Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

İstasyonda Bekliyorum

İstasyonda Bekliyorum


Tren, pencereden gördüğüm o uzak dağlara yaklaştıkça anladım…

Her zirve yeni bir ufuk doğurur, her tünel yeni bir karanlık.

Yolculuk uzadıkça küçülür insan,

kendi gölgesinden bile kısa kalır hayalleri. 

Raylar şarkı söyler, ama nağmesi hep aynı:

“Gelme, geç.”


İstasyonda bekliyorum 

elimde bir tek bilet,

gözlerimde bitmemiş bir umut. 

Kompartımanda titreyen lambanın altında

eski bir harita açtım;

dağlar küçücük noktalar,

nehirler incecik çizgiler…

Oysa hepsi hâlâ kocaman. 

Oradalar,

Ta uzaktalar.


Rüzgâr camı tıklattı, 

Cevap veremedim.

Çünkü ben de bilmiyorum;

sadece gidiyorum,

hiçbir fikir yok aklımda 

gitmekten başka 


Her durakta inenler bir parça benden götürüyor,

her kalkışta benden bir parça kalıyor geride.

Bavulum hafifliyor,

ama ruhum ağırlaşıyor her seferinde. 

Sabah sisinde beliren köyler,

pencerelerden bakan çocuk yüzleri…

Onlar da mı aynı dağları “en uzak” sanıyor?

Acaba onlar da bir gün trene binip

kendi çocukluklarını geride mi bırakacak? 


Gece indiğinde yıldızlar raylara dökülüyor sanki.

Tren hızlanıyor,

zaman yavaşlıyor.

Arada bir fren sesi,

bir yürek çarpıntısı gibi kesik kesik. 

Yolcular sessiz;

bazen gülümsüyorlar bana 

anlamıyorum nedenini

sadece pencereden dışarı bakarak

birlikte gülümsüyoruz. 


Belki bir gün bu tren

hiç durmayan bir istasyona varır.

Orada ne dağ kalır, ne uzaklık…

Sadece sonsuz bir “şimdi”

ve içinde koca memleket ahvali

O vakte dek,

yolculuklar sona ermeden,

daha nice bahar havalı sabahlarda

kompartımanlarımızın kapısından başlarımızı uzatıp

birbirimize,

Gülümseriz belki

Merhaba diyerek 



Tren virajı aldı, dağlar yaklaştı sandım;

ama yaklaştıkça silikleştiler.

Uzaklık bir yalanmış meğer,

en büyük yalan daima heybemizde oysa.

Bir istasyonda indi biri,

arkasında parfüm kokusu ve yarım bir hikâye bıraktı.

Cam buğulandı,

parmağımla güle güle yazdım,

hemen sildi arkada ki adam

Yazma dedi…

Bırak gitsin.


Gece yarısı tünelde elektrikler söndü.

Karanlıkta herkes kendi yalnızlığına dokundu.

Kimse konuşmadı,

çünkü sözler de raylar gibi

hep aynı yere çıkıyordu. 

Hep aynı gıcırtıyla …


Sabah yine doğdu,

ama bu sefer başka bir pencereden.

Dağlar hâlâ oradaydı,

sadece biz değişmiştik;

onlar hep aynı uzaklığı koruyor. 

Yol bitmez belki,

biterse de biz bitmiş oluruz.

O yüzden kompartıman kapısını aralık bırakıyorum,

belki bir sabah

o uzatır başını ve

merhaba der

Ben de aynı sıcaklıkla karşılık veririm ona.


Ay ışığı raylara gümüş bir tül ördü,

tren usulca geçti o ince sisin içinden.

Dağlar nefes alır gibi kabardı,

her solukta bir eski masal uyandı içimde. 

Rüzgâr kompartımanın perdesini öptü usulca,

adı “özlem”di o rüzgârın.

Cama yansıyan yüzüm üşüdü.

yerine duygusallığımın ıslak gözleri kaldı. 


Her tekerlek dönüşü bir kalp atışı,

her istasyon bir yaşanmışlık manzumesi.

Uzaklar yaklaştıkça eriyor,

eridikçe içime doluyor,

beni kendimden daha büyük kılıyor. 

rüzgarın ilk nefesi camı buğuladı yine,

içinde tomurcuklanan umutlar titreşti.

Biletçinin sesi hâlâ yankılanıyor koridorlarda,

güz yaprakları gibi dağılıyor 

Vagon vagon.


Tren yoluna devam etsin,

ben de içimdeki sonsuz raylarda…

Belki bir sabah,

tam da en lirik yerinde şafağın,

pencereden uzanıp

göz göze geliriz dünyayla…

ve dünya bir anlığına

merhaba der .

sadece bana 

usulca.

belki


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İstasyonda Bekliyorum

İstasyonda Bekliyorum

redfer redfer