Paslı Ufuklara Doğru
Saçlarıma geceyi sürdüm bugün.
Biraz daha kararsız olsun diye gökyüzü.
Biraz daha geç uyusun diye içimdeki çocuk.
Pencerede bekleyen rüzgâr, eski bir mezarlığın unutulmuş kapıcısı gibi isimlerimi sayıyordu.
Hangisi bendim bilmiyorum.
Çünkü yıllardır aynı bedende birkaç kadın eskittim.
Biri yağmura dönüşüp gitti.
Biri bir aynanın içinde kaldı.
Biri hâlâ çocukluğunun dizlerini kanatıyor.
Ve biri varki.
Bir kuyunun dibinde göğe mektup yazıyordu.
Gece büyüdükçe
Ay, göğün boğazına kaçmış beyaz bir taş gibi nefes alıp veriyordu.
Yıldızlar ise ölmüş denizcilerin cebinden dökülen yarım yönlerdi.
Ben ellerimi karanlığa bıraktım.
Parmak uçlarımdan eski baharlar aktı.
Kuş sesleri.
Yarım kalmış vedalar.
Kırık fincan diplerinde unutulan ömürler.
Bir kadın bazen ağlamaz.
İçinde bir okyanus paslanır sadece.
Sabaha karşı
Güneş, ufkun paslı kilidine sokulmuş altın bir anahtar gibi döndü.
Ve dünya yeniden açıldı.
Küllerimin altında sakladığım nehir yeniden yürümeye başladı.
Artık taşlara değil,
sulara inanıyordum.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz.
İçlerinden bahar geçer.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.