Padişahım Çok Yaşa 11 Bölüm Ölümüme Sebep Hatice Olacak Efendim Sabık
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA 11. BÖLÜM – ÖLÜMÜME SEBEP HATİCE OLACAK
Efendim, sabık sultan V.Murad’ı tekrar tahta oturtmak isteyen Jön Türkler, II. Abdülhamit aleyhinde o kadar çok şey söylediler ki taş olsa çatlardı da II. Abdülhamit sabretti. Onun, kardeşini katledeceğini bile söylediler ama Sultan II. Abdülhamit, bırakın katletmeyi, kılına bile zarar getirmedi tam 28 sene.
V. Murad’ı Çırağan Sarayından çıkarıp Osmanlı tahtına oturtmak için Düvel-i Muazzamadan ( Yani büyük devletlerden: İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya ) yardım bile istediler ama düvel-i muazzama, özellikle de Almanya güldü geçti bu aptalca isteklere. İngiltere de muhtemelen acıdı çok sonraları ( Temmuz 1908’de ) İngiliz Elçisi Gerard Lowther’in faytonuna at olma derecesinde aşağılık olabilen bu yaratıklara.
Sonunda V. Murad da anladı ki Çırağan Sarayına giriş vardı ama bu saraydan değil padişah olarak, sağ olarak bile çıkışı yoktu. Kendisini ibadete ve bol bol kitap okumaya verdi.
Bu arada kardeşi Abdülhamit’e ricada bulundu zamanları çoktan gelmiş hatta geçmekte olan kızlarını yanına alıp evlendirmesi için.
II. Abdülhamit, ağabeyinin isteğini yerine getirdi ve yeğenleri Hatice, Fehime ve Fatma’yı yanına aldı. Özellikle de Hatice’yi çok seviyordu çünkü onu bir kaza sonucu feci şekilde yanarak ölen kızı Ulviye’nin yerine koymuştu uzun süre.
Hatice, yaklaşık 30 Yaşına gelmişti ama o da dahil ne yazık ki kızlara talip çıkmıyordu. Devrik bir padişahın kızına talip olmuyordu paşalar, asilzadeler.
Bir ara Tunuslu Hayrettin Paşa’nın oğlu Tahir Bey’i düşündüler Hatice için ama Tahir Bey bu izdivacı istemediğini bildirmek üzere sakal bırakınca o iş yattı.
Bu arada Sultan II. Abdülhamit kendi kızlarından Zekiye Sultanı Gazi Osman Paşanın oğlu Ali Nureddin Paşa ile, diğer kızı Naime Sultanı da yine Gazi Osman Paşanın oğlu olan Mehmed Kemaleddin Paşa ile evlendirmişti.
V. Murat’ın büyük kızı Hatice artık dayanamadı. Amcası II. Abdülhamit’e bir mektup yazarak ‘’ Beni lütfen evlendiriniz. Bir harem ağasına bile razıyım ‘’ dedi.
Yani ‘’ Bir kocam olsun da varsın hadım olsun.’’ Diyordu çünkü harem ağalarının hepsi istisnasız hadımdı.
Sultan II. Abdülhamit ‘’ Tamam madem. ‘’ dedi ve Hatice’yi hiç bir yakışıklığı olmayan, basit bir memur statüsündeki ama kendisinin sevdiği Ali Vasıf Beyle, Fehime’yi Ali Galib Beyle, Sultan Abdülaziz’ın kızı Emine’yi de Mehmet Şerif Bey ile aynı anda ( 19 Eylül 1901 ) üçünün düğününü birlikte yaparak evlendirdi.
Ancak, daha önce bir harem ağasına bile razı olduğunu bizzat kendisi beyan eden Hatice Sultan, kocası Vasıf Efendi’ye paşalık payesi verildiği halde onu beğenmedi. Hatta Padişah II. Abdülhamit’in ‘’ Güle güle oturun ‘’ diye hediye ettiği Ortaköy’deki yalının harem kısmına bile sokmadı adamcağızı.
Tarih kitapları o kısmı yazmasa da Vasıf Efendi ( Yeni unvanı ile Vasıf Paşa ) hadım filan da değildi büyük ihtimalle ama Hatice Sultan sevemedi kocasını bir türlü.
