Sol Yanıma Ektiğin Sonbahar
Her şey,
Demli çayın ince belli bardağın derinliklerine
Salıverdiği o sessiz çığlıkla başladı.
Ben, onca insanı soframa buyur eden gönlümle
Sana bir türlü yer açamadım.
Çünkü senin başkalarıyla filizlenen mutluluğunu
Yıllardır içimde çiğneyip durduğum bir taş gibi hazmedemedim.
Hani derler ya;
“Mutlu olmanı istiyorum.”
Ben bu cümlenin
İçimde kaç kez öldüğünü bilirim.
.....İstemiyordum.
Saçlarının döküldüğü mevsimlere
Adımın hiç uğramamasından daha acımasız ne olabilirdi yeryüzünde?
Senin yorgun hikayeni
Babasına hasret bir kız çocuğunun
eski bir battaniyeye sarılması gibi
bağrıma bastırdım.
Senden geriye kalan ne varsa
kucağımda büyüttüm.
Ben toprağı suladım,
Sen başka bahçelerde açtın
Heveslerimi,
söylenmemiş sözlerimi,
Gece yarısı içimde çoğalan o ahmak umudu...
Sonra bir sel geldi.
Benim yıllarca biriktirdiğim ne varsa
alıp götürdü.
Sert, çetin bir kışın ardından
Temmuz sıcağında ısınır diye beklediğim toprağımda
Yedi renk çiçek açtı yüzün gülsün diye.
***
Sahi,
güldürebildim mi seni
onca yılın ardından?
***
Hiç durup da
sevdiğin bir romanda altını çizer gibi
üç beş kelimelik bir cümlenin arasına
beni sakladın mı?
Bir gün,
bir başkasının sesinde sustuğunda
ya da kalabalığın ortasında
nedensizce dalıp gittiğinde
aklına geldim mi?
Bir şarkının en kırık yerinde,
Akşamüstünün kızıl yalnızlığında,
çayın buharında,
Denizin kıyıya bıraktığı köpükte
Bir an olsun düştüm mü aklına?
Ayaz kestiğinde
Oruçlu ağzımın kokusunu nefesinle harmanlayamadığım
o uzun akşamlarda
bir insanın başka bir insana
Yaklaşamadan da ömrünü tüketebileceğini öğrendim.
El ayak çekildiğinde,
denize karşı bir bankta
sana anlatamadığım bütün ihtimalleri
karanlığa emanet ettim.
Belki bir sabah
var olan benliğinden usulca sıyrılacak,
fırtınalı yağmurlardan sonra durulanmış
bir gökyüzü gibi
kendine ait uzak coğrafyalara sığınacaksın.
Kendi seyahatinde
yalnız kendinin bildiği yollardan geçeceksin.
Ve sonunda
haklı çıkmanın o tarifsiz,
insanı hem büyüten hem de içten içe çürüten
mutluluğuna gömüleceksin.
Bir avuç suskunluk,
soğumuş bir çay,
yarım kalmış bir sarılış
ve hiçbir zaman tamamlanmayacak
bir cümlenin sonuna konmuş üç nokta...
Belki de insan
en çok gerçekleşmeyeceğini bildiği ihtimalleri sever.
İnsan; Eylül'de kendinden vazgeçmeyi öğrenir...
2026 Eylül'e....
Sivas
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.