Ey Tecellî Gâh I Aşk U Şevk Ü İrfân Türkiyem
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem!
Hâkine yüz sürmededir sebil-i cân, Türkiyem!
Nûr-ı fecremuntafîdir gûşe-i rûhumda şeb,
Lâlezâr-ı ezelîdir sînede her sâde leb;
Âfitâb-ı ma’rifet tîğından eylerse ıyân,
Secdedir sevdâya gark olgunluğun gaybı, heman:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (1)
Rize’nin dağlarında çay serinliğinde sis,
Hatay’ın secdesinde ezelî kadim ses;
Diyarbakır surunda yatar nûr-ı revân,
Bî-nihâye seyr eder bu mülkte mürşid izi-iz:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (2)
Konya’nın batinî devrânında mevc vurur semâ,
Sivas’ın medresesi bir nihan meftun gazeldir bu rüya;
Erzurum dadaş edası buz tutar nâr üstüne,
Nakş eder târîhini cân u cihân nûr üstüne:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (3)
Tîg-i tevhîd ile mahvoldu hevesteki gubar,
Bu vatan bürc-i mahfûzdur, okunmaz âh u zâr;
Nal sesinden ürperir âfâk-ı bî-pâyân-ı şer,
Her şehit gerdânda yakut-ı mükerremdir eser:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (4)
Kış akırtır sînede bâr-ı meşakkatler ile,
Yaz başak şâhidi eyler nebi-i hâller ile;
Kim dokunur katre-i pür-nûru bu sevdâ-yı hâke,
Can rehîn olmuştur ezelden o ulvî bârige:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (5)
Kafkasya’dan esen yeldir hâtıra-i şân u şeref,
Balkan’ın hicranı siner her nefeste bir elif;
Âşıyan-ı âdemiyiz, rûh u revân bir katar,
Toprağın altındaki nur üsttekine taht atar:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (6)
Gök kubbe bir aynadır ki akseder arş-ı cezbe,
Her viran köşe vatan, her nefer bir ser-hüdbe;
Tarihin süzgecinden damıtılmış bu nizam,
Hangi zulmet bükebilir bu çelikten o râm?
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (7)
İznik’in çinisi yanar fecre karşı nehir,
Amasya şehzadesi süzülür gamda zehir;
Lakin irfan seli boğar zulm ile bîbâverî,
Hak yorulmaz, yürür üstten o sâfiyâne eri:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! ()
Yolumuz Hak yoludur, dönmez geri bu kervan,
Her nefestir bu vatana sunulan sebil-i can;
Cihan durdukça durur bu kubbe-i bî-ihtilâl,
Sâbit kadem eyleye, rûh u bedende bu hal:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (9)
Toros’un sinesi örter kar ile boranı,
Porsuk’un kıyısı yuğurur nurlu zmanı;
Kuytuda bir taş mihrap, ses verir kadim hâr,
Nakş olur mermerine sîne-i deryâdan var:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (10)
Cudi’nin gölgesinde sükût eder nice rüyâ,
Meriç’in serhatinde can bulur yeşil deryâ;
Selimiye kubbesi bağlar fecre bir nazar,
Sînede nakş olan bu mülk, silinmez ne yaz, ne kâr:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (11)
Van’ın Akdamar kökü serper ufka bir elif,
Kastamonu kalesi sîneye eyler telif;
Ulu Cami minberi dillenir haktan yana,
Nûr-ı tevhid ile can basmış bu al kan cana:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (12)
Karahisar kalesi bir ulu burçtur ezber,
Nemrut’un bağrında söylenir nice defter;
Gökte mahya neyse, bu toprakta odur nûr,
Cihan durdukça durur, cân u cihân bu sûr:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (13)
İstanbul surlarında çınlar ezelî sadâ,
Ayasofya göğsünden yankılanır bilâda;
Sîne-i cihanı sarar bu muazzam ihtişam,
Hak yolda baki kalır bu şanlı mülk u câm:
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (14)
Redferî’dir bende-i deryâ-yı aşkın ta ezel,
Hâkine kurban bu cân, ey şâh-ı mülk-i lem-yezel;
Mühr-i ebceddir bu ömür, sırlar içinde nihan,
Cümle âlem ses verse de tek sesimiz: Türkiyem!
