Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
3,5 (2 oy)

Kısa Kes


bir karanlık tuttum

göğsümde

ışık geldi,

dokundu,

göğümde

yer bulamadı

çekildi

yüzey yumuşadı 

yardı kabuğu

duygular yavşak 

her karar kavşak

hüküm veriliyor 

o ses

sesi kes

beni kes

sözü kes

kısa kes 


yavaşça

rahatça

salakça 

abandıkça

ak akça

afalladıkça

adı konmayan

bir fikir çıkar

ötekini boğar

bir yer

sessizce kapanır

gecenin kabuğundan

kan değil

gözyaşı akar

karanlık ağlar

ruh tırnaklar

yıkıldı 

barınaklar

yığıldı

dayanaklar

birikmiş sözler

söylenmemiş

yutulmuş

ertelenmiş

her biri gecikmiş

bir nefes

derin değil

ama çok

çok olduğu için sen değil.


Sen azdın

Yazdın

Ben sende marazdım

sen bende

miras

bende kalan

bir yarık

yarıldıkça

ışır

ışıldadıkça

sızar

düşümde

demir tozu

dilimde

dua kırığı

içimde

kuyu kuyu

uyku artığı

bir gölge

boy vermez

bir sevda

çürür de

renk vermez

bir kelime

ölür de

ses vermez


sen gittin

ev devrildi

oda durdu

cam çatladı

çehre sustu

paslı bir

uğultu

ben sana

yıkıldım

bir duvarın

içten içe

toz oluşu

dokunsan

dağılacaktım

içimdeki

geçitler

yanlış yere

açtı

yüzüm geçti

sesim aktı

hangi sızıyı

tutsam

adı büyüdü

hangi yarayı

örtsem

gece söktü

yalınayak

bakışı

bıçak yaptı

susuşu

halat

öncesi

sonrası

asık surat 


alıştım

azalmaya

alıştım

daralmaya

alıştım

kararmaya

her harf

bir darağacı

her hece

bir mahkûm

her mısra

son infaz

içimde

ne aşığım

ne kurban

ben

kendi üstüne

kapanan

bir hükmün

iç çekişi


gece gelir

her seferinde

başka bir

yetim yerine

ışık gelir

dokunur

yer bulamaz

çekilir

ama bu kez

çekilen o değil

ben olurum

âh ruhumun

kesilmiş yanı

hangi mevsime sakladın

benliğimin

diri baharlarını

hüzün sabrını

kim dikti

düşüncelerimin avlusuna

karar çiçeklerini

huzursuz ruh çığlıklar 

martıları vurdu

hedefsiz taşlar


ömür

eriyen bir mum kırığı

duyguların kozu 

sırtımda gecenin yükü

sormayın ahvâlimi

sırıtan kaderimden dönüyorum

ellerim sır lekesi

gözlerim dilsiz

hangi aynaya baksam

biraz yargıç

biraz hüküm

biraz benim yüzüm

yanaklarımı seven gözyaşlarım

kapı eşiğinde yetim

beklemenin gölgesinde muamma

bir kurşunda alırım istesem

yarınların canını

bir kalemde çizerim

üstünü hafızanın

ama dönüp yine

aynı yaraya yaslanırım


sardunya sabrı

içerden çatlama, sancı

inanç olmasa

ve yerinde durmasa 

yalpalayarak

gönlümün mihrabı

yıkılırdı içimde

empati 

mürekkebi şeffaf 

renginden ruhuma

merhameti

enjekte

kırılmış yüzlerin çevresine

mavi teselli nakşeden

ölümlü bir hattatım


adı alışmak

adı düzen

adı dilekçe

akrep misali sokar kendini

gerekçe

zehrinde boğulur herdem

bir tek kendine müphem

çünkü insan

kendi zihnini keserken

kan görmez

hafifler

...........

Not: Bu şiirde, Nar-ı Çiçek’in “Hayat Bize Küs Ölüme Âşık” şiirinden esinlenilmiş; bazı imge damarları yeniden yorumlanmıştır.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
3,5 (2 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kısa Kes

SönmezKORKMAZ SönmezKORKMAZ