Makale / Tarihsel Makaleler

Eklenme Tarihi : 3.06.2025
Okunma Sayısı : 243
Yorum Sayısı : 10
Yurtta  Sulh Cihanda  Sulh Ve  Hürriyet  Şehitleri.
OLUR  MU  BÖYLE  OLUR  MU  KARDEŞ  KARDEŞİ  VURUR  MU? -5. BÖLÜM--YURTTA  SULH CİHANDA  SULH VE  HÜRRİYET  ŞEHİTLERİ.


Sabahın  saat  4.36'sında  radyosunu  açan  var  mıydı  bilinmez  ama  27  Mayıs  1960'da  tam  da  saat  4.36'da Albay  Alparslan  Türkeş özelde bütün  Türkiye'ye,  genelde  tüm  dünyaya  seslenerek  şöyle  diyordu:

''Sevgili Vatandaşlar ! ''

''Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır.''

''Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz, hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile müsaade etmeyeceği gibi, edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir. Kim olursa olsun ve hangi partiye mensup bulunursa bulunsun, her vatandaş; kanunlar ve hukuk prensipleri esaslarına göre muamele görecektir. Bütün vatandaşların, partilerin üstünde aynı milletin, aynı soydan gelmiş evlatları olduklarını hatırlayarak ve kin gütmeden birbirlerine karşı hürmetle ve anlayışla muamele etmeleri, ıstıraplarımızın dinmesi ve milli varlığımızın selameti için zaruri görülmektedir.''

''Kabineye mensup şahsiyetlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sığınmalarını rica ederiz. Şahsi emniyetleri kanunun teminatı altındadır.''

''Müttefiklerimize, komşularımıza ve bütün dünyaya hitap ediyoruz. Gayemiz, Birleşmiş Milletler Anayasası'na ve insan hakları prensiplerine tamamen riayettir. Büyük Atatürk'ün 'YURRA  SULH, CİHANDA SULH'' prensibi bayrağımızdır.''

''Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO ve CENTO'ya inanıyoruz ve bağlıyız. Düşüncemiz ''YURTTA  SULH, CİHANDA  SULHTUR."


İlginçtir  ki  20  sene  sonraki  12  Eylül  Darbesinde de  Kenan  Evren  Paşa, Nato'ya  bağlılıktan  bahsederek ''Türkiye Cumhuriyeti, NATO dahil tüm ittifak ve anlaşmalara bağlı kalarak...........''  Derken  15  Temmuz 2016'daki  darbe  girişiminde de  parola ''Yurtta  Sulh  Cihanda  Sulh'' idi.  Darbeciler  bu  adla  bir  konsey  kurmuşlardı.

Neyse...  Alparslan  Türkeş'in  bu  bildirisiyle  güne  başlayan vatandaşlar olarak (  mesela  bizim  aile ) sokakların  asker  dolu  olduğunu  gördük. Evden  dışarı  çıkmak  yasaktı. Sadece  bizim  gibi  çok  çok  ufak  veletlere  asker  aldırış  etmiyor,  geri  kalan  herkese ''Sok  kafanı  içeri  de  patlatmayım.''  uyarıları  yapılıyordu.

İşte  o  gün  yani  27  Mayıs  1960  Günü de 28 ve  29  Nisan'da  olduğu  gibi  Hürriyet için (!)  şehit  düşenler(!)  oldu.

 Bunlardan  Teğmen  Ali İhsan  Kalmaz, Ankara-Ulustaki PTT Genel  Müdürlük binasını polisten  teslim  alırken  acemi  bir  er  tarafından kaza  kurşunuyla  vurularak öldürüldü. Böylece  27  Mayıs  1960'ın  ilk  hürriyet  şehidi(!) Teğmen  Ali  İhsan  kalmaz  oldu. 

İkinci  şehit Sökmen  Gültekin  idi. Harbiye I. Sınıf  öğrencisi  olan  Sökmen  Gültekin, temin  ettiği  tabanca  ile  vatan  hainlerini  öldürmeyi  düşünüyordu  ama  yanlışlıkla  kendini  vurarak  öldürdü  ve  27  Mayısın  ikinci hürriyet  şehidi  oldu. 