Ey tecellî-gâh-ı aşk u şevk ü irfân, Türkiyem! (15)
redfer
Günümüz Türkçesiyle ...
Ey aşkın, şevkin ve irfanın tecelli ettiği aziz yer, Türkiyem!
Can yolunu sana feda etmek, senin toprağına yüz sürmektir, Türkiyem!
1.Ruhumun köşesindeki karanlık seher nuruyla dağıldı; gönlümde her saf dudak ezelî bir lale bahçesi gibidir. Marifet güneşinin kılıcı hakikati gösterdiğinde, olgunluğun sırrı bu sevdada secdeye varmaktır hemen.
2.Rize'nin dağlarında çay kokulu serin sis, Hatay'ın secdesinde ezelî kadim ses vardır. Diyarbakır surlarında manevi bir nur yatar; bu ülkede mürşidlerin izi sonsuza dek sürülür.
3.Konya'nın derin irfan devrânında semâ dalgalanır; Sivas medresesi bu rüyanın gizli gazelidir. Erzurum'un dadaş duruşu ateş üstünde buz tutar; can ve cihan tarihini nur üstüne nakşeder.
4.Tevhid kılıcı heves tozunu sildi; bu vatan emniyetli bir burçtur, burada gözyaşı ve feryat yer bulmaz. Atlarının nal sesinden sonsuz ufuklar ürperir; her şehit boynumuzda kıymetli bir yakut eserdir.
5.Kış gönülde zorluk yükü taşır; yaz ise peygamberane hallerle başağın şahidi olur. Bu toprak sevdasına nur damlasıyla kim dokunabilir? Can ezelden o yüce eşiğe adanmıştır.
6.Kafkasya'dan esen yel şan hatırasıdır; Balkan'ın acısı her nefeste bir elif gibi yüreğe çöker. Biz insanlık yuvasıyız, ruhlar bir katar gibidir; toprağın altındaki şüheda nuru üstteklere taht kurdurur.
7.Gök kubbe cezbe arşını yansıtan bir aynadır; her harabe vatan köşesi, her asker bir siperdir. Tarihin süzgecinden geçen bu nizamı hangi karanlık bükebilir?
8. İznik çinisi sefere karşı nehir misali parlar; Amasya hüzünle yoğrulur. Lakin irfan seli zulmü ve imansızlığı boğar; Hak yorulmaz, saf ve temiz erler üstün gelir.
9.Yolumuz Hak yoludur, kervan geri dönmez; her nefes bu vatana adanan sebil candır. Cihan durdukça bu sarsılmaz kubbe duracak; ruhumuzda ve bedenimizde bu hal daim olsun.
10.Toros'un göğsü kar ve boranı saklar; Porsuk'un kenarı nurlu zamanı yoğurur. Kuytudaki taş mihrap kadim bir ses verir; mermerine derya gönlünden varlık işlenir.
11.Cudi'nin gölgesinde nice rüya sükûnet bulur; Meriç sınırında yeşil doğa canlanır. Selimiye kubbesi sehere yönelir; gönlümüze nakşedilen bu vatan mevsimlerle silinmez.
12.Van’ın Akdamar Adası (tarihî kökü/dokusu) ufka dimdik ve inançlı bir elif gibi serilir;
Kastamonu Kalesi kalbe huzur veren bir birleştiricilik, bir telif eyler;
Ulu Cami’nin minberi hakikati ve adaleti haykırır;
Tevhidin nuruyla bu al kan, cana can katmıştır:
Ey aşkın, şevkin ve irfanın tecelli ettiği (göründüğü) yer, güzel Türkiye’m!
13. Afyonkarahisar kalesi ezber edilmiş ulu bir burçtur; Nemrut'un bağrında tarih konuşur. Gökteki mahya bu toprağın nurudur; cihan durdukça bu sur ayaktadır.
14.İstanbul surlarında ezelî ses çınlar; Ayasofya göğsünden dört bir yana yankılanır. Cihanı bu muazzam ihtişam sarar; şanlı devletimiz Hak yolda baki kalır.
15. Redferî ezelden aşk deryasının kölesidir; toprağına kurban bu can, ey sonsuzluğun sultanı! Bu ömür sırlarla dolu bir ebced mührüdür; bütün dünya ses verse de tek sesimiz var: Türkiyem!
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.