Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

İki Tarafı da Yalnız

Kimseye bahsetmedim senden.

Ne beni önemsediğini hissettiğim

O eski yıllardan,

Ne de beni gerçekten sevdiğini

Kabullenmenin yıllar sonra

Başımıza bıraktığı o ağır sessizlikten.


Şimdi ne kalabiliyorsun

Çiçeklerin yedi renk açtığı toprağımda,

Ne de eksilip kuruduğunda

Çekip gidebiliyorsun.

Sana git desem

Kelimelerim geri dönüyor.


"Demek bazı insanlar

Gitmek için bile

İnsanın içinden izin alıyor."


Babamın çocukken eve getirdiği

Renk renk leblebilerin kokusunu buldum sende.

Çocukluğumu,

Simitçinin elinden kaçmış susamlar gibi

sokaklara saçtın.

Sen bilmeden önce oturup

Sonra yürümeyi öğrendiğin

O eşiğin ardından baktım sana.

Gitme demedim.

Çünkü bazı insanlar

Gitmesin diye değil,

Giderken içimizden ne götürdüklerini

Görmemek için susturulur.

Sonra seni sakladım içimde.


Bir şarkıyla yıllar öncesine dönmek gibisin.

İnsanın kendi geçmişine

İzinsiz girmesi gibi.

İçimde keskin baltalara

Susamış bir orman var.

Sen gecenin en kör noktasına

Parmağını sokuyorsun.

Sızlıyor uçlarım.

Sessizliğin, kulağımda

Eski bir kapının pasını çeviriyor.

Şimdi dizlerine uzanıp

Hiç konuşmamanı diliyorum.

Bir sigara çıkarıp yaksam

Belki dumanı

İçimdeki yangının adını unutturur.


"Senelerdir aramızda

Tükenmeyen bir yalnızlık var.

Boynumdan öpsen

Hayallerimde boğulacak kadar

çoğalırım."


Tuzlu suyuna hapsettiğin

bütün balıklar

İçimde yüzüyor hala.

Ben deniz değilim artık.

Boğulmanın

karaya vurmuş haliyim.



Senden sonra

Kimse elleşmedi içimdeki labirentlere.

Kapılarına kilit değil,

Kendimi astım.

Say ki önlerine set çektim.

Hesapsızca değil,

İstediğim ölçekte sevilmek istedim.



Gün kurusuna karıştırıp tükettiğim şuruplar,

Çatlayan beynimin göğünde

Çakan o küçük gürültüler...

Hiçbir ağrı kesici dindirmesin istedim.



İntihar kokan bir sabaha

uyandı gözlerim.

Bozkırın ayazında

Yolunu kaybetmiş bir çiğ damlasıyım.

Ne düşebiliyorum toprağa

Ne güneşe çıkabiliyorum.

Aklım, seni bulamayacağım

rotalar çiziyor.

Yıllar sonra seni kaybetmekten korktuğum için

Seni bulmak istemiyor gibiyim.




Öyle bir an geliyor ki; saatler susuyor.

Deniz kabarıyor.

Gök, kan ter içinde

Toprağın üzerine çatlıyor.

Ve sen kalıyorsun.

Yenilenmeye ihtiyaç duymadan

Fethetmiş olduğun

O kara parçasında.

İzlerin silinmiyor.


Ben toprağı değiştiriyorum,

Mevsimleri değiştiriyorum,

Hatta kendime başka bir isim bile veriyorum.

Ama sen

Her defasında

Aynı yerden çıkıyorsun karşıma.

Bir yaranın kendi adresini bilmesi gibi.


Ekim 2026 Eylül'e



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

İki Tarafı da Yalnız

Toprak Toprak