Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Sol Yanıma Ektiğin Sonbahar

Her şey,

Demli çayın ince belli bardağın derinliklerine

Salıverdiği o sessiz çığlıkla başladı.


Ben, onca insanı soframa buyur eden gönlümle

Sana bir türlü yer açamadım.

Çünkü senin başkalarıyla filizlenen mutluluğunu

Yıllardır içimde çiğneyip durduğum bir taş gibi hazmedemedim.


Hani derler ya;

“Mutlu olmanı istiyorum.”

Ben bu cümlenin

İçimde kaç kez öldüğünü bilirim.


.....İstemiyordum.


Saçlarının döküldüğü mevsimlere

Adımın hiç uğramamasından daha acımasız ne olabilirdi yeryüzünde?

Senin yorgun hikayeni

Babasına hasret bir kız çocuğunun

eski bir battaniyeye sarılması gibi

bağrıma bastırdım.


Senden geriye kalan ne varsa

kucağımda büyüttüm.

Ben toprağı suladım,

Sen başka bahçelerde açtın


Heveslerimi,

söylenmemiş sözlerimi,

Gece yarısı içimde çoğalan o ahmak umudu...


Sonra bir sel geldi.

Benim yıllarca biriktirdiğim ne varsa

alıp götürdü.


Sert, çetin bir kışın ardından

Temmuz sıcağında ısınır diye beklediğim toprağımda

Yedi renk çiçek açtı yüzün gülsün diye.


***

Sahi,

güldürebildim mi seni

onca yılın ardından?

***


Hiç durup da

sevdiğin bir romanda altını çizer gibi

üç beş kelimelik bir cümlenin arasına

beni sakladın mı?


Bir gün,

bir başkasının sesinde sustuğunda

ya da kalabalığın ortasında

nedensizce dalıp gittiğinde

aklına geldim mi?

Bir şarkının en kırık yerinde,

Akşamüstünün kızıl yalnızlığında,

çayın buharında,

Denizin kıyıya bıraktığı köpükte

Bir an olsun düştüm mü aklına?


Ayaz kestiğinde

Oruçlu ağzımın kokusunu nefesinle harmanlayamadığım

o uzun akşamlarda

bir insanın başka bir insana

Yaklaşamadan da ömrünü tüketebileceğini öğrendim.


El ayak çekildiğinde,

denize karşı bir bankta

sana anlatamadığım bütün ihtimalleri

karanlığa emanet ettim.


Belki bir sabah

var olan benliğinden usulca sıyrılacak,

fırtınalı yağmurlardan sonra durulanmış

bir gökyüzü gibi

kendine ait uzak coğrafyalara sığınacaksın.


Kendi seyahatinde

yalnız kendinin bildiği yollardan geçeceksin.


Ve sonunda

haklı çıkmanın o tarifsiz,

insanı hem büyüten hem de içten içe çürüten

mutluluğuna gömüleceksin.


Bir avuç suskunluk,

soğumuş bir çay,

yarım kalmış bir sarılış

ve hiçbir zaman tamamlanmayacak

bir cümlenin sonuna konmuş üç nokta...


Belki de insan

en çok gerçekleşmeyeceğini bildiği ihtimalleri sever.


İnsan; Eylül'de kendinden vazgeçmeyi öğrenir...


2026 Eylül'e....

Sivas

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sol Yanıma Ektiğin Sonbahar

Toprak Toprak