Hatice Sultan hem koca bulmuştu, hem koskoca bir yalı. Hepsinden önemlisi artık özgür bir kadındı ama kocasını sevmiyor, amcası Abdülhamit aleyhine ‘’ Kendi Kızlarını Gazi Osman Paşanın oğullarına verdi, bize gelince nerede sümsükler varsa onları bize koca yaptı.’’ Diye söyleniyor, hatta amcası Abdülhamit’in, babası Murad’ı aşağılamak için böyle davrandığını söylemekten de kaçınmıyordu.
Bu habis duygular zamanla intikam arzusuna dönüştü. Amcası Abdülhamid’den kendisine Vasıf Efendi gibi bir vasıfsızı koca seçmesinin hesabını sorup intikamını almalıydı.
Amcasına verebileceği en büyük acı, çok sevdiği kızı Naime üzerinden olabilirdi ve Naime’nin kocası Kemaleddin Paşa, gözüne hayli yakışıklı görünüyordu.
Naime Sultan ile Hatice Sultan birbirlerine oldukça yakın yalılarda oturuyorlardı.
Hatice Sultan önce hafiften yokladı Kemalettin Paşayı. Kemalettin Paşa, Padişah kızı Naime’nin iki de bir ‘’ Başım ağrıyor.’’ demelerinden bıkmış olmalı ki ( Burayı ben uydurdum ama öyle olmalı. ) karısından hiç de güzel olmayan, üstelik yakalanırlarsa resmen ayvayı yiyecekleri bir aşka, hem de tam anlamıyla imkansız bir aşka yelken açmaktan kaçınmadı ve Hatice Sultanın attığı yemi yuttu bir sazan misali.
Ancak yer ile gök arasında ne gizli kalmış ki böyle bir aşk da gizli kalsın?
Olayı ilk olarak Naime Sultan farketti.
Hatice Sultan, yalısının penceresinden bir sepet sarkıtıyordu sık sık. Önceleri buna bir mana veremeyen Naime Sultan, bir gün sepetin içine elini daldıran kocası Kemalettin’in oradan bir mektup aldığını görünce işkillendi.
Daha sonra bir keresinde o mektuplardan birini ele geçirince aşk-ı memnu ( yasak aşk ) tüm çıplaklığı ve delilleriyle açığa çıkmış oldu.
Sonra söylemeye hacet yok, Naime Sultan’ın yalısında kızılca kıyamet koptu.
Naime Sultan’ın yalısında kopan kıyametin kıvılcımları Hatice Sultan’ın yalısına sıçrayınca Hatice Sultan’ın yalısında da kızılca kıyamet koptu doğal olarak. O kedi gibi Vasıf Efendi bile aslan gibi kükrüyordu ‘’ Bunu bana nasıl yaparsın Hatice?’’ Diye.
Hatice Sultanın yalısında kükreyen sadece Vasıf Efendi değildi. Naime Sultan da kükrüyordu Hatice Sultan’a: ‘’ Nankör köpek ! Sen bana bu ihaneti nasıl yaparsın? ‘’ diye.
Hatice Sultanın yalısındaki kıyamet daha sonra Çırağan Sarayına sıçradı.
Sabık Padişah V. Murad, haberi duyunca göğsünü tuttu ve acı içinde inledi ‘’Ben bugüne kadar haysiyetimle yaşadım. Ölümüme sebep Hatice olacak ‘’ diye.
Dediği de oldu.
1904 Yılında bu skandalın patlak vermesinden bir müddet sonra 29 Ağustos’ta 63 Yaşındayken kahrından öldü gitti adamcağız. Böylece tarihimizin Sultan V. Murad sayfası da kapanmış oldu.
Gerçi şeker hastasıydı ama şekerden daha çok kızı Hatice’nin sebep olduğu bu skandalın üzüntüsüyle ölmüştü.
Peki kızı Hatice Sultan’a ne oldu? Kemaleddin Paşa’nın akıbeti ne oldu? Kemaleddin Paşa Öldü mü? Issız acun kaldı mı? Ötlek öcün aldı mı? ( Pardon daldık Alp-er Tunga destanına )
Gelecek bölümde bunları yazacağım inşallah ama şimdilik Hatice Sultan’la ilgili bir ipucu vereyim:
Hatice Sultan daha sonra Atatürk’le akraba oldu dolaylı bir şekilde.
