Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Zaralı Şampiyonun Define Macerası 17

Baki, İsmail Dede'nin sözlerinden sonra bir süre konuşamadı.

"Varis kim?"

İsmail Dede başını salladı.

"Babam bana bunu hiçbir zaman söylemedi."

Celal:

"Belki de bu yüzden sandıklar yıllarca gizli kaldı."

Yaşar duvardaki sembolleri inceledi.

"Burada dört sembol var. İlk üçü sandıkları gösteriyor. Dördüncüsü ise varisi."

Baki:

"Demek dördüncü emanet bir eşya değil."

İsmail Dede:

"Ben de artık öyle düşünüyorum."

Tam o sırada dışarıdan at nalı sesleri duyuldu."Takır Tukur...Takır tukur..."

Baki hemen kapıya yöneldi.

Değirmenin önünde yaşlı bir adam durmuştu.

İsmail Dede onu görünce şaşkınlıkla fısıldadı:

"Hasan..."

Adam yavaşça içeri girdi.

"Yıllar oldu, İsmail."

İsmail Dede ona uzun süre baktı.

"Sen öldün sanıyordum."

Hasan acı bir şekilde gülümsedi.

"Ölmekten daha kolay bir şey vardı. Saklanmak."

Baki:

"Sandıkların sırrını biliyor musun?"

Hasan başını salladı.

"Ben ve Mehmet biliyorduk."

"Ya dördüncü emanet?"

Hasan Baki'ye baktı.

"Onu da biliyorum."

Herkes sessizleşti.

Hasan cebinden eski bir mektup çıkardı.

"Mehmet'in son mektubu."

İsmail Dede mektubu titreyen ellerle aldı.

Mektupta,köy içinde türeyen zorbalardan köyün arazilerinin yıllar önce haksız şekilde el değiştirmesini önlemek için gerçek tapuların ve kayıtların dört ayrı emanete ayrıldığı yazıyordu.

İlk üç sandık belgeleri koruyordu.

Dördüncü emanet ise bütün kayıtların nereden geldiğini kanıtlayan asıl defterdi.

Hasan:

"O defter bulunursa köyün eski sınırları ve gerçek sahipleri kesin olarak ortaya çıkacak."

Celal:

"Peki defter nerede?"

Hasan:

"Eski kuyunun altında."

Baki haritayı açtı.

"Öyleyse yarın kuyuya gidiyoruz."

Hasan başını salladı.

"Yarın değil."

"Ne zaman?"

"Bu gece."
"Yok ben asla gitmem" diye tutturdu Celal.Ama Baki'nin keskin nazarlarıyla karşılaşınca ister isteemz boynunu büktü.

Gece olduğunda Baki, Celal, Yaşar ve Halit hazırlıklarını tamamladı.

İsmail Dede ve Hasan da onlara katıldı.

Köyün dışında, yıllardır kullanılmayan eski kuyunun başına geldiler.

Ay ışığı kuyunun taşlarına vuruyordu.

Baki haritayı açtı.

"Geçit burada başlamalı."

Yaşar kuyunun taşlarını inceledi.

"Şurada farklı bir taş var."

Hep birlikte taşı kaldırdılar.

Altında demir bir halka çıktı.

Baki halkayı çekti.Gıcırrrrrrr

Kuyunun yan tarafındaki taşlardan biri açıldı.

Aşağıya inen dar bir merdiven ortaya çıktı.

Celal içeri baktı.

"Ben yukarıda beklesem?"

Halit:

"Hayır, korkaklığın sırası değil.
Anca beraber kanca beraber."
Baki:"Ulan oğlum Celal ne yapacağız seninle? Burada bıraksak geriye dönünceye kadar ödün patlar, bizimle gelsen korkundan altına ediyorsun.Yürü lan... Attırma kafamı..."

Beşi ve Hasan sırayla aşağı inmeye başladı.

Merdivenin sonunda uzun bir tünel vardı.O tüneli geçtiler.

Tünelin sonunda büyük bir taş kapı vardı.

