Kendi Külüne Yabancı
Kendi külüne yabancı
Bir boşluk büyüyor içimde,
adı konmamış bir kıyamet gibi.
Göğsümün içinde sessizce çöken
karanlık bir şehir var şimdi.
Sokak lambaları yanıyor hâlâ
ama hiçbir ışık ulaşmıyor ruhuma.
Ne dua tutuyor ellerimi,
ne de inkâr kurtarıyor beni kendimden.
Sanki içimdeki bütün ayetler
yarım bırakılmış bir göğe asılmış.
Allah bile bazen
sesimi duymuyormuş gibi geliyor.
Ruhum
uzun zamandır girilmeyen bir ev gibi.
Kapıları küflenmiş,
camlarında terk edilmiş akşamlar birikmiş.
Birinin adımı söylemesine bile dayanamıyorum artık.
Çünkü insan bazen
en çok kendi isminden yoruluyor.
Dokunsalar dağılacağım.
Üfleseler savrulacağım.
Bir sigaranın ucunda kül olmaya yakın
o son kızıllık gibiyim.
Yanıyorum belki
ama kimse fark etmiyor.
Ben artık ölümden değil,
yavaş yavaş silinmekten korkuyorum.
Bir fotoğrafın güneşte unutulup
yüzünün kaybolması gibi.
Bir insanın anılardan bile eksilmesi gibi.
Öyle çekiliyorum hayattan.
Ne acım tam acı,
ne huzurum huzur artık.
Göğsümde mevsimsiz bir iklim var.
Kar yağmıyor
ama üşüyorum.
Güneş doğuyor
ama içim aydınlanmıyor.
Her vedada biraz daha eksildim ben.
Her alışırsın diyen
ruhumdan ince bir parça kopardı.
Ve biri gitti bir gün.
Öyle sessiz, öyle kesin gitti ki
arkasında bırakacağı enkazı bile toplamadı.
Şimdi aynalara bakıyorum bazen.
Camın içinde biri duruyor
ama gözleri bana ait değil.
Çocukluğumu çağırıyorum içimden,
koşup sarılmıyor artık bana.
Meğer insan
en önce içindeki çocuğu kaybedermiş.
Bir zamanlar
bir şarkıyla geceyi sabah ederdim.
Bir kuş geçse gökyüzünden
umut sanırdım.
Şimdi ne müzik dokunuyor içime
ne göğün mavisi.
Çünkü bazı acılar
renkleri bile solduruyor insanın.
İçimde eski benden kalan
yarım cümleler dolaşıyor hâlâ.
Birinin kahkahası,
birinin duası,
birinin yarım bıraktığı sevgisi.
Hepsi üst üste yığılmış
sessiz mezarlar gibi.
Sanki her sabah
bir önceki beni gömerek uyanıyorum.
Ve her gece
biraz daha yabancılaşıyorum kendime.
Artık tepkim yok.
Ne şaşırıyorum
ne kızıyorum.
Çünkü insan
çok kırıldı mı
duygularını değil,
sesini kaybediyor önce.
Geceyle gündüz karıştı birbirine.
Saatlerin anlamı yok artık.
Zaman dediğin şey
yalnızca geçiyor.
Ama hiçbir yere varmıyor.
Ve anladım.
İnsanı yok eden şey
bir kurşun ya da bir ayrılık değil bazen.
Bazen insan
kendi ruhuna geç kalıyor.
En büyük kayboluş da bu oluyor işte,
nefes alırken bile
kendine ulaşamamak.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.