Efendim, sabık sultan V.Murad’ı tekrar tahta oturtmak isteyen Jön Türkler, II. Abdülhamit aleyhinde o kadar çok şey söylediler ki taş olsa çatlardı da II. Abdülhamit sabretti. Onun, kardeşini katledeceğini bile söylediler ama Sultan II. Abdülhamit, bırakın katletmeyi, kılına bile zarar getirmedi tam 28 sene.
V. Murad’ı Çırağan Sarayından çıkarıp Osmanlı tahtına oturtmak için Düvel-i Muazzamadan ( Yani büyük devletlerden: İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya ) yardım bile istediler ama düvel-i muazzama, özellikle de Almanya güldü geçti bu aptalca isteklere. İngiltere de muhtemelen acıdı çok sonraları ( Temmuz 1908’de ) İngiliz Elçisi Gerard Lowther’in faytonuna at olma derecesinde aşağılık olabilen bu yaratıklara.
Sonunda V. Murad da anladı ki Çırağan Sarayına giriş vardı ama bu saraydan değil padişah olarak, sağ olarak bile çıkışı yoktu. Kendisini ibadete ve bol bol kitap okumaya verdi.
Bu arada kardeşi Abdülhamit’e ricada bulundu zamanları çoktan gelmiş hatta geçmekte olan kızlarını yanına alıp evlendirmesi için.
II. Abdülhamit, ağabeyinin isteğini yerine getirdi ve yeğenleri Hatice, Fehime ve Fatma’yı yanına aldı. Özellikle de Hatice’yi çok seviyordu çünkü onu bir kaza sonucu feci şekilde yanarak ölen kızı Ulviye’nin yerine koymuştu uzun süre.
Hatice, yaklaşık 30 Yaşına gelmişti ama o da dahil ne yazık ki kızlara talip çıkmıyordu. Devrik bir padişahın kızına talip olmuyordu paşalar, asilzadeler.
Bir ara Tunuslu Hayrettin Paşa’nın oğlu Tahir Bey’i düşündüler Hatice için ama Tahir Bey bu izdivacı istemediğini bildirmek üzere sakal bırakınca o iş yattı.
Bu arada Sultan II. Abdülhamit kendi kızlarından Zekiye Sultanı Gazi Osman Paşanın oğlu Ali Nureddin Paşa ile, diğer kızı Naime Sultanı da yine Gazi Osman Paşanın oğlu olan Mehmed Kemaleddin Paşa ile evlendirmişti.
V. Murat’ın büyük kızı Hatice artık dayanamadı. Amcası II. Abdülhamit’e bir mektup yazarak ‘’ Beni lütfen evlendiriniz. Bir harem ağasına bile razıyım ‘’ dedi.
Yani ‘’ Bir kocam olsun da varsın hadım olsun.’’ Diyordu çünkü harem ağalarının hepsi istisnasız hadımdı.
Sultan II. Abdülhamit ‘’ Tamam madem. ‘’ dedi ve Hatice’yi hiç bir yakışıklığı olmayan, basit bir memur statüsündeki ama kendisinin sevdiği Ali Vasıf Beyle, Fehime’yi Ali Galib Beyle, Sultan Abdülaziz’ın kızı Emine’yi de Mehmet Şerif Bey ile aynı anda ( 19 Eylül 1901 ) üçünün düğününü birlikte yaparak evlendirdi.
Ancak, daha önce bir harem ağasına bile razı olduğunu bizzat kendisi beyan eden Hatice Sultan, kocası Vasıf Efendi’ye paşalık payesi verildiği halde onu beğenmedi. Hatta Padişah II. Abdülhamit’in ‘’ Güle güle oturun ‘’ diye hediye ettiği Ortaköy’deki yalının harem kısmına bile sokmadı adamcağızı.
Tarih kitapları o kısmı yazmasa da Vasıf Efendi ( Yeni unvanı ile Vasıf Paşa ) hadım filan da değildi büyük ihtimalle ama Hatice Sultan sevemedi kocasını bir türlü.
