Kendime Giden Yollar Kapalı
Dünyayı değiştirmeye çabalamadım asla
Dünyanın hiç değişmeyeceğine olan ümidim hiç kırılmadı.
Dünyanın bir tiyatro sahnesi, değişenin yalnızca figüranlar olduğunu,
Binlerce yıldır aynı oyunun
Farklı kostümlerle sürdüğünü biliyordum.
Seni de değiştirmeye çalışmadım.
Çünkü senin bana benzeme hevesin kadar,
Benim sen olma çabam da
Aynı yangının iki ayrı dumanıydı.
Tek mutlak olan;
Senin kara fırtınalarınla evimin çatısı uçana dek
İçimdeki kayalıklar
Sana; senin bana baktığın kadar bile ilgi duymadı.
Sonra beni aşağı ittin.
Ve o gün canım ellerinde kaldı.
Seni bütün kirimden arınarak sevmek istiyorum.
İşlediğim günahın,
Yaşadığım yasağın
Tadını bile bile alan bir suçlu gibi.
Sonbahar kışa çalarken,
Herkesin elini eteğini çektiği sahiller gibi bedenim.
Bir zamanlar her karışı ayak iziyle dolu,
Şimdi kıyıya vurmuş
Çakıl taşları ve suskun kumlardan ibaret.
Şamarımı yalnızca hak edenin yüzüne indirdim.
Sana gelince...Geri çekildim.
Sevmeyi beceremediysem,
Acılarımı ekmek diye önüne koymak istemedim.
Ama bir vakitler
Saçlarının omuzlarıma düşebileceği kadar yakındım sana.
Sonra...
Hangi söz kırdı içimdeki taşı,
Hangi sessizlik beni kendimden etti,
Bilmiyorum.
Bildiğim tek şey;Eylül değişmedi...
O günden sonra
Hiçbir kapıyı yumruklamadım.
Issızlık da bir memlekettir dedim kendime.
Nüfusuna yalnızlığımı yazdırdım.
Artık geceleri
Ay bile pencereme misafir gelmiyor.
Çünkü karanlık,
Kendi gölgesini bile benden esirgiyor.
Rüzgar geçerken
Adımı söylemiyor hiçbir ağaca.
Kuşlar göç ederken
Kanatlarına emanet etmiyor sesimi.
Ben artık
Yıkılmış evlerin duvar diplerinde açan
İsimsiz otlara benziyorum.
Ne koparan biliyor adımı,
Ne de ezip geçen.
İçimde yıllardır mühürlü duran mahkemenin
Tek hakimi de benim,
Sanığı da.
Haklı çıkmanın bile
İnsan kalbine ağır geldiğini öğrendim.
Bundan sonra
Kimsenin vicdanına sığınmam.
Çünkü merhamet,
Çoğu insanın cebinde taşıdığı
Bozuk para kadar değersizleşti.
Beni ararsan;
Haritalarda zar zor göşterebilecegin bir şehrin
Çatlamış çeşmesinde bulursun.
Suyu çekilmiş,
Ama taşları hala beklemeyi bilen bir meydanda.
Bir gün yine seni sevecek olursam,
Bunun adına umut demeyeceğim.
Yangından kurtulmuş son ağacın
Köklerine tutunan inat diyeceğim.
Çünkü bu çağda
Sevmek;
Çiçek büyütmek değil,
Külün içinden kendi mezar taşını söküp
Yeniden ev yapmaktır.
2026 Temmuzdan Eylüle
Antalya
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.