Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
12.09.2026 · 24 · 0 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Aynı Çatı İki Gökyüzü” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Aynı Çatı İki Gökyüzü

Yan Yana Yaşamak


Aynı çatı altında, iki farklı gökyüzü geriliydi odada.

Kahvelerini ayrı desenli porselenlerde, birbirine benzemeyen tatlarla içerlerdi,

ama o odada büyüyen o sessiz ormanda dinlenirdi ikisinin de ruhu.

Birbirinin gölgesine basmamayı ince bir sızı gibi öğrenerek,

birbirini işgal etmek ya da bir boşluğu kapatmak için değil,

bu dünyada yan yana durabilmenin o asil ağırlığı için dokunurlardı tenlerine.


Gün gelir, birinin içi kapanırdı kendi sapağına, kendi kuyusuna;

diğeri ona duvarları örülmüş soğuk bir oda değil,

sınırları çizilmemiş, rüzgârı bol bir anlayış sererdi önüne.

Çünkü bilirlerdi o uzun, o dilsiz gecelerde:

Hakiki bir sevmek,

karşındakinin kendi içine çekildiği o sessiz uçuruma da hürmet duymaktı.


Biri yaprakları çevirirken bir kitabın kalbinde, diğeri camdaki yağmur izlerini sayardı.

Ayrı topraklardan beslenip, ayrı diklikteki patikalardan yürür,

günün sonunda o aynı, o mütevazı tahta masanın kokusunda buluşurlardı.

Birliktelikleri sönük bir ezber, zamanın paslandırdığı bir refleks değildi;

her şafak vakti, o masaya sıfırdan oturmayı seçen iki hür iradeydi.


---


Sığ Bakışların Gölgesinde


“Bu nasıl bir yangın?” diye fısıldadı o gürültülü, o kalabalık sokak,

“Ne bir mülkiyet senedi var ortada, ne hesap soruluyor kapı eşiğinde...

Bu kadar uçsuz bucsuz bir bozkırda, aşk nasıl tutunur?”

Oysa o perdeleri kapalı, o kör pencereler hiç anlamadı:

Sevgi, avuçta tutulan bir su sızıntısı gibiydi;

parmaklar kapandıkça kuruyan, açık kaldıkça derinleşen bir serinlik.


Dünyanın ezberi, adını koyamadığı her bağa mühür vurmaktı;

sınırları çizmek, adımları saymak, pencereleri demirlemek...

Onlar ise sadece yan yana durmanın o geniş coğrafyasını seçmişti,

gökyüzünün o mürekkep değmemiş mavisini birbirine bırakarak.


Ve bu sessiz hürriyet, ürküttü o dar tavanlı odalarda yaşayanları.

Çünkü hiç kimseye ait olmayan bir yakınlık,

kilitli kalplerin sarsılan o eski, o çürük rüyasıydı.

Ama onlar sadece sustu ve yürüdü;

dünya sağır da olsa, hakiki bir bağın tek şahidi zamandır.


---


Yollar Ayrılsa da


Bir gün, o ince yol ayrımının tam çizgisine vardılar,

ne zehirli bir kavga vardı havada, ne de kırık bir sitemin gölgesi.

Sadece önlerinde uzanan o toprak yollar,

artık ayrı ufuk çizgilerine doğru, birbirini incitmeden bükülüyordu.


“Git” diye bağırmadı biri öfkeyle,

“Kal” sızlanmasına da sığınmadı öteki.

Sadece gülümsediler o solgun, o turuncu ikindide;

çünkü anladılar ki eksilmek de bu hikayenin rengiydi,

göz göze gelinen o eski eşiği, başka bir mevsime devretmekti.


Vedalarını büyük cümlelerle, gürültülü tiyatro sahneleriyle yapmadılar,

tek bir bakışın, o derin, o dilsiz kuyusuna bıartan her şeyi.

“Senin gölgende büyüdüm, seninle genişledi göğsümün çeperi” dedi biri,

“Ve şimdi, kendi rüzgârımın peşinden gidiyorum.”


Ayrıldı gölgeleri o ikindi vaktinde,

limandan sessizce süzülen iki ayrı gemi izi gibi;

ama içlerinde silinmez bir patika kaldı;

birbirinin kanatlarını budamayan o hür kalplerin

o asil, o gürültüsüz vedası...


Ve belki çok sonra, bambaşka bir mevsimde,

hiç bilmedikleri bir coğrafyanın altında yeniden kesişir adımları.

Ama o gün geldiğinde de,

birbirini zincirlemek için değil, o eski yolu sessizce selamlamak için...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Aynı Çatı İki Gökyüzü

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık