Sana Doğru Akan Nehir
Sen geldin;
göğün rengi değişmedi belki, ama akşam adını söylemeyi öğrendi.
Rüzgâr saçlarından geçerken,
karanlığın unuttuğu harfleri fısıldadı yapraklara.
Ben seni bir çiçeğe benzetmedim hiç, çiçekler çürür;
seni dağların etinden doğan, adı olmayan bir suya benzettim.
İçtikçe susatan değil, insana kendi çıplaklığını hatırlatan.
Bir gün ellerimizi zamanın paslı avucuna bırakacağız.
Parmaklarımızdaki sıcaklık yavaş yavaş çekilecek etimizden.
Ama biliyorum; bazı dokunuşlar etten değil,
kemikte sızlayan ilikten kazınır, onlar yaşlanmaz.
Gece büyüdüğünde gölgeler göğe değil, senin göz çukurlarına çekiliyor sanki.
Ben her baktığımda, karanlığın bile
ışığı saklamak için var olduğuna inanıyorum bu çiğ dünyada.
Bir serçe konuyor pencerenin dar pervazına;
kanadındaki hırçın telaşla bütün sabahları söküp getiriyor şehre.
Sen gülünce evin kerpiç duvarları genişliyor,
Sessizlik, çiçek açmayı öğreniyor gölgende.
Ben seni severken hiç kimse eksilmiyor yeryüzünden.
Tam tersine, kırık dallar yeniden tomurcuk düşünüyor çamurda;
yorgun nehirler, denize kavuşmaya utanmıyor artık.
Göç eden kuşlar, aynı göğü iki kez seviyor yırtıcı rüzgâra rağmen.
And olsun ki bir ömür, aynı pencerenin önünde mevsimleri saymak değil;
aynı asfaltta basan dizlerin, rüzgâr sert estiğinde
birbirinin alevini söndürmeden, yan yana durabilmesidir.
Gün gelir, sesimiz kısılır, yürüyüşümüz yavaşlar asfaltta;
aynalar gençliğimizi usulca geri ister yüzümüzden.
Varsın alsınlar, alsınlar ne varsa...
Senin yüzünde gördüğüm ilk şafağı, hiçbir takvim eskitemez.
Ben, ömrümün en son akşamında bile,
adını, gün batımına bırakılmış bir martının kanadı gibi;
yavaş, özgür ve sonsuz fırlatacağım karanlığın göğsüne.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.