Sana Doğru Akan Nehir
Sen geldin.
Göğün rengi değişmedi belki,
ama akşam,
adını söylemeyi öğrendi.
Rüzgâr,
saçlarından geçerken
eski bir türkünün unuttuğu kıtaları
yapraklara fısıldadı.
Ben seni
bir çiçeğe benzetmedim hiç.
Çiçekler solar.
Seni,
dağların içinden doğan
adı olmayan bir suya benzettim.
İçtikçe
susatan değil,
insana kendini hatırlatan.
Bir gün
ellerimizi zamanın avucuna bırakacağız.
Parmaklarımızdaki sıcaklık
yavaş yavaş çekilecek belki.
Ama biliyorum;
Bazı dokunuşlar
etten değil,
ruhun hafızasından yapılır.
Onlar yaşlanmaz.
Gece büyüdüğünde
yıldızlar göğe değil,
senin gözlerine çekiliyor sanki.
Ben her baktığımda
karanlığın bile
ışığı saklamak için var olduğuna inanıyorum.
Bir serçe
pencereye konuyor.
Kanadındaki telaşla
bütün sabahları getiriyor.
Sen gülünce
evin duvarları genişliyor.
Sessizlik,
çiçek açmayı öğreniyor.
Ben seni severken
hiç kimse eksilmiyor dünyadan.
Tam tersine,
Kırık dallar
yeniden tomurcuk düşünüyor.
Yorgun nehirler
denize kavuşmaya utanmıyor.
Göç eden kuşlar
aynı göğü iki kez seviyor.
Çünkü aşk,
Bir kalbin
ötekine yaslanması değil yalnız.
İki yalnızlığın
aynı gökyüzünde
bir buluta isim vermesidir.
İki suskunluğun
aynı yağmurda
ıslanmaktan korkmamasıdır.
Ve bir ömür,
Aynı pencerenin önünde
mevsimleri saymak değil;
Her mevsimde
birbirinin içinde
yeniden bahar olabilmektir.
Gün gelir,
Sesimiz kısılır.
Yürüyüşümüz yavaşlar.
Aynalar
gençliğimizi usulca geri ister.
Varsın alsınlar.
Senin yüzünde gördüğüm sabahı
hiçbir takvim eskitemez.
Ben,
ömrümün son akşamında bile
Adını,
Gün batımına bırakılmış
bir martının kanadı gibi
yavaş,
özgür,
ve sonsuz
söyleyeceğim.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.