Kendi Zindanının Mimarı Olmak Kâfirler
Bismillahirrahmanirrahim.
Geçen sohbetimizde müttakileri konuşurken içimiz bir ferahlamıştı, değil mi?
Ama hayatın gerçeği bu: Bazen ne kadar berrak bir hakikat sunarsanız sunun, birilerinin o hakikate gözünü kapattığına şahit olursunuz. İşte Bakara Suresi 6 ve 7. ayetlerde Kur’an-ı Kerim, bizi insanın o en karanlık, en sert haliyle yüzleştirir.
"Şüphesiz inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar." (Bakara 6)
Hiç uyuma numarası yapan birini uyandırmaya çalıştınız mı?
O insan uykuda değildir, sadece gözlerini açmak istemiyordur. Siz ne kadar seslenirseniz seslenin, omzundan sarsarsanız sarsın uyanmaz. Çünkü duymak istemiyordur.
İşte ayette geçen "kâfir" kelimesi de tam olarak budur. Dilimizde sadece "inanmayan" deyip geçiyoruz ama Arapçada kök anlamı "örten" demektir. Çiftçiye de tohumu toprağın altına gömüp üzerini örttüğü için kâfir denir.
Yani bu insanlar hakikati hiç duymadıkları veya bilmedikleri için değil; içlerindeki o temiz vicdanın, fıtratın sesini inatla ve bile bile örttükleri için bu haldedirler. Gerçek Güneş gibi ortadadır ama onlar perdeyi çekip "Ben karanlıkta kalacağım" derler.
Peki sonra ne olur? Surenin 7. ayeti o sarsıcı sonucu açıklar:
"Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır..." (Bakara 7)
Şimdi burada durup içimize dönelim: Allah bir kulun kalbini durup dururken mi mühürler?
Elbette hayır. Bu bir sebep değil, bir kaçınılmaz sonuçtur.
İnsan önce kendi özgür iradesiyle gözünü kapatır, kulağını tıkar, vicdanının sesini her defasında bastırır. Kalbinin kapısına kilitleri kendisi vurur. Allah ise insanın bu ısrarlı, inatçı tercihini sabitler ve mühürler. Yani mühür; insanın "Ben duymak istemiyorum" diye bağıran o dik kafalılığına İlahi adaletin attığı son imzadır. İnsan kendi zindanının mimarı olmuş, Allah da o zindanın kapısını kitlemiştir.
Bu insanların baş gözleri görür; dünyayı, parayı, binaları, hesabı kitabı çok iyi görürler. Ama basiretleri körleştiği için o muazzam kâinatın arkasındaki Sanatkâr’ı göremezler. Bakarlar ama idrak edemezler.
Şimdi dönüp kendimize bir bakalım: Bizim de duymak istemediğimiz doğrular karşısında kulağımızı tıkadığımız, vicdanımızın sesini örttüğümüz anlar oluyor mu? Kalbimizin kenarında hafif de olsa bir sertleşme hissediyor muyuz?
Rabbim bizleri hakikati örtenlerden değil; gözünü de kalbini de doğruya daima açık tutanlardan eylesin.
Allah razı olsun okuduğunuz için; hayırlı cumalar olsun.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.