Amacını Kaybetmek


Yıllarca her sabah aynı alarm ile uyandığınızı, aynı telaşeler işe yetişmeye çalıştığınızı düşünün. Sonra bir gün işiniz olmuyor, emekli oluyorsunuz. Yılların yorgunluğuyla baş başa kalıyorsunuz. İşte o an anlıyorsunuz ki; insanı ayakta tutan şey sadece aldığı nefes ya da bankadaki rakamlar değildir. İnsanı diri tutan, her sabah aynı amaçla yetişmek zorunda olunandır.

 Çoğu zaman sağlığı, aşkı ya da parayı hayatın tek gerçeği sanarak yanılırız. Oysa bunlar sadece yolculuğun konforudur, yolun kendisi değildir. Bir insan kendine bir yön tayin edemediğinde un ufak olur. İçindeki boşluk insanı yavaş yavaş yutar. Bunu algılamak için derinlere bakmak gerekir. Sizi sabah yataktan uyandıran muradınız, yaşama şevkiniz yoksa dünyanın en sağlıklı insanı olmanız sadece acıyı daha uzun süre, daha çıplak hissetmenize yarar.

Emekli olduğu gün elindeki işi alınan insan, neden bir anda solar sanıyorsunuz? Ona "git bahçeyle uğraş, hobi edin" derler. Bilmezler ki; hobi sadece vakit öldürmek içindir, amaç ise vakti doğurmaktır. Eğer bahçedeki yetiştirdiği domates bir çocuğun kursağına girerek bir umuda dönüşmezse, sadece toprakla oyalanmaktır bu. İnsan oyalanmak için değil, var olmak için yaratılmıştır.

Bir kişinin uyuşturucunun sahte cennetine sığınması ya da zenginliğin içinde çürüyen ruhların sapkın arayışları hep amaç noksanlığındandır. Kalp, kendine bir yol bulamadığında kendi kendini kemirmeye başlar.

Oscar Wilde’ın dediği gibi: "Yaşamak dünyada en nadir rastlanan şeydir. İnsanların çoğu sadece mevcuttur, o kadar." Bu yüzden derler ki; "İnsan yirmi beşinde ölür ama sekseninde gömülür." Aradaki koca elli beş yıl, sadece bir hayalettir aslında. Amacını kaybeden insan, ruhunu çoktan toprağa vermiş, bedenini ise alışkanlıkla sürükleyen biridir. Mevcut olmakla yaşamak arasındaki o ince çizgi, iradenin bir amaca bağlanmasıdır. İnsanlar çoğu zaman bu hakikati bir hırs sanarak yanılırlar. Oysa hırs, dışarıdaki bir şeyi ele geçirme arzusudur; amaç ise gönüldeki kimsesiz kuytuyu bir anlamla doldurmaya çalışmaktır. İnsanı ayakta tutan şey, kendi varlığını aşan o büyük nedendir.

Şimdi bir düşünün; hayatınızdaki tüm sıfatları, tapuları ve diplomaları bir kenara bıraktığınızda, sizi bu dünyaya bağlayan gizli ip hala elinizde mi? Eğer o ip koptuysa, en kalabalık sofralarda bile açlıktan ölürsünüz. İnsanı yaşatan nefes değil, bir yola doğru atılan kararlı adımdır.

Kalbinizin derinliklerinde bir yerlerde, sadece sizin duyabileceğiniz kimselerin duyamadığı feryadı dindirecek bir gaye bulamadıysanız; aslında henüz doğmamışsınız demektir. Ömür dediğimiz kısacık zamanda, sadece yankımızla değil, bıraktığımız izin ağırlığıyla yürümek zorundayız. Aksi takdirde, en gürültülü hayatların bile sonu, hiç var olmamışçasına sessiz bir siliniştir.

Aşk ile eyvallah

Derya Deniz DİNÇ

 

 

( Amacını Kaybetmek başlıklı yazı D. Deniz Dinç tarafından 22.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu