi yarattığı korkulardan, hırslardan ve vehimlerden devasa putlar inşa eder ve onların peşinden koşar. Bu beyhude kovalamaca esnasında ise trajik bir kırılma yaşanır: İnsanın basamaklarını kendi elleriyle çıktığı, ait olduğu o yegâne gerçeklik bile yavaşça silinir, bir hayal olur ve avuçlarının arasından uçup gider. Gölgenin peşinde koşan, asıl gövdeden mahrum kalır.
Ancak hayat, bütünüyle bir kayıplar silsilesinden ibaret değildir; o, bizi sürekli eğiten dairesel bir çemberdir. Bu kozmik döngüde yaşadığımız her yanılgı, uğradığımız her hüsran zihnimize ve ruhumuza kazınan birer hikmet verisine dönüşür. Tecrübeyle öğrendiklerimiz, gelecekte öğreneceklerimizin zihinsel çipidir. Yaşam dümdüz ilerleyen bir çizgi değil, kendi üzerine katlanan bir devinimdir. Geçmişin yankısı ile geleceğin fısıltısı aynı anda mevcuttur ve bu dairesel döngüyü, çemberin tam merkezinde durmayı başaran o saf bilinç yönetir. Geçmişi pranga yapmayan, geleceğe ise vehimler yüklemeyen o merkez, "şimdi"nin sarsılmaz kalesidir.
İşte o kalenin içinde durmanın tek bir şartı vardır: İnsan, tanık olduğu sürece merkezdedir. Olayların, acıların, neşenin ve akışın sadece bilge bir gözlemcisi, sessiz bir şahidi olmayı becerebildiğinde rüzgâr onu savuramaz. Fakat ne zaman ki insan egosu öne fırlar, o devasa çarka kendi cüzi iradesiyle mutlak bir yön vermeye kalkar; işte o an merkezinden uzaklaşır ve çemberin hırçın dalgalarında savrulup gider.
Nihayetinde evren, zıtlıkların o muazzam ve kusursuz uyumuyla tamamlanır. Gece gündüzle, keder neşeyle, varlık yoklukla dans eder. Bu kozmik dansa direnmek, dalgaya karşı göğüs germeye çalışmak, insanın evrenle birlikte dönmesine vurulmuş beyhude bir darbedir. Direnç acıyı doğurur; teslimiyet ve tanıklık ise bilgeliği. Evrenle aynı ritimde dönmeyi kabul edenler, gölgelerin heyulasından kurtulup hakikatin ışığında eriyenlerdir.
AFORİZMALAR
* Değeri bilinmeyen her şey sahibinin tasarrufundan alınır, kıymet bilenin eline ikram edilir.
* İnsan elindekileri görmeyecek kadar kör, başkasındakileri isteyecek kadar açgözlüdür.
* Gözler ışığın yansımasındaki gerçek olanı değil, gölgesindeki heyulaya kapılır; kendine ait gerçeklik de hayal olur, uçar.
* Tecrübeyle öğrendiklerimiz, gelecekte öğreneceklerimizin zihinsel çipidir.
* Yaşam dairesel bir çemberdir; geçmişi de geleceği de merkezde duran yönetir.
* İnsan tanık olduğu sürece merkezdedir; yön vermeye kalktığı sürece merkezinden uzaklaşıp savrulur.
* Evren zıtlıkların uyumuyla tamamlanır; direnmek, insanın evrenle birlikte dönmesine vurulmuş beyhude bir darbedir.
Hamiye GÜL
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.