Kör Tahta Ve Silgi
Bu şiirde yer alan tüm metinler, tamamen kurgusal (kurmaca) bir evrenin
ve sanatsal bir yaratımın ürünüdür. Şiirlerde geçen karakterler, unvanlar,
mekânlar, olaylar ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup evrensel insan doğasını,
güç olgusunu ve bireyin içsel/vicdani sorgulamalarını ele almak adına birer
edebî metafor olarak kullanılmıştır.
Metinlerin hiçbirinde gerçek bir şahsı, kurumu veya toplumsal yapıyı hedef alma,
hedef gösterme, karalama veya alenen aşağılama amacı (kastı) bulunmamaktadır.
Gerçek hayattaki kişi, kurum ya da olaylarla var olabilecek her türlü benzerlik
tamamen tesadüfidir.
Eserlerin tamamı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuk metinleri
tarafından güvence altına alınan "Sanat ve İfade Özgürlüğü" sınırları içerisinde,
tamamen edebî ve estetik kaygılarla kaleme alınmıştır.
Yazar: Karanlıkta saklı ışık
---
Sabahın ilk ziliyle başlayan o gürültülü ayin,
koridorların soğuk betonunda yankılanıyor.
Önümde açık duran yoklama defteri;
yaşayanların değil, tek tipleştirilen ruhların sicili gibi.
Burası, yukarının tornasından geçsin diye
körpe zihinlerin teslim edildiği o büyük atölye,
benim kürsümün hemen önündeki
pırıl pırıl, henüz kirletilmemiş dilsiz saflık...
Elimde kırmızı mürekkepli bir kalem,
notları düşüyorum sayfaların kenarına;
dün gece onaylanan, içi boşaltılmış müfredatın ağırlığı
henüz omuzlarımda.
Göz göze geliyorum arka sıradaki çocukla;
kendi çocukluğumun cenazesini kaldırıyorum.
Fakülteden mezun olurken göğe fırlattığım o özgür fikirler,
müdür odalarının protokol kokan ağır havasında,
o sicil notu kaygılarında boğuldu.
Şimdi ne zaman bir konuyu anlatmaya kalksam kürsüde,
hakikat, müfettiş raporlarının gri, ruhsuz satır aralarına gizleniyor;
ben bir rehber değil,
çocukların kanatlarını aynı hizada kesen bir infazcı gibiyim artık.
Bize emanet edilen o delişmen nehirleri,
sistemin kurak kanallarına hapsediyorum.
Bir çocuğun gözündeki o özgür parıltıyı söndürmek
kaç ek ders ücreti eder?
Hangi karne notu örter
bir gencin kendi şarkısını söylemesine engel olan o kalın duvarları?
Bakanlık salonlarında
başarı grafiklerinin yaldızlı sunumları yapılırken,
biz her itirazı usulca bastırdıkça
bu gri okul binalarının kasveti memleketin üstüne çöküyor.
Akşam kapılar kilitlenip
tebeşir kokulu sessizlik baş başa kaldığında benimle,
sıraların arasında unutulmuş
kırık bir cetveli alıyorum elime.
Kara tahtanın keçeleşmiş, yorgun silgisini
avuçlarımın arasında çeviriyorum.
Parmak uçlarıma bulaşan
zoraki onayların, boyun eğişlerin tozu kalıyor.
Biliyorum,
bu tebeşir lekesi gibi kolayca çıkmaz ruha sinen bu ağır vebal.
Yukarıda uysal nesiller yetiştiren
o örnek, makbul öğretmenliğim,
boş sınıfta asılı duran yoklama defterinde
her gün biraz daha eksiliyor.
Son zil çalıyor.
Tahtada,
silinmemiş tek bir cümle kalıyor:
“Bunu ben öğrettim.”
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.