Sessizliğin Çocuğu
Ben, o sağır ve dipte duran sessizliğin çocuğuyum.
Panayır yerlerinin, o çiğ kalabalıkların ortasında değil,
Kendi içimin o uçurumlu kıyılarında, etimi tırnağıma geçirerek büyüttüm gövdemi.
Üzerime çullandığında ağzı köpüklü sesler,
Ben en çok sustuğumda, o soğuk dilsizlikte kopardım kıyameti.
Cümleler paslı birer kelepçeydi bileklerime,
Kelimeler, o sinsi niyetleri boğan birer balçığa döndüğünde
Bir adım geriye, o uçurumlu tekinsiz boşluğa çekildim.
Çünkü o dipsiz uğultu,
Beni anlamayanların o göğsü dar çığlıklarından
Çok daha dürüst, çok daha çıplaktı.
Ben soruların o kıvılcımlı örsünde dövüldüm,
Cevapların bayat birer somun gibi dağıtıldığı her taş meydanda
Gittim, o karanlık ve vahşi bilinmezin tenini sevdim.
Sorguladım göğsümü yırtarcasına;
Neden kutsallar köle pazarında birer kırbaca döner,
Neden bayraklar örter hakikati gören nemli gözleri,
Ve neden bir gölgenin arkasında diz çökmek değil de
Kendi aklımın o yalın ayaklarıyla, kanayarak yürümem suç sayılır?
Mabedim, göğüs kafesimin tam altındaki o atan karanlıktı.
Ne taştan oyulmuştu soğuk panayırlarda,
Ne de kurumuş derilere yazılmış kalın kitaplarla sınırlandırılmıştı.
Özgür bir düşüncenin ilk kez soluk alıp göğsü şişirdiği her kuytu
Benim sığınağımdı artık.
Ve ben, o kimsesiz tenhada
Kendi çamurumun önünde eğilmeyi öğrendim.
Beni o sığ çukurlarında, çamurla susturmak isteyenler oldu,
Ama bilmezlerdi o kör kurşunları namluya sürenler:
Ben dişlerimi birbirine kenetleyip susarken büyüyordum.
Sessizlik, göğsünden süt yerine kan emziren o vahşi anneydi,
Yankılar ise dağ başlarında kurtlara terk edilmiş kardeşlerim.
Her dudaklarımı kilitlediğimde,
Sancıyla doğuruyordum rahmimde yeni bir ihtilali.
Ben, o uğultulu sessizliğin çocuğuyum
Ve heybemdeki bu keskin kelimeler,
Dünyanın bu arsız ve çürüyen gürültüsünü boğmak içindi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.