Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 18

Ertesi sabah Baki ve arkadaşları köyün eski evlerini araştırmaya başladılar.

İsmail Dede'nin anlattığına göre dört aileden biri kendi ailesiydi.

İkinci aile yıllar önce başka bir köye taşınmıştı.

Üçüncü aileden geriye yalnızca bir ev kalmıştı.

Dördüncü aile ise hâlâ köyde yaşıyordu.

Baki:

"İlk olarak üçüncü aileyi bulalım."

Eski evin kapısına geldiklerinde kapı aralıktı.

İçeri girdiler.

Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.

Yaşar bir fotoğrafın önünde durdu.

"Bakın."

Fotoğrafta Mehmet ve Hasan'ın yanında iki kişi daha vardı.

Baki:

"Ali ve Mustafa."

Fotoğrafın arkasında tarih vardı.

1972.

Celal:

"Demek hepsi birlikteymiş."

Tam o sırada üst kattan bir ses geldi."GÜMMMMM!"

Dört arkadaş merdivenlere yöneldi.

Yerde bir kutu duruyordu.

Kutunun içinden eski bir günlük çıktı.

Günlüğün son sayfasında şu yazıyordu:

"Mustafa bize ihanet etti. Belgeleri kendi çıkarı için kullanmak istiyor."

Baki'nin gözleri büyüdü.

"Demek sorun o zaman başlamış."

Yaşar:

"Mustafa'nın ailesi hâlâ köyde mi?"

İsmail Dede:

"Evet."

Halit:

"Kimler var o aileden?"

İsmail Dede cevap vermeden önce pencereye baktı.

"Muhtar."

Herkes donup kaldı.

Celal:

"Yani muhtar mı?"

İsmail Dede:

"Mustafa'nın torunu."

Baki:

"Ve bizi takip eden kişi de o olabilir."

Tam o anda evin dışından ayak sesleri duyuldu.

Baki pencereye koştu.

Bir adam hızla uzaklaşıyordu.

Baki:

"Peşinden koşalım. Yakalayalım şunu!"

Dört arkadaş adamın peşinden koştu.

Adam ormana doğru ilerliyordu.

Baki hızla arkasından gidiyordu.

"Dur!"

Adam dönüp baktı.

Sonra hızlandı.

Bir süre sonra ağaçların arasında kayboldu.

Celal nefes nefese yere çöktü.

"Ben... artık... koşamıyorum."

Halit:

"Sen biraz daha çalışmalısın."

Baki yerdeki izleri inceledi.

Adamın ayağında eski bir çizmeye ait belirgin izler vardı.

Yaşar:

"Bu izleri daha önce görmüştük."

Baki hatırladı.

"Değirmenin önünde."

İsmail Dede başını salladı.

"Demek aynı kişi."

Baki:

"Muhtar olduğundan emin miyiz?"

"Hayır."

O sırada ileride bir kulübe gördüler.

Kapısı açıktı.

İçeri girdiklerinde duvarda köyün büyük bir haritasını gördüler.

Haritanın üzerinde mağara, değirmen ve kuyu işaretlenmişti.

Masada ise dört arkadaşın isimleri yazılı bir kâğıt duruyordu.
BAKİ
YAŞAR
CELAL
HALİT

Celal korkuyla:

"Anaaaaa!..Bizim isimlerimiz...İşte şimdi naneyi yedik."

Baki kâğıdı eline aldı.

Arkasında başka bir cümle vardı:

"Defteri bulmalarına izin vermeyin."

Baki:

"Artık bunun bir tesadüf olmadığı kesin."

İsmail Dede:

"Muhtara gitmeliyiz."

Hasan başını salladı.

"Hayır."

"Niçin?"

"Çünkü muhtarın suçlu olup olmadığını henüz bilmiyoruz."

Baki:

"O zaman gerçek suçluyu bulacağız."

Köyde herkes birbirinden şüphelenmeye başlamıştı.

Baki ise acele etmek istemiyordu.

"Elimizde yalnızca şüphe var."

Yaşar:

"Peki ne yapacağız?"

"Defteri inceleyeceğiz."

İsmail Dede defterin son sayfalarını yeniden açtı.

Sayfalardan birinde küçük bir sembol vardı.

Baki sembolü inceledi.

"Bu diğerlerinden farklı."

Hasan:

"Çünkü bu, saklanan son yerin işareti."

"Son yer?"

"Evet."

"Yani dördüncü emanet yalnızca defter değil mi?"

Hasan başını salladı.

"Defter, gerçeğin anahtarı."

Baki:

"Peki asıl emanet nerede?"

Hasan:

"Defterin söylediği yerde."

Defterde şifre gibi bir cümle vardı:"Su kuruduğunda taş konuşur."

Yaşar hemen düşündü.

"Eski su yolu!"

Baki:

"İkinci sandığı bulduğumuz yer."

İsmail Dede:

"Orada başka bir kapı olmalı."

Dört arkadaş yeniden mağaraya gitmeye karar verdi.

Ancak bu kez onları uzaktan izleyen biri vardı.

Ve bu kişi...

Muhtar değildi.

Dört arkadaş mağaranın derinliklerine yeniden indi.

İkinci sandığın bulunduğu yere geldiler.

Baki duvarları inceledi.

"Burada bir şey olmalı."

Yaşar su yolunun kenarındaki taşları kontrol etti.

"Şurada!"

Taşın üzerinde aynı sembol vardı.

Baki taşı çevirdi.

Duvarın içinden küçük bir kapak çıktı.

Kapak açıldığında dar bir geçit ortaya çıktı.

İçeriden soğuk hava geliyordu.

Halit:

"Bu hiç iyi görünmüyor."

Celal:

"Zaten iyi görünmesini beklemiyorduk."

İçeri girdiler.

Geçidin sonunda küçük bir oda vardı.

Odanın ortasında taş bir sütun bulunuyordu.

Sütunun üzerinde dört isim yazıyordu:

Mehmet
Hasan
Ali
Mustafa

Baki:

"Burada dört kişi birlikte bir şey saklamış."

İsmail Dede:

"Fakat Mustafa daha sonra ihanet etmiş."

Tam o sırada arka taraftan bir ses geldi.

"Çok geç kaldınız."

Dört arkadaş döndü.

Karanlığın içinden biri çıktı.

Baki fenerini kaldırdı.

Adamın yüzünü görünce şaşırdı.

"Sen?"

Devam Edecek


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 18

Nuri Baş Nuri Baş