Hatice Sultan hem koca bulmuştu, hem koskoca bir yalı. Hepsinden önemlisi artık özgür bir kadındı ama kocasını sevmiyor, amcası Abdülhamit aleyhine ‘’ Kendi Kızlarını Gazi Osman Paşanın oğullarına verdi, bize gelince nerede sümsükler varsa onları bize koca yaptı.’’ Diye söyleniyor, hatta amcası Abdülhamit’in, babası Murad’ı aşağılamak için böyle davrandığını söylemekten de kaçınmıyordu.
Bu habis duygular zamanla intikam arzusuna dönüştü. Amcası Abdülhamid’den kendisine Vasıf Efendi gibi bir vasıfsızı koca seçmesinin hesabını sorup intikamını almalıydı.
Amcasına verebileceği en büyük acı, çok sevdiği kızı Naime üzerinden olabilirdi ve Naime’nin kocası Kemaleddin Paşa, gözüne hayli yakışıklı görünüyordu.
Naime Sultan ile Hatice Sultan birbirlerine oldukça yakın yalılarda oturuyorlardı.
Hatice Sultan önce hafiften yokladı Kemalettin Paşayı. Kemalettin Paşa, Padişah kızı Naime’nin iki de bir ‘’ Başım ağrıyor.’’ demelerinden bıkmış olmalı ki ( Burayı ben uydurdum ama öyle olmalı. ) karısından hiç de güzel olmayan, üstelik yakalanırlarsa resmen ayvayı yiyecekleri bir aşka, hem de tam anlamıyla imkansız bir aşka yelken açmaktan kaçınmadı ve Hatice Sultanın attığı yemi yuttu bir sazan misali.
Ancak yer ile gök arasında ne gizli kalmış ki böyle bir aşk da gizli kalsın?
Olayı ilk olarak Naime Sultan farketti.
Hatice Sultan, yalısının penceresinden bir sepet sarkıtıyordu sık sık. Önceleri buna bir mana veremeyen Naime Sultan, bir gün sepetin içine elini daldıran kocası Kemalettin’in oradan bir mektup aldığını görünce işkillendi.
Daha sonra bir keresinde o mektuplardan birini ele geçirince aşk-ı memnu ( yasak aşk ) tüm çıplaklığı ve delilleriyle açığa çıkmış oldu.
Sonra söylemeye hacet yok, Naime Sultan’ın yalısında kızılca kıyamet koptu.
Naime Sultan’ın yalısında kopan kıyametin kıvılcımları Hatice Sultan’ın yalısına sıçrayınca Hatice Sultan’ın yalısında da kızılca kıyamet koptu doğal olarak. O kedi gibi Vasıf Efendi bile aslan gibi kükrüyordu ‘’ Bunu bana nasıl yaparsın Hatice?’’ Diye.
Hatice Sultanın yalısında kükreyen sadece Vasıf Efendi değildi. Naime Sultan da kükrüyordu Hatice Sultan’a: ‘’ Nankör köpek ! Sen bana bu ihaneti nasıl yaparsın? ‘’ diye.
Hatice Sultanın yalısındaki kıyamet daha sonra Çırağan Sarayına sıçradı.
Sabık Padişah V. Murad, haberi duyunca göğsünü tuttu ve acı içinde inledi ‘’Ben bugüne kadar haysiyetimle yaşadım. Ölümüme sebep Hatice olacak ‘’ diye.
Dediği de oldu.
1904 Yılında bu skandalın patlak vermesinden bir müddet sonra 29 Ağustos’ta 63 Yaşındayken kahrından öldü gitti adamcağız. Böylece tarihimizin Sultan V. Murad sayfası da kapanmış oldu.
Gerçi şeker hastasıydı ama şekerden daha çok kızı Hatice’nin sebep olduğu bu skandalın üzüntüsüyle ölmüştü.
Peki kızı Hatice Sultan’a ne oldu? Kemaleddin Paşa’nın akıbeti ne oldu? Kemaleddin Paşa Öldü mü? Issız acun kaldı mı? Ötlek öcün aldı mı? ( Pardon daldık Alp-er Tunga destanına )
Gelecek bölümde bunları yazacağım inşallah ama şimdilik Hatice Sultan’la ilgili bir ipucu vereyim:
Hatice Sultan daha sonra Atatürk’le akraba oldu dolaylı bir şekilde.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.