Kapının üzerinde dört sembol bulunuyordu.

Baki üç sembole elini koydu.

Hiçbir şey olmadı.

Sonra dördüncü sembole dokundu.Tak!

Kapı açıldı.

Halit:

"Demek mesele anahtar değilmiş."

Hasan gülümsedi.

"Mehmet bunu böyle tasarlamıştı."

Kapının ardında küçük bir oda vardı.

Odanın ortasında taş bir sandık duruyordu.

Baki yavaşça yaklaştı.

Sandığın kapağını kaldırdı.

İçinde altın yoktu.

Sadece siyah kaplı, eski bir defter vardı.

İsmail Dede defteri eline aldı.

"İşte bu."

Tam o sırada tünelin girişinden bir ses duyuldu.Tak!

Baki arkasını döndü.

Kapının önünde bir gölge duruyordu.

Gölge hemen kaçtı.

Celal:

"Baki... Baki... Cinler geldi cinler. Bu sefer gördüm. Bizi görünce saklandılar.Hepimizi çarpacaklar.
Baki:"Lan yürü şimdi cinlerden önce ben çarpacağım."

Dört arkadaş tünele doğru koştu.

Ama meçhul kişi çoktan çıkışa ulaşmıştı.

Baki yalnızca yerde düşmüş küçük bir bez parçası bulabildi.

Üzerinde tanıdık bir sembol vardı.

Halit:

"Yani hâlâ biri bizi izliyor."

Baki:

"Ve defterin peşinde."

Köye döndüklerinde herkes İsmail Dede'nin evinde toplandı.

Eski defter masanın üzerine konuldu.

Sayfalar tek tek çevrildi.

Defterde köyde yaşayan ailelerin isimleri, sahip oldukları tarlalar ve eski anlaşmalar yazıyordu.

Yaşar:

"Bu kayıtlar her şeyi değiştirebilir."

İsmail Dede:

"Evet."

Baki son sayfalara geldi.

Bir sayfada dört isim vardı:

Mehmet
Hasan
Ali
Mustafa

Altında ise şöyle yazıyordu:

"Bu emaneti koruyan dört aile, gerçeği bir gün ortaya çıkaracaktır."

Celal:

"Demek dört aile var."

Hasan:

"Evet."

Baki:

"Ali ve Mustafa kim?"

İsmail Dede başını salladı.

"Onları tanıyorum."

"Yaşıyorlar mı?"

"Birinin çocukları hâlâ köyde."

Tam o sırada kapı çalındı.

İçeri köyün muhtarı girdi.

"İsmail, sizinle konuşmam gerekiyor."

Baki defteri hemen kapattı.

Muhtarın yüzü ciddiydi.

"Ne oldu?"

"Köyün eski arazilerinden biri için yarın satış yapılacak."

Baki:

"Hangi arazi?"

Muhtar:

"Orman tarafındaki büyük tarla."

İsmail Dede ayağa kalktı.

"Hayır."

Muhtar şaşırdı.

"Neden?"

İsmail Dede defteri gösterdi.

"Çünkü o tarla hiçbir zaman satılamaz."

Muhtar defteri görünce şaşkınlığa uğradı.

"Bu... bu kayıtlar nereden çıktı?"

Baki:

"Mağaradaki üçüncü sandıktan."

Muhtar uzun süre sustu.

Sonra:

"Bu defter ortaya çıkarsa bazı insanların yıllardır sakladığı şeyler açığa çıkar."

Baki:

"Kimlerin?"

Muhtar cevap vermedi.

Sadece kapıya yöneldi.

"Yarın her şeyi konuşuruz."

Kapı kapandığında Hasan başını eğdi.

"Artık bizi izleyen kişinin kim olduğunu biliyorum."

Baki:

"Kim?"

Hasan:

"Bu köyde geçmişin ortaya çıkmasını istemeyen biri."

Devam Edecek

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Zaralı Şampiyonun Define Macerası 17

Nuri Baş Nuri Baş