Kırmızı Göz
İnsanlık tarihi boyunca gökyüzü hep bir mahkeme, kitleler ise hep o mahkemenin suçsuz sanıkları oldu. Doğa kendi dilsizliğinde sadece bakarken; yukarıdaki kızıllığı kendi tahtını sağlamlaştırmak için kullananların, inancı ve korkuyu nasıl birer yönetim aracına dönüştürdüğünü izledik. Baskıyla susturulanlar elbet bir gün konuşur; peki ya susturulmayıp, kendi rızasıyla inandırılanlar? 'Kırmızı Göz', kutsalı kiraya verenlerin gölgesinde, akılları ve itirazları tutulan bir halkın sessiz alegorisidir. Keyifli okumalar dilerim.
Bir gece,
Ay kızardı.
Halk eğildi.
Dualar fısıldandı,
çanlar çaldı,
ve birileri sessizlikte gülümsedi.
“Gök konuştu” dediler,
oysa gök sadece bakıyordu.
Asıl konuşan
tahtın üstünde oturandı.
Korkunun diliyle.
“Bakın!” dedi.
“Ay bile şahit!”
O an,
gökyüzü bir mahkeme,
halk sanık,
ve yöneten, göğü kiraya veren avukattı.
Ay tutulmadı,
insanlar tutuldu.
Nefesleri,
akılları,
ve itirazları.
Ve halk sustu,
çünkü susturulmadılar,
inandırıldılar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.