Edebiyat Evi Dedelerinin Divriği Macerası 3
Saatler süren yürüyüşün ardından uzakta evler görünmeye başladı.Herkesin gözleri parladı.
Mehmet Fikret:
— Köy!
Baki:
— Gerçekten mi?
Türkmenoğlu:
— Evet!
İpçi Erdoğan:
— Ben demiştim.
Sami Hoca:
— Sen ne demiştin yav?Bir dakika sus ne olur ki!
— Köyde usta vardır demiştim.
Nuri Hoca:
— Sen hiçbir şey demedin.Sana öyle geliyor. Yorgunluk tepene vurmuş.
Köye girdiklerinde ilk gördükleri yaşlı bir amca oldu.
Nuri Hoca:
— Amca, selamünaleyküm.
— Aleykümselam.
— Biz yolda kaldık. Arabamız bozuldu.Bize yardım edebilir misiniz? Bir usta arıyoruz da . Köyde usta var mı acaba?
Yaşlı adam:
— Ne arabası?
Sami Hoca markasını söyledi.
Adam başını salladı.
— Bizim köyde bir usta var.
Altı kafadarın yüzü güldü.
Mehmet Fikret:
— Allah razı olsun!
Adam:
— Ama evinde yok.
Herkesin yüzü bir anda düştü.
Baki:
— Nerede peki?
— Tarlada.
Nuri Hoca:
— Tarlası nerede?
Adam eliyle dağ tarafını gösterdi.
— Şu tepelerin arkasında.
İpçi Erdoğan:
— Ne kadar uzak?
Yaşlı adam:
— Yakın.
Sami Hoca:
— Yakın dediğiniz ne kadar?
Adam:
— Bir saat.
Herkes birbirine baktı.Kimsenin bu yorgunluğun üzerine bir saat daha yürümeye mecali yoktu.
Mehmet Fikret:
— Ben burada ölürüm.
Sonunda köylülerden biri Hasan Usta'yı bulmak için onlara eşlik etti.Ama "bir saatlik yol" dedikleri şey, altı kafadarın gözünde üç saatlik dağ yürüyüşüne dönüştü.Yol yokuştu.Güneş tepelerine vuruyordu.Suları azalmıştı.Açlık iyice bastırmış Sami Hoca'nın ayağı tekrar ağrımaya başlamıştı
Mehmet Fikret:
— Ben artık yürüyemiyorum.
Baki:
— Yine sırtıma mı çıkacaksın?
Mehmet Fikret:
— Başka çare var mı?
Baki:
— Çık.
Bu kez Nuri Hoca da:
— Sami Hoca'm, sen de gel.
İpçi Erdoğan:
— Hocam siz ikisini taşırsanız ben de sizi taşırım.
Nuri Hoca:
— Erdoğan, sen önce kendi yolunu bul.
Tam o sırada uzaktan bir adam göründü.Elinde alet çantası vardı.
Köylü:
— İşte Hasan Usta!
Herkes sevinçten neredeyse koşacaktı.Usta yanlarına geldi.
— Ne oldu?
Sami Hoca:
— Araba çalışmıyor.
Usta:
— Ne yaptınız?
Erdoğan hemen:
— Ben baktım.
Usta Erdoğan'a baktı.
— Sen mi baktın?!
— Evet.
Usta başını salladı.
— O zaman araba kesin bozulmuştur.Herkes kahkahaya boğuldu.
Hasan Usta'yla birlikte arabaya doğru yola çıktılar.Fakat bu kez herkesin kafasında tek bir soru vardı:Arabayı nasıl bulacaklardı? Çünkü arabayı bulmak için çıktıkları yolun hangisi olduğunu artık hiçbiri hatırlamıyordu.
Nuri Hoca:
— Biz buradan gelmedik mi?
Baki:
— Geldik.
Türkmenoğlu:
— Hayır, başka taraftan geldik.
Erdoğan:
— Ben biliyorum.
Herkes ona döndü.
— Nereden?
— Arabayı bıraktığımız yerin yerini biliyorum.
Sami Hoca:
— Nasıl?
— Arabayı ben hatırlıyorum.
Mehmet Fikret:
— Araba senden daha akıllı.
Üç saat sonra...
Hâlâ araba yoktu.
Hasan Usta durdu.
— Siz arabayı nereye bıraktınız?
Sami Hoca:
— Yolun kenarına.
— Yolun neresine?
Sami Hoca:
— İşte onu bilmiyoruz.
Usta başını iki yana salladı.
— Hayatımda böyle bir arıza görmedim.
İpçi Erdoğan:
— Arabanın mı?
Usta:
— Hayır. Sizin.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.