Nehirlerin Türküsü
Nehirlerin türküsünü izleyelim;
dağlardan kopup gelen asi nehirler gibi,
kadınların yüreğindeki özgürlük sevdası da
önüne çıkan tüm bentleri yıka yıka aksın.
Çekilen acılar,
bastırılan sesler,
kırılan kanatlar o nehrin yatağını derinleştirsin;
çünkü hiçbir bariyer,
kadının o büyük okyanusa kavuşmasını asla engelleyemez.
Ve eğilelim bir an;
uyuyan çocuğunun saçlarını koklarken
o kadının gözlerindeki sonsuzluğa bakalım.
Bütün bir ömrü bir avuç mutluluğa sığdırmaya çalışan,
kendi hayallerini bir kenara itip
evladının düşlerine can veren o mukaddes fedakârlık,
bu koca evrenin en saf ve en ağırbaşlı sığınağıdır.
Görün ki bir kadın tarlada,
günün ilk ışığıyla nasırlı ellerini toprağın derinliklerine salsın;
ektiği her umut tanesini kendi canından bir parça gibi sulasın.
Bilelim ki o tarlada başaklanan her buğday tanesi,
bir annenin çocuklarının yarını için kurduğu hayalin,
tırnaklarıyla kazıdığı sabrın
ve tükenmek bilmeyen direnişin en somut ekmeğidir.
Görün ki bir kadın,
kimseler duymasın diye hıçkırıklarını yastığına gömüp ağlasın;
kimse yıkıldığını anlamasın diye
sabah yüzüne en parlak tebessümünü takınarak
kapıdan dışarı adım atsın.
Bilelim ki o gözyaşları,
sadece kendi acısının değil,
dünyada yükünü tek başına sırtlamış bütün kadınların ortak matemidir.
Ve duralım bir an;
büyük şehirlerin beton yığınları arasında,
hayatın gailesiyle koşturan kadının adımlarını dinleyelim.
Kimisi bir masa başında hayatı hesaplar,
kimisi atölye köşelerinde göz nurunu döker;
ama her biri kendi sessiz çığlığıyla bu adaletsiz çarkı
kendi yüreğinin şefkatiyle döndürür.
Şimdi gece derinleşsin,
sokaklar ıssızlığa bürünsün;
fakat hiçbir kadın gözünü kırpmadan evladının
ya da insanlığın başucunda nöbet tutsun.
Bilelim ki onun uykusuz kalan her gecesi,
karanlığın üzerine çekilen en güvenli kalkan,
dünyayı ayakta tutan o görünmez ve şefkatli ellerin ta kendisidir.
Ayna tutalım zamana;
geçmişin ezberlerini bozup geleceğin masasını kuran
yine o kadının zihni,
o kadının cesur kalemi olsun.
Tarihin tozlu sayfalarından adını silmeye çalışanlara inat,
her kadın kendi destanını kendi kanıyla, gözyaşıyla ve zafer gülümsemesiyle
yeniden ve yeniden yazsın.
Ve nihayet, karanlığın en koyu anında
göğü delen o devasa ve aydınlık şafak söküp gelsin.
Bilelim ki yeryüzü kadınların omuzlarında yükselen bu sevgi kulesinde,
nihayet hak ettiği huzura ve barışa kavuşacaktır.
Ve son nefese,
hayatın en ıssız virajına varıncaya dek,
her kadın nasırlı yüreğiyle
yine de sevda tohumları saçmaya devam etsin.
Bilelim ki toprak bile soğuk yüzünü bir kadın eli değdiğinde unutsun;
çünkü kadın demek,
bu yalancı dünyada Yaradan’ın insanlığa sunduğu
en son ve en güzel merhamet çiçeğidir.
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.