Biraz Sen Birazda Gece
Geceyi bir mendil gibi buruşturup cebime attım,
yıldızlar kırıntı oldu avucumda.
Sokak lambaları sarı birer tanık,
suskunluğumu tutanaklara geçirmeden sönüyor.
Kapın,
eski bir rüyanın eşiği gibi,
dokunsam uyanacak dünya.
Çalmıyorum.
Çünkü bazı gelişler gürültüyü affetmez,
bazı varışlar sadece kalbin nabzıyla açılır.
İçimde pas tutmuş bir zaman akıyor,
saatler dişlerini gıcırdatarak dönüyor.
Cümlelerim yaralı kuşlar gibi,
uçmak istiyor ama gökyüzü ağır.
Senin adın
bir merhem gibi sürülüyor dilimin çatlaklarına.
Otururuz,
sessizliği ikiye böleriz dizlerimizin arasında.
Çaydan yükselen buhar
yorgunluğumu göğe taşıyan ince bir merdiven olur.
Zaman, masanın kenarında unutulmuş bir bıçak gibi,
kesmez artık.
Sonra gökyüzünü sökeriz yerinden,
gecenin dikişlerini atarız tek tek.
Mavi bir boşluk kurarız kendimize,
içine düşmeden de durabildiğimiz.
Dokunuşun
yerçekimini kandıran bir sır,
parmak uçlarımızdan yükselir dünya.
İnsanlar,
soğuk cam parçaları gibi içimde,
her hatırlayışta biraz daha kesiyor.
Ama sen gelince
kış, omzundan paltosunu indiriyor,
mevsimler yön değiştiriyor sessizce.
Ben dağılmış bir harf yığınıyım belki,
anlamsız, savrulmuş, eksik
ama sen bakınca
kelimelerim hizaya giriyor,
bir şiir kendini hatırlıyor.
Ve en sonunda
hiçbir şey söylemeden
anlaşılmanın o derin, karanlık kuyusunda
sesim yankılanmadan kayboluyor
Ve yine beni sadece
sen anlarsın.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.