Terli Sırtlar Ve Tel Telaşlar
Annemin o fırtınalı telaşı dinmiş.
Bunu saçındaki aklardan değil,
Sokaktan eve nefes nefese döndüğümde
"Hadi, hemen üstünü değiştir, terin üzerinde kuruyacak!" diye
Arkamdan bağıran o sabırsız, o buyurgan sesinin
Sessizliğe gömülmesinden anladım.
Bir zamanlar evin içinde kasırga gibi esen,
Tek bir kaş hareketiyle herkesi hizaya getiren,
Evi de bizi de demir bir disiplinle çekip çeviren kadın;
Dün salondaki o yüksek rafa uzanamadı,
Bana baktı, ilk kez buyurmadı, rica etti.
Meğer o her şeye sinirlenen, bizi sürekli acele ettiren sabırsızlığı,
Bizi bu tekinsiz dünyaya yetiştirme kaygısıymış.
Biz çocukken onun o katı kurallarından,
"Oraya gitme, bunu giyme, o saatte evde ol!" diyen otoritesinden kaçardık.
Anlamazdık o çatık kaşların arkasındaki uykusuz geceleri.
Biz uyurken odamıza sızıp,
Daha birkaç saat önce bizi azarlayan o sert elleriyle
Üstümüzü nasıl usulca örttüğünü,
Alnımızdan nasıl içi titreyerek öptüğünü göremezdik.
O hem döven hem seven, hem kızan hem koruyan acayip bir merhametti.
Dışarıda biri bize yan gözle baksa dünyayı yıkacak olan o koca öfke,
Evde dizimizi kanattığımızda bizi bir köşede hem ağlayarak azarlar,
Hem de o şifalı tükürüğüyle yaramızı sarardı.
Şimdi mutfakta tencerenin kapağını düşürdüğümde,
Eskisi gibi "Her yeri mahvettin!" diye söylenmiyor.
Eğilip o parçaları alırken beli bükülüyor,
O fırtınalı kadından geriye, kırılmaktan korkan incecik bir çınar kalıyor.
İnsan büyüdüğünü,
Çocukken karşısında titrediği o otoritenin
Şimdi karşısında ne kadar kırılganlaştığını gördüğünde anlıyormuş.
Zaman, mutfaktaki o duvara astığı el teli saatten değil,
Onun bizi hizaya getiren o keskin bakışlarının buğulanmasından geçmiş.
Şimdi ne zaman bir şeye sinirlenecek gibi olsa,
Gözünün içine bakıyorum, "Hadi anne, kızsana yine" der gibi.
Gülümsüyor sadece, eski gücünü teslim etmiş bir komutan mahcubiyetiyle.
Bir gün o evi ev yapan, bizi koruyan o buyurgan ses tamamen susacak.
Sırtımıza tıkıştırdığı o havlular, tülbentler çekmecede yetim kalacak.
Ve ben, beni benden daha iyi koruyan o sert şefkati
Bu koca dünyada bir daha hiçbir kimsede bulamayacağım.
İşte bu yüzden,
Bugün hala arkamdan söylenmelerini, o eski kurallarını özlüyorum.
Çünkü biliyorum ki;
Bir annenin bizi hizaya çeken o öfkeli merhameti,
Dünyanın tüm sahte şefkatlerinden daha gerçektir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.