Aynı  günün  üçüncü  şehidi  ise Ersan  Özey adında  11  Yaşında  bir  çocuktu. Ersan  Özey  ekmek  almak  için  sokağa  çıkmamıştı.  Ersan  Taksinin  sahibi olan  babası  Dündar  Özey'le bir  arabaya  binmiş ihtilali  kutlayacaklardı. Asker ''Dur ''  dedi, baba Dündar durmadı.  Ya  duymamıştı  ya  da '' İhtilali  kutlamaya  çıkmışım  beni  kim  durdurabilir  ki?'' diye  düşünmekteydi. Dündar  Özey  durmayınca  asker  ateş  açtı  ve  olan  11 Yalındaki  Ersan  Özey'e  oldu. Zavallı  çocuk, vücuduna isabet  eden  bir  mermi sebebiyle oracıkta  öldü ve 27 Mayıs 1960'ın  üçüncü Hürriyet  Şehidi  oldu.

Şehit(!) sayısı daha  da çok  olmalıydı.  Çok  daha  fazla  olmalıydı  ki vatandaş DP  iktidarının  nasıl  eli  kanlı  bir  katil  olduğunu  anlasın da  ebediyen  bu  parti  ve temsil  ettiği  zihniyetten  vaz geçsin.

Evet, daha  fazla  hürriyet  şehidi  olmalıydı  ama  dere-tepe  aradılar  yoktu. Hatta ciddi  ciddi  et  kombinalarında,  yem  fabrikalarında öldürüldükten  sonra  öğütülüp  yem  yapılan  insan  cesedi  ya  da  ceset  kalıntıları  aradılar. Yoktu... Yok  olmasına  yoktu  ama  artık  vatandaşın  bir  kısmı  DP  iktidarının üniversite  öğrencilerini öldürüp kıyma  makinelerinden  geçirttiğine  inanıyordu. 

27  Mayıs'ın üç hürriyet  şehidi (!)  Ankara'da  defnedilmişti, 29 ve  30 Nisan'ın  iki  şehidi  de  İstanbul'da...  Bu  şehitleri  bir  araya  getirmek  gerekiyordu.

Darbeciler  tüm  aramalarına  rağmen  bu  beş  hürriyet  şehidi  dışında  şehit  bulamayınca  İstanbul'dakileri  Ankara'ya  nakletmeye  karar  verdiler.

Türkiye  tarihinde  Atatürk'ün  naaşının  İstanbul'dan  Ankara'ya  naklinden sonraki  en  büyük,  en  görkemli  tören,  hürriyet  şehitleri(!)  Turan  Emeksiz  ve  Nedim Özpolat  için  yapılıyordu.

İstanbul  İstanbul  olalı, Türkiye,  Türkiye  olalı  Atatürk'ün naaşının  Ankara'ya  taşınmasından bile  görkemli  olan  böylesine  bir  cenaze  nakil  töreni  görmemişti. 

Her  iki  gencin cesetleri mezarlarından çıkarılıp tabutlara, tabutlar da önce İstanbul  Üniversitesi  bahçesindeki  Atatürk  heykeli  önündeki  katafalka  kondu...

Of  yaaaa  yine  bir  ton  yazı  yazmışım. 

Gelin  bu İstanbul'daki  iki, Ankara'daki  üç, toplamda  beş  hürriyet  şehidinin Anıtkabir  haziresine  defnedilmesi  törenini  geniş  geniş  bir  sonraki  bölümde  anlatalım.

Ha,  bu  arada... Bu  beş  genç,  Hürriyet  Şehidi  olarak  Anıtkabir haziresine  defnedildikten  üç  sene  sonra 1963'de  oraya  altı  Hürriyet  Şehidi (!)  daha  gömüldü.  Onları da  anlatayım  sizlere. 

Şeyyyyy. 

Anıtkabir  haziresine  daha sonra  18  Eylül  1966'da  Cemal  Gürsel,  28  Aralık  1973'de  İsmet  İnönü  defnedildi herhangi bir şekilde  şehit  olmamalarına  rağmen. Ama?

Bunun  amasını da  gelecek  bölümde  anlatalım... 


( Yurtta Sulh Cihanda Sulh Ve Hürriyet Şehitleri. başlıklı yazı Sami Biber tarafından 3.06.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu