Kısa Kes
bir karanlık tuttum
göğsümde
ışık geldi,
dokundu,
göğümde
yer bulamadı
çekildi
yüzey yumuşadı
yardı kabuğu
duygular yavşak
her karar kavşak
hüküm veriliyor
o ses
sesi kes
beni kes
sözü kes
kısa kes
yavaşça
rahatça
salakça
abandıkça
ak akça
afalladıkça
adı konmayan
bir fikir çıkar
ötekini boğar
bir yer
sessizce kapanır
gecenin kabuğundan
kan değil
gözyaşı akar
karanlık ağlar
ruh tırnaklar
yıkıldı
barınaklar
yığıldı
dayanaklar
birikmiş sözler
söylenmemiş
yutulmuş
ertelenmiş
her biri gecikmiş
bir nefes
derin değil
ama çok
çok olduğu için sen değil.
Sen azdın
Yazdın
Ben sende marazdım
sen bende
miras
bende kalan
bir yarık
yarıldıkça
ışır
ışıldadıkça
sızar
düşümde
demir tozu
dilimde
dua kırığı
içimde
kuyu kuyu
uyku artığı
bir gölge
boy vermez
bir sevda
çürür de
renk vermez
bir kelime
ölür de
ses vermez
sen gittin
ev devrildi
oda durdu
cam çatladı
çehre sustu
paslı bir
uğultu
ben sana
yıkıldım
bir duvarın
içten içe
toz oluşu
dokunsan
dağılacaktım
içimdeki
geçitler
yanlış yere
açtı
yüzüm geçti
sesim aktı
hangi sızıyı
tutsam
adı büyüdü
hangi yarayı
örtsem
gece söktü
yalınayak
bakışı
bıçak yaptı
susuşu
halat
öncesi
sonrası
asık surat
alıştım
azalmaya
alıştım
daralmaya
alıştım
kararmaya
her harf
bir darağacı
her hece
bir mahkûm
her mısra
son infaz
içimde
ne aşığım
ne kurban
ben
kendi üstüne
kapanan
bir hükmün
iç çekişi
gece gelir
her seferinde
başka bir
yetim yerine
ışık gelir
dokunur
yer bulamaz
çekilir
ama bu kez
çekilen o değil
ben olurum
âh ruhumun
kesilmiş yanı
hangi mevsime sakladın
benliğimin
diri baharlarını
hüzün sabrını
kim dikti
düşüncelerimin avlusuna
karar çiçeklerini
huzursuz ruh çığlıklar
martıları vurdu
hedefsiz taşlar
ömür
eriyen bir mum kırığı
duyguların kozu
sırtımda gecenin yükü
sormayın ahvâlimi
sırıtan kaderimden dönüyorum
ellerim sır lekesi
gözlerim dilsiz
hangi aynaya baksam
biraz yargıç
biraz hüküm
biraz benim yüzüm
yanaklarımı seven gözyaşlarım
kapı eşiğinde yetim
beklemenin gölgesinde muamma
bir kurşunda alırım istesem
yarınların canını
bir kalemde çizerim
üstünü hafızanın
ama dönüp yine
aynı yaraya yaslanırım
sardunya sabrı
içerden çatlama, sancı
inanç olmasa
ve yerinde durmasa
yalpalayarak
gönlümün mihrabı
yıkılırdı içimde
empati
mürekkebi şeffaf
renginden ruhuma
merhameti
enjekte
kırılmış yüzlerin çevresine
mavi teselli nakşeden
ölümlü bir hattatım
adı alışmak
adı düzen
adı dilekçe
akrep misali sokar kendini
gerekçe
zehrinde boğulur herdem
bir tek kendine müphem
çünkü insan
kendi zihnini keserken
kan görmez
hafifler
...........
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.