Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

İki Kişilik Hayatta Tek Kişilik Yük

İki Kişilik Hayatta Tek Kişilik Yük

Akşamın alacakaranlığı salonun duvarlarına çökerken, anahtarın kilitte dönme sesi evdeki sessizliği ikiye böler. Dışarıdaki dünyanın amansız temposundan sıyrılıp eve adım atan bir anne için yetmiş bir numaralı o kapı , bir sığınak, bir Hira  ve yeni bir sınav alanıdır. 


Gün boyu hayatın ağır çarkları arasında harcanan zihinsel enerji, ilgi ve sevgi bekleyen küçük bir çift gözün karşısında derin bir mahcubiyete dönüşür. İki kişilik bu evde, hayatın bütün yükünü tek bir omuzda taşımanın sızısı tam da bu alacakaranlık saatlerde sızlamaya başlar.


Hayat bazen iki kişilik kurulmuş bir sofrayı tek kişinin topladığı uzun bir akşama dönüşür. Balkondaki iki kişilik koltuk sessizdir ama zihnin içinde durmadan konuşan bir ses vardır: "Yetişemiyorsun." 


Gün, işe yetişme telaşıyla başlar, akşam, çamaşırlar, faturalar, eksik kalan işler ve bir çocuğun gözlerinde bekleyen özlemle son bulur. En ağır yük ise elde taşınan poşetler değil, kalpte büyüyen suçluluktur. Çünkü insan, en çok kıymetlisine yetemediğini düşündüğünde yorulur.


Annenin iç dünyasında zaman, asla düz bir çizgide akmaz. Parçalanır, bölünür ve her parçası ayrı bir koşturmacadır. Bir yanda hayatı idame ettirmenin, o küçük kıza güzel bir gelecek sunmanın somut ve katı gerçekliği, diğer yanda ise kendi huzurundan çalınan geçmişin kederi durur. Her sorun, ruhun en pürüzsüz yerine batan keskin bir vicdan kıymığına dönüşür.


Bu duygu, annenin sırtında görünmez ama devasa bir taş gibidir. Karşılaştığı her engelde, kıymetlisinin gözlerindeki en ufak bir hüzün kırıntısında veya bir anlık sessizliğinde anne, faturayı derhal kendi yetersizliğine keser. "Eğer " ile başlayan her cümle illüzyonu, zihni kemiren bir kurt gibi büyür. Oysa bu denklemde gözden kaçan şey, tek bir insanın iki kişinin hayatını tek başına ayakta tutmaya çalışırken sergilediği o mucizevi direncin kendisidir.


Kız çocuğu, annesinin sadece evladı değil, zamanla o evin en küçük aynası, en hassas yankısı haline gelir. Annenin yüzündeki tek bir gölge, kızın bakışlarında fırtınaya dönüşebilir. 


Birlikte geçirilen kısıtlı vakitlerde, salt "var olmak" yetmezmiş gibi, o vaktin her saniyesini kusursuz bir masala dönüştürme baskısı doğar. "Kızıma yetişemiyorum" korkusu, anı yaşamayı bazen güçleştirir, çünkü anne, kızının yanındayken bile zihninde bir sonraki adımın, yetiştirilmesi gereken işlerin ve eksik bırakılan duyguların muhasebesini yapmaktadır.


Gece olup da kızının üstünü örterken, onun düzenli nefes alıp verişlerini dinleyen bir annenin içindeki fırtına dinmek bilmez. O yatak başında tutulan nöbet, geçmişin, bugünün ve geleceğin muhasebesidir. Küçük ellerini tutarken duyulan o büyük sevgi, hemen ardından gelen bir "eksik kalma" dehşetiyle gölgelenir. Kızına verebildiği sevgiyi değil de sunamadığı "tam aile" tablosunu sayar zihninde. Sevgi, hiçbir zaman eksik değildir fakat zamanın ve imkanların darlığı, sevgiyi yetersizmiş gibi hissettiren tehlikeli bir illüzyon yaratır. Oysa sevgi, iki kalbin birbirine anlattığı en güzel hikayedir.


