İçimdeki İstikamet
Bir yanım,
"Yürü." diyor.
Korkma.
Diken batsın bacaklarına,
Isırganlar tenine adını yazsın.
Her yara, geri dönmekten daha dürüsttür çünkü.
Ufukta bekleyen vakit, usulca omzuma dokunuyor;
"Yaklaşıyorum." diyor.
"Hazır mısın?"
Öteki yanım,
El freni çekilmiş bir aracın altında kalmış gibi.
Üzerime kalın kaldırım taşları boca ediyor,
Olur da yolumu şaşırıp geriye dönerim diye.
Sanki geri dönüş,
İnsanın kendine verdiği en ağır ceza.
Mutfağımda su hazır, kap hazır.
Ben un ararken,
Birileri avuçlarıma karbonat bırakmış.
Hamur yoğuracağımı sandım;
Meğer içimin pasını söküp atmaya uğraşıyormuş hayat.
Kabarması gereken ekmek değilmiş,
Yıllardır içine çöken sessizlikmiş.
Söylesene sevgilim...
Kalbime böylesine derin anlamlar yüklemeye
Ne zaman karar verdin?
Hangi sessizliğin içinde
Kelimelerime bu kadar ağır yükler bağladın?
Ben kendi içime bakmaktan korkarken,
Sen orada bir ömür kalmayı nasıl göze aldın?
Ben yollarına
Sarp yamaçlardan kaya parçaları yuvarladım.
Başkalarını,
"Dikkat edin, düşebilir." diye uyardım.
Yeter ki senin yolun kapansın istedim...
Çünkü bazı insanlar,
Sevilmekten değil,
Sevilmeye devam edilmesinden korkar.
Ama sen...
Yüreğimde öyle bir tuttun ki yerini,
Buram buram taze hasat olmuş ekin kokusu sardı uykularımı.
Aradan yıllar geçti.
Mevsimler değişti.
Şehirler eskidi.
İnsanlar birbirine yabancılaştı.
Ama o koku hiç gitmedi.
Masayı dağıttım.
Yedim, içtim, sustum.
Bütün vedaları önüne koydum.
Kırgınlığımı ekmek gibi böldüm.
Sessizliğimi su gibi içtim.
Sen ise,
Çay çoktan soğuduğu halde
masadan kalkmadın.
Nasıl bekledin?
Ben gitmen için ne varsa yaptım.
Sen kalmak için tek bir sebep aradın.
Peki ya o küçük kız çocuğu...
Herkesin aceleyle büyütmeye çalıştığı,
Oysa sadece anlaşılmayı bekleyen o çocuk...
Ben onu yıllarca susturdum.
Sen sesini duydun.
Ben yarasına baktım.
Sen canının yandığını gördün.
Bir zamanlar
Aynı trenin camından aynı manzaraya bakıyorduk.
Şimdi aynı otobüs hattında bile değiliz.
Yollar değişti.
Duraklar değişti.
İsimler değişti.
Ama bazı yolculuklar,
İnsan indikten sonra da devam ediyor.
İçimde,
Tükenmediği için saygı duyduğum bir çaresizlik var.
Saçlarına ak düşüren bir mevsim gibi ağır,
Ama hala ayakta.
Hayatı,
Avuçlarımda camdan bir kar küresi gibi taşıyorum.
Düşürsem,
Cam değil ben kırılacağım.
Çünkü insan bazen
Elindekini değil,
İçinde büyüttüğünü kaybediyor.
Senin mevsimine bir kibrit çaksam,
yalnızca bir yangın çıkmayacak.
Ben de kül olacağım.
O yüzden bazı ateşleri uzaktan seyretmeyi öğrendim.
Hani dingin bir uykudaydım yıllarca...
Sen hayatın bütün rollerini
dublörsüz oynadın.
Her düşüşün gerçekten canını yaktı.
Her vedan gerçekten eksiltti seni.
Bense çocukluk kahramanlarıma inanır gibi,
inandığımı sandım.
Belki de gerçeğe değil,
Alıştığım hayata tutundum.
"Ve ben, yürümekten çok geride bıraktığım kendime yetişmeye çalıştım."
Ağustos 2026
Sivas
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.