Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Aykırı Çiçek


İçimde aykırı bir çiçek büyüyor.

Mayısın ortasında kırağılara direndi.

Haziran yağmurlarında çürümekten çıktı.

Kurak Temmuz sıcağında, birden ona kadar nefesini tuttu.

Sonra bulutlar can suyu oldu.

Her şeye ve herkese rağmen, içimde...

Aykırı bir çiçek diyorum ona. 

Çünkü toprağın üstünde kökünü derinlere salmış,

Başka bitkiler hüküm sürerken o, 

Buna rağmen solmamaya yemin ediyor.



Eylül diyorum ona.

Açık açık, Eylül...

Yaktığı ateşin korunda çay demlenirken, 

İki beden koca bir aşkı ısıtabilir mi?

Kollarım geniş, alabildiğine düzlüklerim var benim. 

Sırtımdan peşi sıra kışın bütün yorgunluğunu akıtan bir nehir geçiyor.

Saçların döküldüğünde gübre niyetine coşar mı çorak toprağım? 

Filizlenir mi, sol omzumun hizasına diktiğin çiçek?

Güneşin önce can verip, sonra soldurduğu kuru otlar gibiyim.

İçime seni katsam iklimler dengelenir belki.

Kainatta kendine yer eden, ama birbirini tamamlamaktan başka çaresi olmayan bütün tezatlıklar, 

Buhar olup karışacak başka boyutlara.

Sonra bu düzen rahat batacak insanlara. Ve herkes, sebebini bildiği halde, 

Bu kusursuzluğun kahreden nizamına isyan edecek.



Ben yine yorgun bir gün başlangıcına teslimim.

Birazdan güneş kahkaha atarak yükselecek üzerimize. 

Ama içimden tek bir tebessüm bile etmek gelmiyor.

Bütün sessizliğin ortasında kumruların sesiyle kalabalıklaşıyor sokaklar.

Yoldan geçen araçların, asfaltı sakız gibi çiğneyen lastik uğultuları, 

Ucu bucağı görünmeyen bir kanyonda yürüyormuş hissi bırakıyor insanda.

Kulağıma, eskiden kalma öykülerden kopup gelen sesler yapışıyor.

Babamın, "Oğlum, kalk... Sabah oldu." deyişi...

Çocukluk arkadaşlarımla peşinden koştuğumuz topun yankısı...

Avazı çıktığı kadar ağlayan yeni doğmuş bir bebeğin sesi...

Bir de...

Hiç işitmediğim halde, tınısına alışık olduğum bir ses daha.

Sanki bir köy düğününde tesadüfen karşılaşmışım gibi.

Şimdi söyle... Hangisini yeniden duymam daha yakın?



Anlayabildiğimiz kadar tat alabiliyoruz hayattan.

"Her anın tadını çıkar." savsatasına hiç inanmadım ben.

İnsan, takıntılarının ve dertlerinin tam ortasına çiçek dikemez.

"Kara" denmiştir; çünkü "siyah", çekilen acıyı fazla kibar anlatacaktır.

"Ak" denmiştir; çünkü "beyaz", o kadar da pürüzsüz görünmeyeceği korkusunu taşır.

Kelimeler bile bunca oyun oynarken bizimle,

Hala umudun içine bir tutam inat atıp karıştırmaya,

Ve zaman tükenirken, her sabah geride bıraktığımız izleri yeniden demlemeye hakkımız var.

Çünkü bazen insanı ayakta tutan şey umut değildir.

İnadın, ölmeyi reddeden halidir.


2026 Temmuz Eylüle

Sivas

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Aykırı Çiçek

Toprak Toprak