Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
20.08.2026 · 21 · 0 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Geç Kalmanın Istırabı 1” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Geç Kalmanın Istırabı 1

Geç Kalmanın Istırabı 1



Geç Kalmanın Istırabı -1-


Kasabanın en sessiz sokağı denize kadar uzanıyordu. Sokağın sonunda, diğer evlerden biraz daha geride duran mavi bir ev vardı. Boyası güneşten ve denizden solmuş, duvarlarının bazı yerleri çatlamıştı. Beyaz pencere çerçeveleri yıllardır aynı renkte kalmış gibiydi. Pencerelerin önünde sardunyalar, kapının iki yanında ise büyümüş limon ağaçları vardı. Evin önündeki küçük bahçede eski bir ahşap bank duruyordu. Tahtaları yağmurdan kararmış, bir ayağı hafifçe yana eğilmişti. Ama bank hâlâ sağlamdı. Çünkü bazı şeyler, ne kadar eskirse eskisin, beklemeyi bırakmazdı. Bu evde yıllar önce iki genç oturmuştu. Biri gitmek zorunda kalacağını biliyordu. Diğeri ise kalacağını sanıyordu.


O akşam deniz her zamankinden daha sessizdi. İkisi bankta yan yana oturmuş, uzun süre konuşmamışlardı. Söylenecek o kadar çok şey vardı ki hiçbirini söyleyememişlerdi. Genç adam sonunda ayağa kalkıp, “Beni beklersen dönerim,” demişti. Genç kadın ona bakıp gülümsemişti. “Beklerim.” Ama insan bazen verdiği sözün, hayat tarafından ne kadar ağır sınanacağını bilemezdi. Ertesi sabah genç adam kasabadan ayrılmıştı. Kadın ise mavi evin penceresinden onun gidişini izlemişti. Otobüs virajı dönüp gözden kaybolduğunda, kadın elini cama dayamış ve ilk kez ağlamıştı.


Aradan yıllar geçti. Kasabanın sokakları değişti. Fırının tabelası yenilendi, balıkçı iskelesindeki tekneler eskidi, çınar ağacının dalları daha da büyüdü. Ama mavi ev değişmedi. Ve bir sonbahar akşamı, yıllar önce giden adam geri döndü. Sokağın başında durdu. Karşısında deniz vardı. Denizin hemen yanında ise hâlâ aynı mavi ev duruyordu. Adam uzun süre eve baktı. Sonra gözleri bahçedeki banka takıldı. Bankın üzerinde, yılların yağmuruyla silinmeye yüz tutmuş iki harf hâlâ duruyordu. Elini cebine soktu. Parmaklarının arasında küçük, eski bir anahtar vardı. Ama artık o anahtarın açabileceği hiçbir kapı kalmamıştı.


Adam, sokağın başında bir süre daha öylece durdu. Yıllar önce bıraktığı kasaba, karşısında hâlâ tanıdık ama bir o kadar da yabancıydı. Deniz aynı denizdi. Rüzgâr aynı kokuyu taşıyordu. Fakat kendisi artık o günkü adam değildi. Yavaşça mavi eve doğru yürüdü. Ayakkabılarının altında ezilen taşların sesi, sessiz sokakta yankılanıyordu. Her adımda geçmiş biraz daha yaklaşıyor, yıllardır kapatmaya çalıştığı bir yara yeniden açılıyordu. Bahçe kapısının önünde durdu. Paslanmış demir kapıya dokunduğunda eli titredi. Kapı, hafif bir gıcırtıyla açıldı. Bahçeye girdi. Limon ağacının dalları rüzgârla sallanıyordu. Birkaç sarı yaprak bankın üzerine düşmüştü. Adam bankın önünde durup elini tahtanın üzerinde gezdirdi. Parmakları, yıllar önce birlikte kazıdıkları harflere ulaştı.

“E + M.”

Gülümsedi. Ama o gülümsemenin içinde mutluluktan çok hüzün vardı. Çünkü bazı anılar insanı mutlu etmezdi. Sadece, bir zamanlar gerçekten mutlu olduğunu hatırlatırdı. Başını kaldırıp evin üst katındaki pencereye baktı. Perdeler kapalıydı. Adam cebindeki anahtarı çıkardı. Yıllardır yanında taşıdığı, artık işe yaramayacağını bildiği o küçük anahtarı avucunun içinde sıktı.

Tam o sırada arkasından yaşlı bir kadın sesi duyuldu.

“Geç kaldın.”

Adam donup kaldı.

Yavaşça arkasını döndü.

Sokağın karşısında, bastonuna dayanmış yaşlı komşuları duruyordu. Adam onu hemen tanıdı. Yıllar geçmiş olsa da o yüzü unutmak mümkün değildi.

“Ben...” diyebildi yalnızca.

Yaşlı kadın başını hafifçe salladı.

“Biliyorum.”

Adam gözlerini mavi evden ayırmadan sordu:

“Burada mı?”

Kadın cevap vermeden önce uzun süre sustu.

Sonra gözlerini denize çevirdi.

“Artık burada değil.”

Adamın yüzündeki ifade değişti.

“Ne zaman gitti?”

“Üç yıl önce.”

Üç yıl.

Adam, bu iki kelimeyi zihninde tekrar tekrar duydu.

Üç yıl önce dönseydi...

Belki her şey farklı olabilirdi.

“Peki, nereye gitti?”

Yaşlı kadın ona baktı. Gözlerinde acıyan bir ifade vardı.

“Bilmiyorum. Ama gitmeden önce sana bir şey bıraktı.”

Adamın kalbi hızlandı.

“Ne bıraktı?”

Kadın, mavi evin kapısını işaret etti.

“Yukarıdaki odada. Yatağın başucunda.”

Adam kapıya baktı. Elindeki anahtarı sımsıkı tuttu. Yıllardır dönmekten korktuğu bu eve şimdi girmek zorundaydı. Çünkü bazen insanın en çok korktuğu şey, kaybettiği kişiyi bulmak değil... Onu neden kaybettiğini öğrenmektir.

Mehmet Aluç

Arkası Yarın



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Geç Kalmanın Istırabı 1

Geç Kalmanın Istırabı 1

kul mehmet kul mehmet