Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Kendimi Terk Ederken

Kendimi Terk Ederken

Günbegün ekliyorum kelimeleri birbirine.

Geçmiş zaman fiillerini

Şimdiki zamanın elinden tutmaları için azarlıyorum.

İlkokula yeni başlayıp

Zorla arkadaş edilmiş çocuklar gibiler;

Birbirlerine hırçın, bize huzursuz.


İçimde göğün merdivenleri kuruluyor.

Adım adım tüketiyorum hasretin basamaklarını.

En çok kendimi aldattığımı,

Her dönüşte kendimi terk ettiğimi

buluyorum.

Oysa bu sokakların taşında nefesin var.

Boyalı kalemlerinle çizdiğin dünyadan

Kurumamış bir mürekkep kalmış dudaklarımda.

Kulak ardına atılmış bir izmarit gibi

yanmayı bekliyor geçmişimiz.

Çakmağı ateşlemeye korkuyor parmaklarım!


Şimdi diz kapaklarım kanıyor.

Toprak, denizin tuzunu kusuyor.

Senin çalkaladığın düşler

Kıyıya vurmuş eski şişeler gibi

içimde kırılıyor.


Pencere pervazlarında unutulmuş kum tanelerini

Bağrına basasın geliyor bazen.

Adında toprak geçtiği için

Başını okşadığın çocuklar olur...

Sonra yorulursun

midenin kaldırmadığı ilgilerden.

İşte o zaman

Benim gelip gelmemem arasındaki

hava şartları düşer aklına.


Ya da—

“Git.”

derken ardına bile bakmadan

gidişim.

Kelimelerimi hatırladığın

bütün coğrafyaya kusasın gelir.


Hala şarkılarla hediyeleşecek kadar

hatır kaldıysa birbirimizde,

Telvenin dibinde adımızı okuyacak kadar

soğumadıysa kahvelerimiz,

Şiirlerde sevişerek sabahlayacak

sabrı tüketmediysek tenimizde,

Sen de biliyorsun:

nasipten öte ruhlar doğurduğunu.

Çiçeğin yedi rengini

gökkuşağının bittiği yerde arayacak kadar

sabırlısın.

Kara otların bittiği tarlamda

ellerin nasırdan çatlayana kadar

usanmadan yolacak kadar

inatçı değil misin sevgilim?


Yıllar önce...

Ben belirgin bir hevesle,

Sen kelimelerin yükünden kurtulma umuduyla

Tutunduğumuz ağacın gölgesinde

Yıllar sonra

***

Senin olmadığın bir geçmişi

tercüme ediyorum.


Çocukluğumu anlatmak isterdim sana.

Susadığını söylemeden anlayıp

yosun tutmuş bir pınardan

Aynı bardağı paylaşmayı.

Güneşi alnından çekip almayı.

Sırtımı sana yaslayıp

kozasından çıkmayı unutmuş

ipek saçlarını

rüzgara bırakmayı.

İçimdeki dağlar yumuşasın diye

şehirlerin üzerine

tuzla buz olmuş kayalar yağsın isterdim.


Özgürlük senin gözlerinden

güzel olamaz.

Damarlarımda sertleşen kanı

gülüşün sulandırır.

Teşhisim uzağa bakıp yakını görebilmekse,

Apseli düşlerimi hangi antibiyotik dağıtacak?

Artık hezeyanlarımı

sevmediğim şehirlere gömeceğim.

Mutluluklarımı ise

bir bayram sabahı

gurbette yalnız kahvaltıya mahkum edilmiş

O genç adamın gözlerine bırakacağım.

Sonra toprağıma

Adını bildiğin yıldızlar kadar

tohum serpeceğim.

Belki senin göğünün kızıllığında

içimden başka bir mevsim geçer.


Şimdi ne kızgınlığımı hissediyorum

şakaklarımda,

Ne kırgınlığımın eski sancısını

karın boşluğumda.

Başka bir sokakta,

Başka bir caddenin üzerinde

Sana onca yılın sensizliğini

anlatır gibiyim.

Yeni rüyalar görmeye başlayan

bir çocuk kadar savunmasızım.

Uyandırma beni.

Bırak biraz daha kalsın

içimde gölgelerin.


Ağustos 2026 Eylüle

Bursa




Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Kendimi Terk Ederken

Kendimi Terk Ederken

Toprak Toprak