Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Bir Gün Yine Marmara

Bugün kalktım ve yıldızlara baktım.

Sen kırgın yüreğinle derin bir uykudayken

Benim şehrim çoktan güneşi doğurmuştu, sevgilim.

Oturup bütün sükunetin ortasında bir sigara yaktım.

Sonra limon ağacımı suladım.

Sen bilmiyorsun;

Sadece dalları yeşil kalmış bir ağaca

sabrediyorum.

Hala bana bir umut veriyor diye

Usanmadan besliyorum onu her gün,

Dalından hasat vermeyeceğini bile bile.



Seni göğsüme aldım.

Saçlarını güneşten kavrulmuş buğday başakları gibi

Avuçlarımın arasında tuttum.

İnançlı hezimetlerle büyüttüğün düşlerini

Çizgili defterlerinin satırlarına sığdırdın.

Herkes sıkıldı anlattığın hikayelerden.

Herkesin güzellik algısında kaybolduğu

o eril düşlerde

Sen “acımasın” dedikçe

Onlar hep pürüzsüz teninde iz bırakma niyetindeydi.

Ben anlattıklarını kendi hikayem bildim.

Dinlediklerimde küçük bir kız çocuğunun başını okşadım.

Ama ona hiç acımadım.

Anlattığın ne varsa ruhuna bandaj diye sardım

Sevda dedim sakladım..



Hastane kokusunu çekiyorum içime en derinden.

O hep tanıyor gibi gelen,

Ama adını hatırlayamadığım bir insan kokusu.

Neticede en sevdiklerini

Ölü ya da diri hastane koridorlarında yitirmiş

Bir adamdan bahsediyoruz.

Şimdi şairin en sevdiği noktada

Bir kapak sesi gibi düşüyor kelimeler.

Bazen kaybetmek,

Bildiğin yolları bilerek yürümemeyi seçmektir.

Bazen sana ait olan kara parçasını

Savaşmadan düşmana teslim etmektir.



“Hala seni seviyor olmanı tanımla” desem kendime,

Şarkılara, şiirlere sığınmadan

Parmak uçlarımla ıslak, terli derime dokun derim.

Boynumda nefesini hissetmek gibi,

Gelip yanı başıma kurulan

Ilık, utangaç bir ikindi rüzgarı gibi.

Ama senin tenin rüzgar değil.

Daha sıcak.

Daha yakın.

İnsanın aklını değil,

Bedenini susturan bir yakınlık.



Ben uzaklara dalarım.

Uzaklardan elimi

Kırmızı pabuçlarıyla bayram sabahı

Saçlarına beyazlar düşmüş bir kız çocuğu tutar.

Sana gece karanlığında,

Sevdanın aydınlattığı loş bir sokak başından yazıyorum bu kez.

Elimde sıcaktan erimiş sütlü çikolata,

Ceplerimde kırılmış bisküvi taneleri.

Zamanı geriye almak mümkün değil.

Yahut yakın gelecekte

Göğsüme saç tellerin düşer mi, bilmiyorum.



Yorgun tren raylarında ıslandığımız bu yağmur,

Soğuyup sonra birbirimize hasta düştüğümüz bu inat,

Onca yıl sonra bile

Ateşi böğrümüzde tütüyorsa,

Bana sana dair ayrıntıları

“unutmak” fiiliyle

Niçin bütünleştirmediğimi sorma, sevgilim.

Dönüp dolaşsak farklı iklimleri seninle;

Karadeniz'in yeşilini,

İç Anadolu'nun bozkırını...

*** ***

Bir gün yine Marmara saklayacak ikimizi.

Bu kez ayrılığı değil,

Tenimizi konuştuğumuz,

Kurallarını kendimizin yazdığı

bir gerçeklikte.


Bursa

Ağustos 2026 Eylüle

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bir Gün Yine Marmara

Toprak Toprak