Çocuk, kusursuz bir ebeveynden çok, kendisine sevgiyle dönebilen bir yüz arar oysa. Buna rağmen zihin, eksik kalan her anı büyütür; beş dakikalık gecikmeyi saatler süren bir ihmal gibi gösterir. Suçluluk, gerçeğin değil, kaygının büyütecidir.


Bu psikolojik kıskaç, kadını kendi ebeveynlik rolünde bir "kurtarıcı" olmaya zorlar. Her şeyi kontrol etme, hiçbir çatlağa izin vermeme ve kızını dünyadaki tüm kötülüklerden tek başına koruma arzusu, aşırı korumacı bir helikopter ebeveynliğe kapı aralar.


Anne, kendi kızının her ihtiyacına anında koşmak, onun bütün alanlarını doldurmak ister. Ancak bu durum, zamanla hem anneyi tükenmişliğin eşiğine getirir hem de kız çocuğunun kendi ayakları üzerinde durabilme potansiyeline farkında olmadan gölge düşürür.


"Kızıma yetişemiyorum" cümlesi aslında çoğu zaman "Onu çok seviyorum" cümlesinin başka bir biçimidir. Sevgi bazen yüksek sesle söylenen kelimeler değildir. Sabah hazırlanmış bir beslenme çantasında, gece örtülen bir battaniyede, uykusuz gözlerle dinlenen küçük bir hikâyede saklanır. 


Bunlara karşın toplumun tek ebeveynli ailelere biçtiği o örtülü "eksiklik" etiketi, dozajı yüksek zehirlerden biridir. "Ailesi dağılmış çocuk" yargısına mahal vermemek adına gösterilen aşırı çaba, insan olmanın getirdiği doğal yorgunlukları bile bir hata gibi algılatır. Oysa kusursuzluk, bir insanlık durumu değil, kurgulanmış bir seraptır. Öyle ki, bir annenin yorulmaya, dinlenmeye ve bazen de sadece "yetişememeye" hakkı vardır. 


Yetişememek, aslında sevginin azlığından değil, yükün ağırlığından kaynaklanan doğal bir sınır halidir. Bir annenin kızına verebileceği en büyük armağan, her anına yetişebildiği kusursuz bir takvim değil, kendi yetersizlikleriyle de barışık, kendi hayatını ayakta tutabilen otantik bir kadın modelidir. Kızının ihtiyaç duyduğu şey, robotik bir mükemmellik değil, üzülen, yorulan ama her şeye rağmen o evde onunla dürüstçe oturabilen, kırılgan ama dayanıklı bir anne figürüdür.


O iki kişilik evde yanan ışık, tek bir kadının emiği ve direnciyle parlamaktadır. Rüzgarda sallanan ama yıkılmayan bir ağaç gibi, eksik kalan saatlerin, yetiştirilemeyen detayların ötesinde köklü bir bağ filizlenir. 


Annenin suçlulukla "yetişemedim" dediği o anlarda bile, kız çocuğunun zihnine kazınan şey bir yetersizlik değil, annesinin onun için verdiği o sessiz, devasa mücadeledir. Ve günün sonunda, bir çocuğun ruhunu iyileştiren şey, her şeye yetişen bir süper kahraman değil, kendi yarımlarına rağmen sevmekten vazgeçmeyen bir annenin sıcaklığıdır.


Belki de annelik, hiç dinmeyen bir denizin kıyısında kumdan kaleler yapmaya benzer. Dalga gelir, bir kısmını alır. Ertesi gün yeniden inşa edersiniz. Yorulursunuz, bazen dizleriniz titrer, bazen gözleriniz dolar. Ama küçük bir el avucunuza dokunduğunda, bütün yıkımların arasından yeni bir umut filizlenir. Çocuklar, mükemmel kaleleri değil, birlikte eğilmiş dizleri ve yan yana yapılan o çabayı hatırlar.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İki Kişilik Hayatta Tek Kişilik Yük

İki Kişilik Hayatta Tek Kişilik Yük

AYDIN UZKAN AYDIN UZKAN