Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Uçan Ağaçlar

Uçan Ağaçlar

Salıncağın zincirindeki o paslı çığlık bitmedi aslında, 

parkın tenha bir köşesinde tek başına sallanıp duruyor hâlâ;

Ben ise küçük bir kız çocuğunun oturduğu 

o tek ayağı kırık tahta banka bakıyorum

sesleri duyabilmek için sessizliğe tutunarak.

Geçim derdi denilen o devasa muamma, 

faturaların ve kira makbuzlarının arkasına gizlenip 

hayatın ince seslerini yutuyormuş meğer.


Çocukların gökyüzündeki beyaz bir bulutta 

uçan bir ağaç görebildiği o mucizevi anı ıskalamakmış asıl yoksulluk.

Kulağını neşeye kapatan insan, 

kendi içindeki sessizliğin cezasını dışarıdaki masum bir gıcırtıya kesermiş;

Oysa dünya, gıcırtılara takılıp kalanlarla 

bulutlarda orman kuranların arasındaki o ince çizgide dönüp duruyor.


Sırasıyla devrildi zihnimde büyüttüğüm o heybetli dağlar; 

önce babamın geniş omuzları küçüldü, 

sonra annemin ak düşmüş şakakları.

Gençliğin rüzgârıyla saçlarını sağa yatırıp 

sokakları dar getiren o delikanlı da kaybetti içindeki sırrı, 

geçimin sert kayalıklarında.


Gücü hep uzaklarda, hep başkalarının gururlu yürüyüşlerinde ararken 

ömrün son durağı gelip dayandı kapıya;

Meğer insanın hayattaki son sığınağı, 

pazara giderken eğrilen gövdesini emanet ettiği alelade bir ahşap bastonmuş.

Yıllarca peşinden koşulan o devasa kudret 

hayalleri dökülürken tel tel, 

geriye sadece sadık bir ağaç dalı kaldı;

Bütün o güç sevdası, yükünü hafifleten tek bir dokunuşun yanında 

nasıl da anlamsızlaşıp küçüldü birdenbire.


Şimdi ben de o duvar dibindeki adamın gözleriyle bakıyorum 

kaldırımdan geçen düşünceli adımların akışına;

Koltuk altına sıkıştırılmış bir şemsiye, 

yağmur yağmasa bile insanın kederine en süslü kılıfmış meğer bu şehirde.

Ağır işsizliğin ve bitmek bilmeyen bekleyişlerin ortasında, 

başkasının adımlarına takılıp kendi hikâyesini yazıyor insan.


Sırf birisi duvar dibinden bakıp ruhunu zenginleştirsin diye 

sanki çok önemli bir yere yetişiyormuş gibi yürümek;

Islatmayan bir gökyüzünün altında şemsiyeyle gezmek, 

hayata "ben de buradayım" demenin 

en sessiz, en zarif yolu belki de.


Parkın gıcırtısı, bastonun tıkırtısı ve şemsiyenin siyahı 

aynı sokağın dönüşünde kesişiyor akşamüzeri;

Herkes kendi görünmez derdini bir eşyanın sırtına yüklemiş, 

kendi sessiz dramının başrolünde süzülüyor.

Çocuk hâlâ buluttaki ağacı arıyor gözleriyle, 

ihtiyar adam pazardan dönüyor tek dostuna sarılarak.


Ve işsiz adam duvar dibinden ayrılıp koltuğuna sıkıştırdığı şemsiyesiyle 

karışıyor kalabalığın belirsiz ritmine.

Hayat dediğimiz şey, duyamadığımız seslerin ve göremediğimiz bulutların arasında 

usulca akıp giden bir umma.

Sadece durup bakmayı bilenler fark ediyor 

bu koca şehrin aslında küçük detaylardan örülmüş bir masal olduğunu.


Faturaların tutarı kadar ölçüyoruz artık yaşamanın değerini, 

rakkaslar gibi gidip geliyoruz evle iş arasında;

Unutuyoruz bir çocuğun gözündeki sonsuz gökyüzünü

ve bir kadının gıcırtıda aradığı o insanı iyileştiren dikkati.

İçimizdeki sesler sustukça dışarıdaki gürültü artıyor, 

bastonlar daha ağır basıyor toprağa, 

şemsiyeler daha sıkı kavranıyor.


Oysa bir anlığına durup dinlesek salıncağın o paslı türküsünü, 

belki de çocukluğumuz koşup gelecek parkın öte başından.

Hayat dediğin şey bastonun ucunda değil, 

o gıcırtıyı duyabilecek kadar incelmiş bir kalbin kıvrımlarında saklı;

Bizler geçim derdiyle örtülen pencerelerin arkasında, 

kendimizi kaybettiğimiz yerleri arayıp duruyoruz hâlâ.


Şimdi yürüyün öylesine, 

koltuğunuzun altında yağmur görmemiş bir şemsiyeyle, 

adımlarınızı düşünceli atın;

Geçin o parkın önünden, gıcırtılara kulak verin, 

gülümseyin bulutta uçan ağaçları gören o küçük çocuklara.

İhtiyar adamın bastonuna bıraktığı yüke saygı duyun 

ve duvar dibinde bekleyen işsiz adamın ruhuna dokunun usulca.


Çünkü hikâyeler ancak biz onları yaşamaya cesaret ettiğimizde 

sessiz kalmaktan kurtulup sokağa dökülür;

Gıcırtı da bizimdir, baston da, 

yağmursuz günde açılmayı bekleyen o saklı şemsiye de 

bu hayatın içindedir.

Bir kez tatmayagörsün insan hayatın masumiyetini; 

bir daha hiçbir gıcırtı ,hiçbir çocuk sesi 

eskisi gibi rahatsız etmez ruhunu.


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Uçan Ağaçlar

Uçan Ağaçlar

redfer redfer