Edebiyat Evi Dedelerinin Sivas Macerası 4
Güneş batmaya yaklaşırken uzakta bir araç göründü.
Mehmet Fikret:
— Bizim araba!
Herkes koşa koşa gitti.Gerçekten de araç oradaydı.Usta kaputu açtı.Bir süre baktı.Bir parçayı kontrol etti.Sonra:
— Şimdi çalıştırın.
Sami Hoca kontağı çevirdi. Gırrrrr... Gırrrr..
Motor çalışmadı.Usta biraz daha baktı.Bir kabloyu düzeltti.
— Şimdi.
Sami Hoca yeniden kontağı çevirdi. Vuuuuuuuuuuum!..Motor çalıştı.Herkes sevinçten bağırdı.
Baki:
— Yaşasın!
Mehmet Fikret:
— Eve dönüyoruz!
İpçi Erdoğan:
— Ben zaten sorunun kabloda olduğunu anlamıştım.
Sami Hoca:
— Erdoğan...
— Efendim?
— Bir daha konuşma.
Arabaya bindiler.Ama bu kez kimsenin konuşacak hali kalmamıştı.Herkes yorgunluktan bitmişti.Ayaklar ağrıyor, mideler kazınıyor, üzerlerindeki kıyafetler toz toprak içindeydi.
Nuri Hoca:
— Arkadaşlar...
Kimse cevap vermedi.
— Divriği'ye daha gitmedik.
Herkes bir anda doğruldu.
Mehmet Fikret:
— Ne?
Baki:
— Ulu Camii'yi görmedik.
Sami Hoca:
— Biz bütün bu yolu niye geldik?
İpçi Erdoğan:
— Arabayı tamir ettik.
Türkmenoğlu:
— Ama Divriği'ye gitmedik.
Herkes sustu.
Sonunda Mehmet Fikret:
— Ben gidiyorum.
Nuri Hoca:
— Nereye?
— Divriği'ye.
— Şimdi mi?
— Şimdi.
Sami Hoca:
— Ben de geliyorum.
Baki:
— Ayakların ağrıyordu?
Sami Hoca:
— Ağrıyor.
Mehmet Fikret:
— Benim de.
Nuri Hoca:
— O zaman cayma yok, gidiyorsunuz demektir bu.Yola devam mı?
Mehmet Fikret ciddi bir ifadeyle cevap verdi:
— Evet devam.Çünkü bu kadar çileyi boşuna çekmiş olamayız.
Herkes birbirine baktı.Şampiyon Baki direksiyona geçti.
— O zaman kemerleri bağlayın.
Motor çalıştı.Araç yola çıktı.Altı kafadar nihayet Divriği'ye doğru ilerlemeye başladılar.Fakat hiçbiri bilmiyordu ki bu daha maceranın başlangıcıydı.Çünkü önlerinde karanlık çökmek üzereydi.
Yol uzundu.Mideleri açtı.Suları bitmişti.Telefonların şarjı tükeniyordu.Ve en kötüsü...İpçi Erdoğan navigasyonu yeniden eline almıştı.
— Arkadaşlar, kestirme bir yol buldum.
Araçta aynı anda beş ses yükseldi:
--HAYIRRRRRRR!
Erdoğan şaşkın şaşkın baktı.
— Ne oldu yav. Hep birden bağırdınız.?
Nuri Hoca:
— Senin kestirme yollarından biri bizi üç saat yürüttü!
Erdoğan:
— Ama sonunda arabayı bulduk ya işte.
Sami Hoca:
— Onu da usta buldu!
Mehmet Fikret:
— Benim ayağım hâlâ ağrıyor!
Baki:
— Benim sırtım ağrıyor!
Nuri Hoca:
— Benim de!
Türkmenoğlu:
— Benim de!
Herkes bir anda sustu.
Sonra İpçi Erdoğan:
— O zaman...
— Ne oldu o zaman?
— Bir yerde durup yemek yiyelim.
Mehmet Fikret:
— İşte bugün söylediğin en doğru söz!
Ve altı kafadar, başlarına daha neler geleceğinden habersiz, Divriği'ye doğru geceye uzanan yola devam ettiler.Fakat o gece onları bekleyen şey ne lokanta ne otel ne de sakin bir yolculuktu.Çünkü dağların arasında hava kararmaya başlamıştı.
Ve uzaktan, yolun kenarında garip bir ışık görünüyordu...Macera daha yeni başlıyordu bizim dedeler için.
Devam Edecek...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.