
Tarih Sahnesinde insanı derinden etkileyen olaylardan biri de Ulüm Azm peygamberi Hz. Nuh’ın (a.s.),“Rabbim mağlup oldum demesi” .Tufan.
Birgün Dünyanın kapısının üzerimize kapanacağını bildiğimiz halde neden gözlerimizi sıkı sıkı kapatıp, kulaklarımızı ellerimizle tıkarız.
Milattan Önce, yer Babil..
Babil ülkesinde insanların uydukları değer verdikleri kimseler ölüp gittiklerinde, onların hatırasını canlı tutmak için büyük heykeller yapmışlar, ilk defa heykel anıt yapan kavim olmuşlar. Sonra arkasından gelen kuşaklarda bunları ilahlaştırıp tapmaya başlamışlar.
Kral Mahvil döneminde, Yüce Allah insanlara uyarıcı peygamber olarak Hz. Nuh (a.s.)’ı göndermiştir. Hz. Nuh(a.s) peygamberlik verildiğinde kırk yaşındaydı.
Hz. Nuh (a.s.) halkını, putları bırakıp Allah’a ibadet etmeye davet etti. Babil halkı, biz atalarımızdan böyle gördük, sana inanmayız dediler.
Nuh (a.s.) halkın , puthanelerinde bulundukları sırada, yanlarına gelip;
La ilahe illalah (Allahtan başka ilah yoktur ) dediği zaman, putlar tek tek yüzüstü düşmeye başladı, elim varmasa da yazmaya sevgili peygambere saldırdılar. Kral Mahvil durumdan haberi oldu ve Hz. Nuh(a.s.) zindana koydular. Allah, peygamberini zindana atan kralın bir hafta sonra canını aldı. Yerine geçen oğlu Kral Dermesil, gördüğü korkunç rüya nedeniyle Hz. Nuh(a.s.) zindandan çıkardı, Hz. Nuh(a.s.) ‘ın meczup olduğunu söyledi.
Hz. Nuh (a.s.) kavminin yaptığı sözlü ve fiili hakaret ve zulümler karşılığında Allah’a hep bağışlanmaları için dua etti. Onların bilmediklerini söyleyerek hep Allah’tan af diledi.950 yıl anlayışsız, kaba insanlar arasında yaşayıp tebliğ yaptı, ama inan insan sayısının çok az olduğu söylenmektedir. En doğrusunu Allah bilir.
İnsanlar neden kritik eşiği atlayıp hidayetle buluşamıyorlardı?
Hz Nuh(a.s.) hep anlatıyor, iman etmelerin istiyor, görevini eksiksiz yapıyor ama ;
Allahın hidayet etme sürecinde ,
Yüce Rabbimiz kulunun kendi hür iradesiyle değişimini, dönüşümünü tamamlamasını istiyor ve kulunun harekete geçip o tümseği(eşiği) atlamasını bekliyor. Kul bu eşiği atlamada direndiğinde, istemediğinde artık azgınlık kapılarını kendine açmış oluyor.
HUD Suresi 34 ayet;
34. Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.
Yeryüzünde haksız yere kibirlenip büyüklenenler, zulüm üzerinde olanlar, öğrendiği hakikati hayatından uzak tutanlar, yalancılar, nankörler, müsrifler, kuşkular için de yaşayan, kuşkularını içten anlatıp arama yoluna gitmeden emniyetli tarafa geçmek istemeyenler….
Azgınlıktaki ısrarları sebebiyle Allah bir kavmin maddî, mânevî ve ahlâkî bakımdan bozulmasını, kokuşup çökmesini murat etmişse peygamberin nasihati o topluma fayda vermeyecektir.
Kul inadından vazgeçtiğinde ise Allah’ın rahmeti üzerine yağacaktır.
Tufan tüm şiddetiyle devam ederken dramatik olaylardan biride;
Hz. Nuh(a.s.) ve oğlu arasındadır.
Hz. Nuh(a.s.), gemiden oğluna seslenerek onun da kurtuluşa ermesini ister. Bu çağrı, bir peygamberin tebliğ sorumluluğundan öte, bir babanın son umut dolu yakarışıdır. Nuh (a.s.), oğlunu inkârcılarla birlikte olmaması konusunda uyarır ve gemiye binmesini istemesi ve gelişen olayları Yüce Allah bize bildiyor.
Hûd Suresi (42-48)
42. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma" diye seslendi.
43. O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nûh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
43. O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nûh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
44. "Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.
45. Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."
46. Allah, "Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.
47. Nûh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.
48. Ona denildi ki: "Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."
Yazarın
Önceki Yazısı