Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 22.03.2026
Yıllarca
her sabah aynı alarm ile uyandığınızı, aynı telaşeler işe yetişmeye
çalıştığınızı düşünün. Sonra bir gün işiniz olmuyor, emekli oluyorsunuz. Yılların
yorgunluğuyla baş başa kalıyorsunuz. İşte o an anlıyorsunuz ki; insanı ayakta
tutan şey sadece aldığı nefes ya da bankadaki rakamlar değildir. İnsanı diri
tutan, her sabah aynı amaçla yetişmek zorunda olunandır.
Çoğu zaman sağlığı, aşkı ya da parayı hayatın
tek gerçeği sanarak yanılırız. Oysa bunlar sadece yolculuğun konforudur, yolun
kendisi değildir. Bir insan kendine bir yön tayin edemediğinde un ufak olur.
İçindeki boşluk insanı yavaş yavaş yutar. Bunu algılamak için derinlere bakmak
gerekir. Sizi sabah yataktan uyandıran muradınız, yaşama şevkiniz yoksa
dünyanın en sağlıklı insanı olmanız sadece acıyı daha uzun süre, daha çıplak
hissetmenize yarar.
Emekli olduğu
gün elindeki işi alınan insan, neden bir anda solar sanıyorsunuz? Ona "git
bahçeyle uğraş, hobi edin" derler. Bilmezler ki; hobi sadece vakit
öldürmek içindir, amaç ise vakti doğurmaktır. Eğer bahçedeki yetiştirdiği domates
bir çocuğun kursağına girerek bir umuda dönüşmezse, sadece toprakla
oyalanmaktır bu. İnsan oyalanmak için değil, var olmak için yaratılmıştır.
Bir kişinin
uyuşturucunun sahte cennetine sığınması ya da zenginliğin içinde çürüyen ruhların
sapkın arayışları hep amaç noksanlığındandır. Kalp, kendine bir yol bulamadığında
kendi kendini kemirmeye başlar.
Oscar
Wilde’ın dediği gibi: "Yaşamak dünyada en nadir rastlanan şeydir.
İnsanların çoğu sadece mevcuttur, o kadar." Bu yüzden derler ki; "İnsan
yirmi beşinde ölür ama sekseninde gömülür." Aradaki koca elli beş yıl,
sadece bir hayalettir aslında. Amacını kaybeden insan, ruhunu çoktan toprağa
vermiş, bedenini ise alışkanlıkla sürükleyen biridir. Mevcut olmakla yaşamak
arasındaki o ince çizgi, iradenin bir amaca bağlanmasıdır. İnsanlar çoğu zaman
bu hakikati bir hırs sanarak yanılırlar. Oysa hırs, dışarıdaki bir şeyi ele
geçirme arzusudur; amaç ise gönüldeki kimsesiz kuytuyu bir anlamla doldurmaya
çalışmaktır. İnsanı ayakta tutan şey, kendi varlığını aşan o büyük nedendir.
Şimdi
bir düşünün; hayatınızdaki tüm sıfatları, tapuları ve diplomaları bir kenara
bıraktığınızda, sizi bu dünyaya bağlayan gizli ip hala elinizde mi? Eğer o ip
koptuysa, en kalabalık sofralarda bile açlıktan ölürsünüz. İnsanı yaşatan nefes
değil, bir yola doğru atılan kararlı adımdır.
Kalbinizin
derinliklerinde bir yerlerde, sadece sizin duyabileceğiniz kimselerin
duyamadığı feryadı dindirecek bir gaye bulamadıysanız; aslında henüz doğmamışsınız
demektir. Ömür dediğimiz kısacık zamanda, sadece yankımızla değil, bıraktığımız
izin ağırlığıyla yürümek zorundayız. Aksi takdirde, en gürültülü hayatların
bile sonu, hiç var olmamışçasına sessiz bir siliniştir.
Aşk ile eyvallah
Derya Deniz DİNÇ